Yıllar önce Ulusal Kanal'da Kurtul Altuğ'un yönettiği "Politikanın Nabzı" programına Hüsamettin Cindoruk ve Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci ile birlikte katılmış şu tespitleri yapmıştım.
- Türkiye'de bir askeri vesayet vardı ve AKP hükümeti bunu ortadan kaldırmak için ABD ile işbirliği yaptı. Sonuçta askeri vesayetin yerini Amerikan vesayeti aldı.
-Elbette bu vesayet, yeni değildir. Türkiye'nin NATO'ya girmesi ile birlikte Türkiye Amerikan vesayetini resmen kabul etmiştir. Aslında süreci başlatan Yalta Konferansı'dır. Orada Rusya, Türkiye'nin Amerika'nın arka bahçesi olmasını kabul etmiştir.
-Attilâ İlhan'ın deyimiyle, "Batı'nın deli gömleği", Türkiye'ye Yalta'da giydirilmiştir.
***
Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi genel başkanıyken Büyük Kongre'de "Biz, milletin inancını istismar edenlere, halkın değil rantın yanında duranlara karşı çıkıyoruz, vesayeti kaldıracağız diye iktidara gelip kendi kişisel vesayetlerini kuranlara karşı çıkıyoruz" demişti. Karamollaoğlu, kişisel vesayetin Cumhurbaşkanlığı sistemiyle kurulduğunu da belirtmişti.
Aslında Türkiye'de bir tek adam vesayetinin kurulmasını 2006 yılında CIA eski Türkiye şefi Paul Bernard Henze, Beyaz Saray'a sunduğu Türkiye raporunda önemişti. Henze, raporunda özetle şöyle demişti:
"Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız.
Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis'i ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor.
Eğer Amerika'nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir.
Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarını yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz."
***
AKP iktidarının kuruluşundan itibaren yakındığı askeri vesayet, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesiyle yoluna devam etmesini sağlıyordu. AKP iktidarı, bu vesayeti, Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davaları ile yok etti. Davalar başlamadan önce, Amerikalı savcı Susanne Hayden, büyük illerin başsavcılarıyla toplantı yapmıştı.
Askeri vesayetin tamamen kalkması için 12 Eylül 2010 referandumu ile yüksek yargıya cemaat kadroları doldurulmuş, bunun sonucunda girişilen 15 Temmuz kalkışması, "Allah'ın lütfu" olarak görülmüş ve Devlet Bahçeli'nin girişimiyle hazırlanan 2017 referandumu ile ülkenin yönetim sistemi tek adama bağlanmıştır.
Yeni sistemde "Türk-Arap-Kürt ittifakı" savunuluyor hatta bu projeye halk desteği sağlamak için Malazgirt ve anakkale savaşlarındaki tarihi gerçekler çarpıtılıyordu. İ
Tom Barrack'ın "Irak, Suriye ve Türkiye'nin birbirine hizalanması" diye açıkladığı proje de budur işte...

16