Türkiye Futbol Federasyonu tarafından belirlenen takım harcama limitleri, kulüplerin gelir-gider dengesini korumak ve sürdürülebilir bir mali yapı oluşturmayı hedefliyor aslında. Gelirlerinden fazla borçlanmasını engellemek gibi bir prensip söz konusu. Galatasaray 9 milyar, Fenerbahçe 6.3 milyar, Beşiktaş 4.1 milyar, Trabzonspor 2.5 milyarlık bir yetkiye sahipti; ki Fenerbahçe ile Trabzonspor limitleri sonuna kadar zorlayacak. Galatasaray da fırsat transferi için Avrupa'da tahtaların kapanmasını bekliyor. Trabzonspor aslında bu limiti sadece Salah transferiyle aştı aşacak. Demek ki bir yerlerden para sözü almış; bir yer derken yanlış anlaşılmasın bu reklam geliri olur, uzun vadeli loca satışı olur, olası forma satışı gelir kalemi olarak gösterilebilir. Aynı paragraf başları Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş için de geçerli.
Tablo böyleyken, 22 Haziran'da yüksek limitler belirleyen TFF geçen hafta sonunda kulüplerin mali yapısına göre limitleri yüzde 14 ile yüzde 20 arasında artırdı. Geçici bir madde uydurmuşlar (85. sayfa 35. madde). Gazeteci Emrah Kayalıoğlu konuyu gündeme getiren yegâne isim, "Maç başladıktan sonra kural mı değişir" eleştirisiyle. Haklı!
Anlaşılan o ki, TFF'ye bir yerlerden işaret fişeği atmışlar. Birileri İbrahim Hacıosmanoğlu ve ekibine, "Kulüpler 20, 30, 40 milyon Avro'ları su gibi harcıyor, menajer paraları, isim hakları havada uçuşuyor, bari komik olmayın da limit artırımı yapın, milletin ağzı kapansın" demiş olsa gerek. Bir ara reklam vardı, "Harca, harca bitmez" diye TFF'ninki de bu örnek! Ama görünen o ki borç daha da büyüyecek. Öz kaynaklar negatifin de negatifine inecek.
Oysa bu limit uygulamasının gerekçesi kulüpleri içinde bulundukları aşırı borç ortamından biraz olsun kurtarmak. Ama TFF şu limit artırımı ile bile

29