Şu Yemen elleri ne de yamanmış!

İsrail'in Babülmendep Boğazı'nda askeri üs kurma çabasının ardında Somaliland tanıma operasyonu gizli mi, yoksa yazarın bağlantı kurması eksik delillere mi dayanıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İsrail'in Somaliland tanıma girişimini, Babülmendep Boğazı'nda kontrol sağlamak için planlı bir operasyonun parçası olarak görmektedir. Bu iddiayı, bölgedeki stratejik petrol yollarını kontrol etme ve İran'a baskı yapma hedefleriyle desteklemektedir. Ancak yazının kronolojisi ve nedensel bağlantıları net mi, yoksa farklı olaylar aynı amaç çerçevesinde mi sunuluyor?

Hani İsrail, "Somaliland" adıyla Somali'den ayrılan ülkeyi tanıdığını açıklamıştı da ABD Başkanı Trump, "Somaliland'ı tanıma konusunu çalışıyoruz. Dünyada Somaliland'ın nerede olduğunu bilen var mı" diye garip bir mesaj yayınlamıştı ya bu operasyonun birinci hedefinin Babülmendep Boğazı'nı kontrol altına almak olduğu şimdi daha net anlaşılıyor.

Arap analizci Abdulbari Atvan, Somaliland tartışılırken, İran Haber Ajansı İRNA'ya "İsrail, Babü'l-Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'nde askeri üs kurma çabasında. Arap Denizi, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'nun batı kıyılarındaki adalarda askeri üsler kurularak bölgesel deniz yollarının kontrol edilmesi amaçlanıyor. İsrail, Yemen kaynaklı hipersonik füze saldırılarını da buradan önlemeyi planlıyor. İsrail, Somaliland üzerinden Süveyş Kanalını da dolaylı olarak kontrol ederek Mısır'a baskı uygulamak istiyor. İsrail, Hürmüz Boğazı üzerinden, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman ve Yemen limanlarından çıkan petrol sevkiyatlarını, Somaliland üzerinden kontrol etmeye çalışıyor." demişti.

***

Yasemin ongar, 2004 yılında G-8 toplantısında şekillendirilen ve tam adı "Geniş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Ortaklık" olan projeyle ilgili BBC'nin sorularını cevaplandırırken, "Aslında ilk başta 'Büyük Orta Doğu Projesi' olarak ortaya atılan girişim, şimdi yeni bir isme, yeni bir çerçeveye, programa ve plana sahip. G-8 ülkeleri bu girişime sahip çıktılar, hem de Türkiye'nin de aralarında bulunduğu yedi bölge ülkesi de ortak bildiriye ve ortak bildirinin altındaki plana taraf olarak bu girişimin parçası oldular. 'İlerleme ve ortak gelecek için ortaklık' diye ifade edilen ve Kuzey Afrika coğrafyasını, Orta Doğu'yu hedef alan, demokratikleşme ve sosyal ve iktisadi reformlar projesi, bu çerçevede önemli bir girişimdi. Proje, 'Demokratik Yardım Diyaloğu' adını aldı. Bu bir mekanizma olacak ve bölge ülkelerinde mevcut demokratikleşme taleplerini, var olan sivil toplum örgütlerini, bunların yenilerinin kurulmasını özendirecek, teşvik edecek çeşitli projeler ortaya koyacak. Bu çerçevede de Türkiye, İtalya ve Yemen'le birlikte eş başkanlık üstlendi. Aslında Türkiye, bu projeye başından taraf olarak, Orta Doğu'daki reformların teşvikinde ciddi bir öncü rol üstlenmiş oluyor" demişti.

İngiltere, 2010 yılında Yemen ve Somali'de terörle mücadele konusunda ABD ile ortak çabalarını yoğunlaştırma kararı aldığını, sahil güvenlik operasyonlarına destek vereceklerini açıklamıştı.

ABD, İngiltere ve İsrail, esas olarak Time dergisinde yayınlanan bölge haritasındaki sarı bölgeyi yani Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Kuveyt ve diğer Körfez ülkeleri, Ürdün, Suriye ve Irak'ı tamamen ele geçirmek istiyordu. Özbekistan ve Kırgızistan da bu haritaya dahildi.

Arap Baharı, 2005 yılında İstanbul'da tezgâhlandı. Irak'ta Barzani'ye bir devletçik kurdurulmuştu. Suriye'de ise kurulan yeni devlete PKK'yı ortak ettiler. Türkiye de bunu entegrasyon olarak gördüğünü açıkladı!