Her cep telefonu kumarhane olursa

Devlet maden şirketlerini korurken vatandaşlar toprağını savunuyor, çocuk çeteler silahlı hale gelmiş, sistem kumar ve faizi teşvik ediyor—bu bileşen sosyal çöküşü delibere mi yönetiyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, çocuk suçluluğundan kayıp cinayetlere, çevre tahribatından kumar oyunlarına kadar geniş bir yelpazede devlet sisteminin vatandaştan ziyade menfaatleri koruyacak şekilde işletildiğini iddia ediyor. Bunun nedenini iktidardaki zihniyetin ülkeyi 'fethedilecek arazi' olarak görmesine bağlıyor. Peki bu sorunlar sistem tasarımından mı yoksa uygulamadaki ihmal ve yolsuzluklardan mı kaynaklanıyor?

Şanlıurfa'dan sonra Kahramanmaraş'ta bir okulda silahlı olay yaşandı. Ülke çapında çocuk çeteleri var. Okullarda akran zorbalığı artık silahlı saldırılara dönüştü. Esnaftan haraç isteyen çocuk çetelerinin kurşunlama gibi saldırıları her gün medyaya yansıyor.

Televizyon kanallarının çoğunda mafya dizileri yayınlanıyor ve 8 yaşındaki çocuklar, "Büyüyünce mafya olacağım" demeye başladı...

İstanbul'da kentsel dönüşüm sebebiyle boşaltılan binalara, yıkım aşamasına geçmeden önce çeteler dadandı. Binalarda satış değeri olan ne varsa söküp götürüyorlar. Engel olmaya çalışan komşuları da tehdit ediyorlar. Hiçbir önlem alınmıyor.

Gülistan Doku dosyası gösterdi ki bir davada suçlular ortaya çıkarılmıyorsa, mutlaka devletin içinde delilleri karatanlar vardır. Tabii suç ve ceza şahsidir ama bazı cinayetlerde devlet gücü, suçu örtbas etmek için kullanılıyor. Rojin davası da böyle, Rabia Naz davası da, Narin davası da...

***

Tarlada 20 lira olan acı kırmızı biber, markette nasıl 300 lira oluyor, araştıran yok...

İnşaat firmalarının malvarlığına çöken hukuk büroları türedi. Arkalarında siyasi güçler var!

Ülke topraklarının neredeyse tamamı maden sahası olarak tespit edildi ama alenen ilan edilmiyor. Yurt çapında vatandaşlar, toprağını, suyunu, havasını devlete karşı korumaya çalışıyor. Devlet onların değil maden şirketlerinin çıkarlarını koruyor. Öyle ki Kaz Dağları Ekoloji Platformu, "Esra Işık 16-17 gündür tutuklu. Ne için Toprağını, yurdunu savunduğu, bir enerji şirketine teslim etmek istemediği için... Kazdağları'ndan Akbelen'e, Karadeniz'den, Munzur'a ülkenin her bir köşesinde, maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilen tarım arazileri, ağıllar, meralar, evler, zeytinlikler, su havzaları, ormanlar, köyler, bağlar, bahçeler... Bu alanlar haksız ve hukuksuz acele kamulaştırma kararları ile açılan davaların sonuçları dahi beklenmeden, maden sahasına dönüştürülmeye çalışılıyor." diyor.

***

Devlet, pandemi denilen pandomim sırasında hiçbir bilimsel denemesi yapılmayan sıvıları, küresel çetenin baskısıyla aşı diye vatandaşa dayattı. Şimdi bütün dünya bu oyunu anladı ama iş işten geçti.

Yenidoğan bebekleri öldüren bir çete ortaya çıktı, arka planı hâlâ aydınlatılmadı!

Şimdi yine devleti yönete siyasi irade, 5G teknolojisine hiçbir güvenlik önlemi almadan geçmeye çalışıyor. Önlem, baz istasyonları dikmek yerine yerin bir metre altına fiberoptik kablolar döşemektir ama daha pahalı olduğu için kimse bunu düşünmüyor. Oysa, 5G için kullanılan 3.5 GHz frekansının, bütün canlılarda hücre hasarına ve genetik yapı bozulmasına yol açtığı, tiroid ve üreme hormonlarını bozduğu, bilimsel olarak ispatlanmış durumda. Bütün dünyada bu konuda uyanış var ve birçok şehir fiberoptik kablo sistemine geçiyor ama Türkiye'de bundan bahseden tek bir siyaset adamı yok!

***

Siyasi görüşlerine hiç katılmadığım ama ekonomik görüşleri değerli olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan