Dünya (su) savaşı!

Su, vazgeçilmez bir yapı taşı. Yaşamın devamı için olmazsa olmazımız! Önceki gün de Dünya Su Günü'nü kutladık! Ne var ki, 25. gününü geride bırakan ABD/İsrail-İran savaşının gölgesinde buruk bir kutlamaydı bu. ünkü, çatışma ortamı devam ederse Türkiye'nin hemen yanı başındaki bir bölge kuraklığın merkezi olacak!

Nasıl mı Malum, Ortadoğu su fakiri bir coğrafya. Göl yok, nehir hiç yok! Doğal kaynaklar, günlük kullanımın yüzde 10'unu bile karşılamadığı için arıtma tesisleriyle tatlı su gereksinimlerini karşılıyorlar. Kuveyt günlük su giderinin yüzde 90'ını arıtmadan elde ediyor. Umman yüzde 86, İsrail yüzde 75, Suudi Arabistan yüzde 70'lerde, BAE ve Katar da yüzde 50 arıtma suyuna bağımlı. Yegâne kaynak da deniz suyu ve saat gibi işleyen milyar dolarlık tesisler. Bölgedeki 100 milyonluk nüfusun büyük bölümü desalinasyon tesisleri çalışmadığında susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalacak BM'nin 2026 Ocak ayı küresel su iflası raporundaki bu verilere göre felaket kapıda.

Bu savaş, şimdilik sadece dünya enerji arzını sekteye uğratıyor gibi gözükse de asıl tehlike karşılıklı atılan füzelerin arıtma tesislerini vurma olasılığı. Ama bilinçli ama bilinçsiz o füzeler Körfez, İran ve İsrail'deki arıtma tesislerini hedef alırsa tüm dünya tolere edilemeyecek bir çevre felaketi ile karşı karşıya kalır. O yüzden savaşan ve savaşa çanak tutan ülke liderleriyle, kâğıttan kaplan BM, enerji altyapısı, petrol kuyusu derdine düşeceğine çöldeki yapay vaha görünümlü arıtma tesislerini korumaya odaklanmalı! Petrolsüz yaşanabilir ama susuz asla!

CANIM PETROL!

1970'lerdeki petrol krizine mizahi bir bakış açısı getirmişti Şanar Yurdatapan'ın sözlerini yazıp Attila Özdemiroğlu'nun bestelediği ve Ajda Pekkan'ın da seslendirdiği, "Petrol" şarkısı! Eurovision'a bile gitmişti.

"Aman petrol, canım petrol/ Artık sana, sana, sana muhtacım petrol/ Eninde petrol, sonunda petrol/ Artık dizginlerim senin elinde petrol" tam da bugünleri anlatıyor.

ABD-İran'ın başlattığı, İran'ın da sıra dışı bir direnç gösterdiği yeni nesil füze savaşı dünya üzerindeki 195 ülkenin ekonomisini vurdu ama en büyük zararı Türkiye yaşayacak eğer gerekli önlemler alınmazsa. ünkü hazırlıksız yakalandık! AB ülkeleri yıllık yüzde 2 enflasyon bandı ile savaş ortamına girerken biz aylık yüzde 4 artışla ateşin ortasında kaldık! Hazırlıksızlığın yanı sıra öngörüsüzlük de önemli handikap! 2026'da brent petrolün varilini 60 dolar civarında hesaplayan para yönetimi, çok ağır bir fatura ödeyeceğe benziyor normale dönülmezse! Ve işin garibi ekonomi yönetimi hâlâ varil petroldeki her yüzde 10'luk artışın enflasyona yüzde 1 yansıyamayacağı gibi garip bir iyimser hesap içinde. Kredi derecelendirme kurumu Fitch'in, 2026'daki olası petrol varil fiyatını 120 dolar olarak tahmin etmesi sadece Mehmet Şimşek ve ekibinin OVP'sini darmadağın etmez, Türk ekonomisinde kalıcı hasarlar bırakır!

Eğer, büyük bir sürpriz yaşanıp varil petrol 60-70 dolarlara gerilemezse 2023 yılında Nureddin Nebati'nin bıraktığı enkaza dönüş yapabilir piyasalar, üç yıllık tüm kemer sıkma politikası da öngörüsüzlük nedeniyle çöpe gider! ünkü konu sadece akaryakıttaki fiyat tırmanışıyla sınırlı değil, petrole dayalı gübrenin üretim çarklarına vereceği zarardan tutun özel sektörün piyasa güvensizliğine kadar pek çok kalem hiper enflasyon ayarlarına geçiş hazırlığında!