1980'lerin başlarıydı. İstanbul'da sadece İnönü Stadı'nda oynanıyordu maçlar. Ali Sami Yen ve Fenerbahçe Stadı vardı ama yük Dolmabahçe'deydi. Basketbol için Spor Sergi'nin yolunu tutardık. O yıllarda futbolda çok gerilerdeydik. Şerefli yenilgilere; yani iyi oynadık ama 1-0 yenildiklere sevinirdik. Basketbolda Koraç şampiyonluğu ile dünyalar bizim olmuştu. Voleybolda ise Eczacıbaşı ve sonradan Milangaz Avrupa kupasında tur geçtiğinde voleybol sever olurduk. Olimpik yüzme havuzu yoktu koskoca İstanbul'da. Denizde idman yapanlar vardı! Elbette gözlerini dünya üçüncülükleri, madalyalarla açıp TV'den uluslararası başarıları izleyen Z kuşağına bunu anlatamıyor ve "Türkiye sporda başarılı" kavramını kabul ettiremiyorsunuz ama "Nereden nereye" demenin zamanıdır!
Kadın Voleybol Milli Takımımız, dünyanın zirvelerinde. Erkek Basketbol Milli Takımımızın künyesinde dünya ve Avrupa ikincilikleri var; en son Avrupa şampiyonluğu'nu ucu ucuna kaçırdık. Avrupa kupası koleksiyonumuz var iki branşta. Futbolda daha önceki gün Dünya Kupası finallerine adını yazdıran Bizim ocuklar var. Güreş ve halterle sınırlı olan Avrupa, dünya, şampiyonluklarına 40 branş eklendi. Cimnastik, atıcılık, okçuluk, tenis, yelken gururumuz, atletizm toparlanıyor. Tekvando, judo, karate de öyle. En son Dans Sporları Federasyonu, dünya şampiyonu çıkardı. 81 ile gidiyorsunuz, kapalı yüzme havuzu çıkıyor karşınıza. İlçelerde de olimpik havuzlar var. Salonları saymıyorum, Türkiye'nin binlerce salonu var, hepsinin de sıcak suyu akıyor. Köye gidiyorsunuz, okulun yanında tenis kortu var. Peki bunlar nasıl oldu Öncelikle bakanlara bir teşekkür edelim. Rahmetli Fikret Ünlü, Erdoğan Toprak, M.Ali Şahin, Faruk Özak, Akif ağatay Kılıç, Mehmet Muharrem Kasapoğlu

16