Sürece göre adalet olmaz

Adalet Bakanı'nın 'vicdanları yaralayan dosyaları' inceleyeceğini söylemesi iyi, ama Nadira Kadirova gibi şüpheli ölümlerin neden bu hızlı kapatıldığını kimse sorgulayacak mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Adalet Bakanı'nın faili meçhul kadın cinayetlerini inceleyeceği açıklamasını eleştirerek, bu söylemin Nadira Kadirova, Rabia Naz ve Rojin gibi şüpheli ölümlerin hızlıca 'intihar' ile kapatılmasıyla çeliştiğini ileri sürüyor. Temel argümanı, siyasi tercihler doğrultusunda 'seçici adalet' uygulanmakta olduğu ve bunun ancak tüm soruşturmaların bağımsız olarak yeniden değerlendirilmesiyle çözülebileceğidir; peki bu 'kamu vicdanı' retoriğinin arkasında gerçek bir hesap sorma isteği mi yoksa başka bir siyasi hedefi mi vardır?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazeteci Seyhan Avşar'a açıklama yaptı ve "Adalet Bakanlığı bünyesinde bir ekip kurduk. Bu ekip vicdanları yaralayan dosyaları inceleyecek. Sadece Gülistan Doku dosyası değil; Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor. Faili meçhul kadın ve çocuk dosyalarının üzerine titizlikle gideceğiz. Ucu kime dokunursa dokunsun, titizlikle soruşturmayı yürüten başsavcılarımızın yanındayız." dedi.

***

Bu açıklama üzerine Özbek vatandaşı Nadira Kadirova'nın, bakıcı olarak çalıştığı AKP İstanbul milletvekili Şirin Ünal'ın Ankara'daki evinde ölümü de akla geliyor.

Emniyet açıklamasında "Olay yerinde yapılan teknik ön incelemede intihar harici herhangi bir şüpheli durum müşahede edilmemiş, ayrıca Müntehire'nin odasında intihar eğiliminde olduğuna dair bulunan geçmiş tarihli notlar da dahil tüm bulgular soruşturma dosyasına eklenmiştir" denilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasında da "Ölenin bulunduğu odanın kapısının kilitli olması nedeniyle emniyet görevlileri ve 112 ilkyardım ekipleri tarafından kilitli odanın kapısı kırılarak hastaneye intikal ettirildiği" belirtilmişti.

Anlaşılan o ki "kapı içerden kilitliyse, olay kesinlikle intihadır" ön kabulüyle hareket edilmişti.

Nadira'nın ağabeyi Muhammet Ali Kadirova, çeşitli medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, olaydan beş dakika önce Şirin Ünal'la görüştüğünü söylemişti:

"Olay olmadan beş dakika önce milletvekili Şirin Ünal beni aradı. Bana 'Silahım kayboldu' dedi. Şirin Ünal Bey, 'Kız kardeşin alıp sana mı götürdü' diyecek sandım. O sırada tabancayı almış, odasına kilitlemiş. 'Açmaya çalışıyoruz' dedi. O esnada Şirin Ünal Bey'in kızı Duygu Ünal, kapıya vuruyordu, bağırış, çağırış ses geldi. O esnada telefon kapandı. Hemen taksiye atladım, olay olan eve geldim. Olay olmuş ateş atılmış. Polis ekipleri beni içeri sokmadılar. 'Kardeşim nerede' dedim. 'Hastaneye götürüldü' dediler. Taksiye atladım, Bilkent Şehir Hastanesi'ne geldim. 'Beni içeri sokun, ben onun ağabeyiyim' dedim. Beni içeri sokmadılar. Sonra içeriden doktorlar çıktı 'Başınız sağ olsun' dediler, orada bittim ben."

Dosyayı gönüllü olarak Önce ocuklar ve Kadınlar Derneği adına takip eden avukat Müjde Tozbey Erden, "Nadira'nın intihar şekli, bir gece önce yakın arkadaşına 'cinsel saldırıya' uğradığına dair sözleri, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın iki gün içerisinde otopsi ve Adli Tıp raporunu hızlıca aldırıp Nadira'nın cenazesini ülkesine göndermesi, bürokratik işlemlerin iki gün içinde halledilmesi, intihar ettiğine dair açıklamalar yapılması, Nadira'nın ölümünü şüpheli hale getirmiştir." demişti.

***

*Rabia Naz