Savaşın eşiğinde!

İngiliz uçaklarının anakaraya yaptığı hain saldırıyı, "Bir Türk şehrine yapılan tecavüz" diye duyurdu Cumhuriyet gazetesinin, 17 Mart 1942'de yayımlanan 6314 numaralı sayısı.

Muğla sahilinden 60 kilometre içerideki Milas ilçesi üç uçak tarafından önce bombalanmış, ardından da makineli tüfekle taranmıştı. İki ölü ve çok sayıda yaralı vardı. Olayı kamuoyuna duyuran ilk yayın organı Cumhuriyet'in bir sonraki günkü manşetine ise "Milli Şef'in İzmir'de mühim nutku" başlığı altında, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün, "Harp dışında kalmaya çalışacağız, eğer ondan kaçınmak mümkün olmazsa vatan borcunu şeref ve haysiyetle ödeyeceğiz" sözleri yansıdı. İngilizler, bir süre sonra koordinatların şaştığını belirtip özür dilemişlerdi ama birileri Türkiye üzerine senaryo yazıyordu. Üstelik ilk saldırı da değildi Milas'ın bombalanışı, 10'un üzerinde sınır gerilimi yaşanmıştı. Türkiye 2. Dünya Savaşı'nın eşiğindeydi, atılacak ani bir adım ülkeyi 20 yıl sonra yeniden savaşa sokabilirdi. Ancak sağduyu kazandı. Hem müttefik hem de mihver devletlerinin baskısına karşın diplomasi ustası İnönü'nün "aktif tarafsızlık" politikası sayesinde savaşa girmedik. Öleli henüz dört yıl olmuş ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Yurtta sulh, cihanda sulh" görüşü ağır basmış Milli Şef, imzasının da bulunduğu Ata mirası barış antlaşmalarını bozdurmamıştı. Kuvayı Milliye kahramanı, Cumhuriyet gazetesi ve Anadolu Ajansı kurucusu Yunus Nadi de Cumhuriyet'teki başyazısının başlığını, "Barış yapılamaz mı" diye atarak barışa bayrak açmıştı. Atatürk Etnografya'daki gömütündeydi belki ama fikirleri dimdik ayaktaydı ve adını koyduğu Cumhuriyet gazetesi de "barış"ı savunmuştu.

Evet, aradan 84 yıl geçti, Türkiye'nin yanı başında savaş(lar) var. Bizim coğrafyanın yazgısı çatışma ortamı! Yine birileri (aslında aynı aktörler) başrolde! Topraklarımıza atılan veya üzerimizden geçerken düşürülen balistik füzeler koskoca bir ulusu savaşa sokabilme olasılığı taşıyor patlayıcının yanı sıra! En son 48 saat önce İran'dan ateşlendiği olasılıklandırılan ancak kimin attığı belli olmayan 4. füze sabırları iyice zorladı! İstanbul Boğazı dışında Türk bandıralı tankere yapılan İDA saldırı da işin cabası! Ancak dedik ya ülkenin hamurunda diplomasi var! Füzelerin İran yönetimince bile isteye ateşlenmediği gerçeği ve bir tür sahte bayrak operasyonu olasılığı Ankara'nın sakin kalmasını sağlıyor! Herkes biliyor ki hem ABD hem İsrail'in bugüne kadarki savaş stratejisi çöktü; ölüme gönderilecek birilerini arıyorlar! Ve fakat o birileri Mehmetçik değil!

Umarız Ankara'dakiler, 1942 Milli Şef ruhu ile hareket eder; Atatürk'ün yaktığı barış çubuğu sonsuza dek yanar!

Dipnot: Niccolo Machiavelli'nin Prens adlı eserindeki "Komşunu yenmek için büyük güçlerle ittifak kurmak, stratejik bir tuzaktır. Eğer kazanırsan daha büyük gücün kölesi olursun, eğer müttefik güç yenilirse öfkeli komşunun karşısında yalnız ve savunmasız kalır, yok edilirsin" sözü sanki şu anki Ortadoğu için söylenmiş! Ankara dahil tüm başkentler bu kitabı yeniden okumalı!

SELAM DURMAYIN!

Boğaz girişinde Türk tankerine yapılan güya kimliği belirsiz İDA saldırısı sonrası İstanbul Anadolu Kavağı'na NATO Deniz Komutanlığı kurulması kararlaştırıldı. Oldubittiye gelen bir gelişme! Öncelikle bu oluşum her ne gerekçesi olursa olsun, ulusal egemenliğimizle ters düşüyor. Kabaca bir anlatımla Türkiye'yi yıllardır bin bir beladan uzak tutan Montrö Boğazlar Sözleşmesi delinmek üzere. İşin kötüsü bu üsse İngiliz bir komutanın atanacağı da konuşuluyor. Unutulmasın ki hiçbir Türk subayı, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün 111 yıl önce bozguna uğrattığı bir ulusun 2026'daki temsilcisine üstelik Türk boğazında gönül rahatlığı ile selam durmaz, durmamalı!