Sporun Türkiye'deki sözcük karşılığı futbol olsa da diğer alanlarda iyi şeyler oluyor. Geçenlerde Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin (TMOK) tüzük kongresi vardı. TMOK'un tüzüğü eski ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ile uygunluk göstermiyordu. Prof. Dr. Uğur Erdener zamanında başlatılan çalışma, Ahmet Gülüm'ün kazandığı seçimle devam etti, tarih belirlendi ama yapılamadı. Sonunda Prof. Dr. Veli Ozan akır döneminde, IOC'yle yapılan görüşmeler sonrası uluslararası uygunluk sağlandı. Türkiye kara listeden çıktı. Örneğin yaş sınırı konusu var değişiklikte. IOC, 70 yaş sınırını getiriyor, Türkiye'deki üye yaş ortalaması 70. O konu IOC ile yapılan görüşmelerde aşıldı. Asıl sorun TMOK yapısında federasyonların hâkim grup olması konusundaydı. ünkü IOC diyor ki "Olimpiyat komitesini federasyonlardan gelenler yönetir". Bizde böyle bir yapı yoktu. Gerçi hakkını yemeyelim, akır'ın listesinde 5 federasyon başkanı yönetiminde onlarca federasyon yöneticisi var. Artık IOC'nin çizgilerine uyuldu, ülke hassasiyetine önem verildi; bu iyi gelişme.
Gelelim düzelmesi gereken noktalara. Türkiye hâlâ sistemini kuramadı olimpiyat hazırlığında. Önemli sayıda sporcu kota alıyor, yarışıyor ama koca nüfus daha iyisini hak ediyor. Örneğin Avrupa şampiyonalarında başarılı olup yurt dışına üniversite eğitimine gidip orada spor hayatını sürdüren bir sporcumuzun federasyona aylık maliyeti 1.5 milyon lira. ünkü olimpiyat barajı ve final yüzmesi için en iyi antrenörle çalışıyor, diğer masraflar eklenince bir servet ödeniyor. Devlet de bu parayı karşılıyor. Yüzme Federasyonu Başkanı Erkan Yalçın'a sordum, "ABD ya da Avrupa aynı parayı harcıyor mu" diye. Hem

18