27 Şubat Cuma günü Amerikan Axios haber ajansı, üst düzey ABD'li yetkililere dayandırarak Cenevre'deki Tahran-Washington görüşmelerinin olumlu geçtiğini haberleştirdi. Arabulucu Umman'ın Dışişleri Bakanı El Busaidi de bir sonraki Viyana buluşması öncesi önemli ilerlemeler sağlandığını duyurdu.
O gece İran halkı savaş çıkmayacağını varsayıp rahatça cuma tatilini tamamladı, ertesi gün sabah saatlerinde çalışanlar işyerine, öğrenciler okullarına uğurlandı.
Ve işte tam o saatlerde İsrail görünümlü ABD füzeleri başkent Tahran başta diğer İran şehirlerini vurdu.
ABD, barış masasını dağıtmıştı haber vermeden! Gafil avlamak istemişlerdi bir toplumu! İlk hedef dini lider Ali Hamaney'in konutuydu, yerle bir oldu. Füzelerden biri güneydeki Minab'da 200 çocuğun bulunduğu kız öğrenci okuluna isabet etti. Önce 55 çocuğun öldüğü açıklandı, sonra sayı 185'e çıktı. Evet, 185 kız öğrenci öldü; kimi pembe sırt çantasıyla tutmuştu okulunun yolunu, kimi annesine saçlarını ördürüp iyi yetişmiş bir İran kadını olmak için ders başı yapmıştı. Aynı dakikalarda Tahran'ın en çok bilinen doğum hastanesi hedefteydi, kahraman hemşire ve doktorlar, anne karnından çıkalı bir iki saat olmamış bebekleri hayatta tutmak için çabaladı!
Evet savaş suçu işledi ABD-İsrail, aynı suç devam da ediyorlar. Sözün bittiği yerde insanlık. Vahşete ciddi biçimde sadece in, Rusya, Pakistan ve İspanya'dan sert tepki geldi, Türkiye saldırıları demeçle kınadı. oğu Müslüman ülke bırakın ses çıkarmayı, topraklarını açtı çocuk katili füzelerin fırlatıldığı ABD birliklerine! Diğer sözde uygar ülkelerin sessiz kalışı ise ikiyüzlülüğün dışavurumu. BM suspus, foncu barış örgütleri üç maymunu oynuyor!
İsrail, kabul etmese de bile isteye vurdu o füzeler o binaları. Gandhi Hastanesi için "Askeri bölgedeydi", Minab'daki okul için de "Eski bir askeri depoya yakındı" gibi kandırmacalara inanılmasın! Kanla vahşeti körüklemek istediler rejim değişikliği adına!
Bugün bir gazeteci dostum anlattı, yıllar önce Tahran'ın trafik ışıklarını Uzakdoğu görünümlü bir İsrail firması yapmış. Hatta, "Biz Tahran'ın sokaklarını Tel Aviv'den daha iyi biliyoruz" demişler! Keza Hamaney'in evinin şeması bile ellerindeymiş, özel odasında vurmuş Tel Aviv, İran liderini.
Peki, İran'ı bu vahşi savaş yöntemiyle yenmek mümkün mü Hayır! Öncelikle, kökleri Pers İmparatorluğu'na dayanan binlerce yıllık bir kültürleri var. Irak, Suriye vb. gibi üfleseniz dağılmaz. Hele Şahab, Fettah, Kasım gibi uzun menzilli füzeler ABD'nin Körfez'deki koruma şemsiyesini delerken! Ayrıca kara harekâtı ile de teslim alınamayacak kadar dağlık bir coğrafya İran! Eğer kara harekâtı başlarsa ikinci Vietnam'ı yaşar ABD. Ki CENTKOM'un kabul ettiği altı askerlik can kaybı bile ABD kamuoyunu karıştırdı. ünkü Trump, İran'ı vurmak için Amerikan Kongresi'nden onay almadı. Oysa Magna Carta belgelerini saymazsanız modern dünyanın ilk anayasası niteliğindeki 1787 ABD Anayasası bu tip yaptım olduya izin vermiyor! Yasalara göre ABD sadece Kongre'nin onayıyla savaşa girebilir. Trump, uluslararası hukuku değil ülkesindeki yazılı kuralları da hiçe saymış, "Krallar, her zaman halkın iyiliğinin amaç olduğunu iddia ederek savaşa girmiş ve insanları yoksullaştırmıştır. Kurucularımız bunun krallara özgü bir şey olduğunu anladı ve anayasayı, hiçbir tek adamın şahsi gücüne sahip olamayacağı şekilde tasarladı" diye halka seslenen

20