Biz seni çok sevdik...

Bugün çevremde olan bitenin hiç mi hiç önemi yok! Dünya yansa da umurumda değil yani...

Çünkü bugün ben canım kızımı, Linda'yı kaybettim... Henüz 4 yaşına bile gelmeden bizlere veda etmek zorunda kaldı... Hem de çok acı bir şekilde...

Oysa ansızın evimize geldiğinde, -aslında hiç de öyle bir planımız yoktu, ağabeyim apartmanı korusun diye çiftlikten almıştı- büyük ırklarda kemik kanserinin yaygın görüldüğünü, günlerimizin zaten sayılı olduğunu nereden bilebilirdik değil mi

Henüz bebek denecek yaşta, 2-3 aylıkken "aşıları tamamlanmadan bahçede kalamaz" diyerek biraz annemler daha çok da oğlumla biz evimizde baktık... Ancak bu hiç de kolay olmadı tabii... Neticede bir poodle gibi yumuşak, uyumlu değil, ırkı gereği hareketli, sert, inatçı bir mizacı vardı.

"Kalsın mı gitsin mi, galiba yapamayacağız" diyerek tabiri caizse kavga dövüş günler günleri kovaladı, o bize biz ona çok alıştık...

Aramızdaki o eşsiz bağı kuracak olan sevgi tohumu da bence o vakitler kalplerimize düştü...

Artık gözlerimiz birbirine değdiğinde ne demek istediğimizi zaten anlayabiliyorduk.

★★★

Karnesinde doğum tarihi 25 Ağustos 2022 yazıyor... Yani bir çocuğum olsaydı, insan yaşıyla şimdilerde 30'larında sayılacaktı... Tam da olgunluk dönemi...

Gerçi son anlara kadar parktan içeri girmek istemediğinde inadını hala ipini çekiştirerek gösteriyordu o da ayrı ama hırçınlığı, hareketliliği bitmiş, yerini sakinliğe bırakmıştı...

Canım kızım, aramızdan ne kadar da erken ayrıldın...

Gerçi "Kızım" dememe memlekette içerleyenler olacaktır. Hatta Linda'yı anımsatan her şeyde gözyaşlarımı neden tutamadığıma da bir anlam veremeyeceklerdir eminim...

Gerçi olsun, onları da anlıyorum... Neticede hayvan sahibi olmayı; evi korusun diye derme çatma bir kulübeye kısacık bir iple gelişigüzel bağlamaktan, şanslıysa günde iki kere kir içindeki taslarına ekmek, su koymaktan ve arada seslenip başını şöyle bir okşamaktan ibaret sanan bir milletin çocuklarından ne bekleyeceksiniz değil mi Ne aşı, ne hastalıklarında tedavi, ne de kısırlaştırma dertleri var... Sevgi mi, oyun mu, birlikte gezmek mi o da ne

Dünyada başka bir ülke var mıdır ki "hayvan", "köpek" gibi kelimeler başkasına hakaret olarak kullanılsın inanın hiç bilmiyorum...

O sebeple; önce bir evcil hayvanınız olsun ki belki anlamak için illa olması da gerekmiyor, sorumluluk sahibi bir birey olarak ona hak ettiği gibi bakın, aranızda bir sevgi bağı oluşsun ondan sonra "kızım mı, oğlum mu diyeceksiniz" bence bunu o vakit konuşalım...

İnsan yaşamadan öyle büyük laflar etmemeli...

Eskiden bir tanıdığım bir evcil hayvanını kaybettiğinde içim cız ederdi belki ama yine de neden o kadar çok acı çektiğini, üzüldüğünü anlayamazdım.

Demek ki o güçlü bağı, sevgiyi hiç yaşamamış, tatmamışım diyorum şimdi...

Hele de can dostunuz bir kedi ya da köpekse... "Dünyaya gönderilmiş kanatsız melekler..." diyorlar ya doğru...

"Ama insanlara zarar verenler de var" diyorsunuz, bu da doğru. Sokak hayvanlarına karşı doğru dürüst bir politikanız yoksa, sahibi olun olmayın siz de onlara eziyet ediyorsanız, saldırganlaşıyorlarsa, önlemini alamıyorsanız mümkündür elbet...

Peki çözümünüz Öldürmek ya da üç gün bile yaşamanın mümkün olmadığı barınaklara mı hapsetmek

Yurtdışında sokak hayvanları neden bu kadar çok sahipleniyor sanıyorsunuz Bilmiyorsanız, sorunu çözenlerden öğrenebilirsiniz.