'Ben' değil 'Biz'

Fenerbahçe hareketli bir seçim süreci yaşadı ve Aziz Yıldırım, rekor katılımın olduğu seçimi rakibi Hakan Safi'ye karşı farklı kazandı. Camia, tanıdığı, bildiği, neler yapıp neler yapamayacağı isim üzerinde uzlaştı. Daha önemlisi Mahmut Uslu, Nihat Özbağı, Önder Fırat, Cihan Kamer gibi eski tüfeklere inandılar, Barış Göktürk, Batuhan Özdemir, Selim Kosif gibi isimlerin de iş dünyasındaki performanslarından etkilendiler. Savaş Adalet gibi de bir hukukçu ile sokağın nabzını tuttular. Eski futbolcular da (Yabancılar dahil) Aziz Yıldırım'ın arkasındaydı.

Yıldırım, rakibinin aksine vaatlerde bulunmadı, "Şampiyonluk" sözü verdi, Fenerbahçeli çocukların artık maçlardan ağlayarak ayrılmayacağına vurgu yaptı. "Ben" demedi, "Biz" zamirini kullandı. Öncelikle medya ile arayı iyi tuttu. Yıldırım'ın bir özelliği vardır; çok insan tanır. Ama medyada, ama camiada. İsmen seslendi insanlara samimiyet rüzgârı estirdi. Kampanya süresince "İntikam, hınç, öfke" gibi kavramları kullanmadı, kavgadan da uzak durdu.

Aslında seçimin sonucu bir hafta önceden belliydi. Flaş transferler açıklayıp vaatlere dayalı agresif bir yol izleyen Hakan Safi'nin, Şükrü Saracoğlu Stadı'nın hemen karşısındaki panolara taşıdığı "Fenerbahçe'm ne istersen iste benden" sloganı ters tepti. Bu söz gri alandakilerle geçen seçimlerde Saadettin Saran ve Ali Koç'a oy veren binlerce kişinin kafasını karıştırdı. Hatta bu karışıklık, oylamadan bir gün iyice belirginleşti. İtalyan Paolo Maldini'nin Hakan Safi'nin locasında boy göstermesi getireceğinden çok oy götürdü.