Brezilya'daki tarihi seçimleri merkez sol çizgideki Luiz Inacio Lula Da Silva kazandı. İşçi hareketinden devlet başkanlığına evrilen siyasi bir geçmişi var. Bu kimliği sayesinde Trump, Soros ve hatta Netanyahu destekli, milyar dolarlık seçim bütçesine sahip sağcı aday Bolsonaro'yu 1.9 puan geriden gelip 2. turda yendi. Daha doğrusu, yüzde 45'te kaldığı ilk tur sonrası oylarını yüzde 51.79'a taşıdı. En etik adımı 28 günlük iki seçim arasındaki süreçte "sandığa gitmeye niyeti olmayan" kesimi ikna etmekti.
Seçim stratejisini sağ-sol çekişmesinden çıkarıp demokrasi ile otoriterlik arasındaki bir yarışa taşıması avantajıydı. Merkez sağ ve demokratların da oyunu alıp ipi göğüsledi. Ayrıca, yoksullukla boğuşan milyonlara somut vaatlerle erişti ve 2010'daki kalkınma modelinin bir benzerinin uygulanacağını açıklayıp kazanan taraf oldu.
Bu sonuç sadece Brezilya'yı bağlamıyor çünkü Lula'nın kazanması aslında jeopolitik bağlamda çok kutuplu dünya beklentisindekilere soluk aldırdı. Diplomasi dengesi yeniden ağırlık kazanabilir. Washington merkezli eksen kayabilir. Brezilya'nın BRICS kurucu üyesi ve in ile stratejik ortak olduğu da unutulmamalı.
Lula'ya Türkiye açısından yaklaşırsak bizdeki muhalefet Brezilya'daki seçimleri masaya yatırıp en ince ayrıntısına kadar değerlendirmeli; iktidara gelmek için! Lula ne yaptı diye araştırılabilir. Meydanlara inip birebir mi çalıştı, yoksa ajanstaki metin yazarlarının eline tutuşturduğu sloganları mı okudu Sokakları posterlerle mi donattı, yoksa öbek yapılanmalarıyla dar gelirli mahallelere vaat değil, umut mu verdi Muhalefet bir an önce Rio ve Sao Paulo'ya ekip yollayıp solcu lidere oy veren, özellikle de karşı mahalledeki seçmenlere sormalı, "Niçin Lula" diye.
BODİRAGA'YI TANIR MISINIZSırbistan'da emperyalizm destekli eski cumhurbaşkanı ve Sırp İlerleme Partisi'nin (SNS) lideri Aleksandar Vucic seçimlerden yenilgiyle ayrılırken Öğrenci Hareketi Partisi zaferini ilan etti. oklu bir oluşum gibi dursa bu grubun vitrin yüzü Dejan Bodiraga'ydı. Her eylemde en önde durdu, gençleri ateşledi. Novi Sad'daki gar kazasında ölenler için en sert tepkiyi koyan isimdi. Seçimin siyasi tarafını bir yana bırakır ve Bodiraga'nın sportif tarafına dersek müthiş basketbolcuydu, sonra basketbol yöneticisi oldu. EuroLeague başkanlığı yaptı; eğitimliydi daha önemlisi vicdanlıydı. İnanılmaz basketler atardı, "kırbaç" adı verilen bilekten şut tarzıyla. Milano, Barcelona ve Olimpiakos'ta yıldızlaştı. Rakiplerce tutulması zor bir isimdi, bir maç hariç. 1996 Koraç Kupası final rövanşında, Aydın Örslü Efes Pilsen (Şimdiki Anadolu Efes), Yugoslav yıldızı adeta kelepçelemiş ve Türkiye ilk büyük kupasını kazanmıştı; Ufuk Sarıca ve Naumoski, Aydın Hoca'nın ikili sıkıştırma taktiği ile o günlerin yıldızını 14 sayıda tutmuşlardı. Spordan birilerinin ülkesinin yönetimine soyunması sevindirici. ünkü spor aynı zamanda yürüyen ahlaktır.
KARŞILIKSIZ SPONSORLUKMustafa V. Koç Spor Ödülleri 2026'nın töreni vardı geçen hafta. Devamlı hizmet dalında büyük ödüle layık görülen Voleybol Federasyonu Başkanı

19