Mucize değil emek!

İsimlere, sıfatlara takılmaksızın seviyoruz onları; kaotik günlerde ülkece bir olmayı, beraber olmayı, heyecanlanmayı, sevinmeyi anımsattılar bizlere. Kimine göre Atatürk'ün Kızları, kimi Filenin Sultanları diyor; ama bir gerçek var ki onlar Türkiye'nin yüz akları.

Kadın Voleybol Milli Takımımız, 2 yıl aradan sonra yeniden dünyanın en büyüğü oldu, Milletler Ligi şampiyonluğunu kazandı. 2 yıl önceki gibi. O dönemde Ebrar'la, Eda'yla zirvedeydik. Şimdilerde Hande'ler, Saliha'lar, Yaprak'lar, Vargas'lar, İlkin'ler, Cansu'larla kürsüdeyiz.

Voleybolda -hakkaniyetli- kimsenin ses çıkaramadığı etik bir değişim var yıllardır. Bir bayrak yarışı. Bazen hoca değişiyor, smaçör değişiyor, orta oyuncu değişiyor ama ruh değişmiyor. Kutlamak gerek emeği geçenleri. Örneğin Milletler Ligi'ni kazanan takımda Ebrar yoktu, keza Eda da. Ama onların yerine forma giyenler en az onlar kadar mücadele etti, hatta fazlasını ortaya koydular. Ve kadroya bakıyoruz gencecik evlatlar var. Defne, Dilay, Buse 20-21 yaş bandında; diğerleri de 25-30 sınırında, bir iki kişi hariç; gelecek garanti!

Başarının ve işin sırrı voleybolun proje üzerinden yürümesi. Voleybol Federasyonu'nun spor insanlarından oluşması önemli. Federasyon başkanı Mehmet Akif Üstündağ çok iyi bir takım kurmuş sadece sahada değil, yönetimde de. Elbette en eski federasyon başkanı