360 derecelik saldırıya 45 derecelik savunma

CHP'ye yönelik soruşturmalar hukuki değil siyasi bir tasfiyelerse, muhalefet neden klasik yöntemlerle mücadele ediyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, CHP'li belediye başkanlarına yönelik soruşturmaları, seçilen yöneticimleri AKP'ye geçirmek için kullanılan hukuksuz bir araç olarak değerlendiriyor ve bunun ABD-NATO desteğiyle mümkün olduğunu iddia ediyor. Muhalefet partisinin 360 derecelik saldırıya karşı 45 derecelik savunma yaptığını eleştiriyor. Ancak yazarın ABD-İran-NATO üçgeninin CHP baskılarıyla doğrudan bağlantısı gerçekten kanıtlanabilir mi?

Yurt çapında CHP'li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar, başından beri Anayasal düzen içinde sürdürülmedi. Bu uygulamalar, Tük hukukunda olmayan düşman ceza hukuku kapsamına da sokulamaz. ünkü sadece CHP'ye soruşturma yapmak, hiçbir hukukla bağdaştırılamaz. Dolayısıyla, alınan yargı kararları sonunda, CHP'nin kazandığı belediye başkanlıklarının AKP'ye geçmesi de hukukla izah edilemez. Soruşturmaların, "Ya benim partime geçersin ya da tutuklanırsın" tehditlerinden sonra başlaması, Aydın'da AKP'ye geçmeyi kabul eden başkanın soruşturmalarının kapatılması, buna karşılık, AKP'ye geçmeyi reddeden Bursa başkanının tutuklanması, ardından CHP'li Meclis üyelerinin polis tarafından içeri alınmadığı baskın bir oylamayla Bursa'ya AKP'li bir başkan seçilmesi, olsa olsa orman hukuku uygulamasıdır.

Bu saldırıyla, sanki demokratik sistem işliyormuş gibi veya ara seçim istemek gibi klasik muhalefet mantığı ile baş etmek mümkün değildir. Bu bir darbeyse ve bir yıldır sürdürülüyor da önü alınamıyorsa, muhalefet anlayışını kökünden değiştirmek gerekir. CHP, öncelikle bu gerçeği görmeli ve bu şartlara göre olağanüstü bir direniş göstermelidir ki iktidara geri adım attırabilsin...

***

Uluslararası ilişkilerde de orman kanunları uygulanan bir iklimdeyiz. Öyle ki CHP'nin üye olduğu ve dünya genelinde sosyal demokrat partileri bir araya getiren Sosyalist Enternasyonal'den bile ses çıkmıyor! Aynı kurum, ABD ve İsrail'in Gazze, Lübnan ve İran'a saldırması, devlet yöneticilerini, ilkokul çocuklarını katletmesi karşısında bile sağırdır. Sosyalist Enternasyonal, Lübnan'a saldırı konusunda bile "Yıllar boyunca Hizbullah'ın yol açtığı zarar ile İsrail Ordusu'nun süregelen ve tırmanan saldırıları arasında, zengin bir kültürel geleneğe ve karmaşık bir toplumsal yapıya sahip bir ülke yok edilmektedir" diye açıklama yaparak, soruna sadece bu ülkedeki Hristiyanlar açısından baktığını göstermiştir.

Türkiye'deki siyasi irade ise böyle bir ortamda, Körfez ülkeleri ile birlikte, İran'ın bu ülkelerdeki ABD üslerine yönelik misillemelerini kınayabilmiştir. Türkiye, Körfez ülkelerindeki ABD üslerinden İran'ın vurulması konusunda ise ses çıkarmamıştır.

***

Kısacası Türkiye'deki siyasi iadenin iç politikada hukuk askıya alması, uluslararası hukuku çiğneyen ABD ile birlikte hareket etmesinden destek bulmaktadır.

Zaten, The Economist dergisi de bu durumu, "İran'daki savaşta Erdoğan ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, Ekrem İmamoğlu'nun hapiste geçireceği süre de o kadar uzayacaktır. Ortadoğu'daki kaos, Erdoğan'ı Batı için vazgeçilmez kılıyor." şeklinde yorumlanmıştır.

Bursa'ya el konulabilmesinin ardında yatan motivasyon da bu destekten kaynaklanıyor.

Öyle ki Ankara'daki NATO zirvesi öncesinde "NATO'nun Ankara Zamanı" adıyla toplantı düzenleniyor.

NATO'nun Ankara zamanı olduğu için mi, Boğazlar ve Adana'da, Montrö ve Anayasa'ya aykırı olarak NATO kolordu karargâhları kuruluyor

NATO'nun Ankara zamanı olduğu için mi, ABD'li emekli albay ve Savunma Bakanlığı eski danışmanı