Önce ABD ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi Tom Barrack'ın sözlerini hatırlatayım:
"Levant ve Anadolu'yu uzun süredir inceleyenlerin geleneğinde - Irak, Suriye ve Türkiye, Ortaoğu'nun kalıcı istikrarının dönmek zorunda olduğu stratejik bir destek/dayanak olmaya devam etmektedir. Bu üç ülkeyi dengelemek, Amerikan temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odak gerektirir - kabilevi, dini veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçerek. Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayati misyon, bölgenin dağınık iplerini, düzen ve karşılıklı çıkarların birbiriyle uyumlu bir dokusuna dokuyarak ortak refaha doğru hizalanmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır."
***
Sonra da 17 yıl önce bu sütunda yayınlanan 27 Ekim 2009 tarihli, "Şişirilmiş Türkiye Büyük İsrail'e götürür; uyanın!" başlıklı yazımdan bir bölüm:
AKP iktidarının Ermenistan ve PKK açılımları, Suriye ve Irak ile çok yakın ilişkiler kurulması ile paralel geliştirildi. Öyle ki, Azerbaycan ile "iki devlet tek millet" anlayışı yıpratılırken, Türkiye "tek devlet, tek millet" anlayışından, iki millet, üç millet, hatta "imparatorluk bakıyesi" denilerek "tek devlet 72 millet" kabullüne doğru kaydırılmaya başlandı.
Prof. Dr. Mahir Kaynak, bir süre önce bu durumu şöyle incelemişti:
"Açılım, kültürel alanda gerçekleşiyor gibi görünse de sonuçları açısından bölgesel dengelerde değişime yol açıyor ve Türkiye'yi çevre ülkelerle ayrıştıran duvarlar etkisizleşiyor. Cumhuriyetin kuruluş felsefesini değişmez kabul edenler açısından bu değişim süreci kolay kabul edilebilecek cinsten değildir."
Mahir Kaynak, Cine-5 teki kırmızı hat programında da benzer görüşleri savundu. Kendisine "Peki Türklük ne olacak" diye sordum, "Devletimiz büyüyecek" diye cevap verdi.
***
Değişimin boyutlarını Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayımlanan el Halic gazetesindan Husam Kanafi ise "Türkiye'nin son dönemde aldığı kararlar -devletin laik yapısına rağmen- Ankara'yı İslami lider konumuna getirmektedir. Türkiye'nin yeniden Orta Doğu'da harekete geçmesi, sanki Osmanlı İmparatorluğu'nun küllerinden yeniden doğuşu bekleniyormuş gibi bütün dikkat ve umutları üzerine topladı" diye yazdı.
Sabah gazetesine Washington'dan yazan Ömer Taşpınar da "Türkiye kabuklarını kırıyor" sloganının kullandı. Bu slogan, Türkiye'nin rejimini değiştirmek isteyen herkesin dilindedir.
Taşpınar, "Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği açılımlara bir bakın. Ermenistan'la barışan, Suriye ile kucaklaşan, Kıbrıs'ta çözüm arayan, AB'ye tam üye olmak için uğraşan, hem Rusya hem de Amerika ile ortak ekonomik ve siyasi çıkarlar peşinde koşan, küresel öneme sahip enerji projelerine imza atan, dünyanın en kalkınmış ülkeleriyle G-20'de aynı masada oturan bir Türkiye var artık" hatırlatmasında bulundu.

15