Yaşı yetenler eski Türkiye'yi uzlaşı ve hoşgörü dönemi olarak anımsar.
Eleştiri büyük bir olgunlukla kabul edilir, özellikle mizahi eleştiriye devlet büyükleri dahil herkes sempati ile bakardı.
Bir dönemin önemli mizah dergisi Akbaba, tek parti rejiminde bile Kurtuluş Savaşı kahramanı, Milli Şef İsmet İnönü'yü karikatürize edip eleştirmekten çekinmemişti.
Seçimlerde 6 kez yenilgiye uğrayıp 7. kez başbakanlık koltuğuna oturan, sonrasında da cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel ise mizah dergilerinin en çok karikatürize ettiği isimdi. arşaf ve Gırgır, 1970'ler ve 1980'lerdeki her ekonomik krizde, her zam furyasında ve memura verilen sözlerin unutulduğu dönemlerde dansöz metaforu üzerinden Demirel'i hedef alırdı. Hatta bir karikatürün üstünde "Yine kıvırttı" başlığı vardı. Ayrım yoktu mizah dünyasında; dönemin başbakan yardımcısı MSP lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, CHP ve DSP genel başkanı, Başbakan Bülent Ecevit de benzer metaforlar üzerinden eleştirilirdi.
Peki, ülkeyi yöneten bu isimler ne tepki veriyordu
Güler geçerler, çokça da düşünürlerdi! Kimse "başbakana ve/veya devlet büyüklerine hakaret, halkı kin ve öfkeye yönlendirme" gibi suçlamalarla dava açmazdı.
Hatta ertesi gün o derginin genel yayın yönetmeni ve karikatürist, Başbakanlık özel kalemi tarafından aranır, imzalı orijinal eser anı olarak istenir, zaman uygunluğuna göre de makama davet edilirlerdi; karakola, savcılığa değil! Kapalı kapılar arkasında da örneğin Demirel'in "Yahu çocuklar şu göbeğimi illa milletin gözüne sokmak mı lazım, şişmansak şişmanız" diye espri yaptığı konuşulurdu TGC'nin Cağaloğlu'ndaki cemiyet meyhanesinde.
Nereden nereye geldik!
Şimdilerde gazete ve dergilerin yayın yönetmenleri bu tür eserleri basmayı göze alamazlar. O dergi, henüz bayilere dağıtılmadan toplatılır, çizer ve sorumlular sabah operasyonuna hedef olur! Baksanıza, politik esprileri ile bilinen komedyen Deniz Göktaş, bir YouTube yayını nedeniyle ters kelepçe ile gözaltına alınıp sonrasında orlu kuyu tipi cezaevine gönderildi. Oysa Deniz o yayında, sadece iktidara değil, örneğin şu an İBB davasında yargılanan Ekrem İmamoğlu'na da göndermeler yapmıştı.
Hoşgörüsüz, gergin, mizahı hayatından çıkaran ve anında bir şeylerden tahrik olmaya açık bir toplumuz artık. 7'den 70'e ayrımsız bu çizgiye getirildik! Linç kültürünü sever olduk. Arayı bulamıyoruz, birilerini ya hemen kahraman ilan ediyoruz ya hain!
TÜRKSEN PAHALI U!Üst düzey bir çalışan, Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Paraguay maçını izlemek için San Francisco'ya uçak bileti almak istedi THY'den. Business class'ı seçti. Telefon uygulaması tam 600 bin TL'lik bir bedel çıkardı karşısına İstanbulSan Francisco-İstanbul rotası için. Bilet pahalı geldi, bu kez Bulgaristan hatlı ve VPN'i ülke dışı kayıtlı telefondan giriş yapıp aynı bileti sorguladı; fiyat 200 bin TL'ydi. Düşünmeden bileti alıp Sofya aktarmasını kullanmadan İstanbul'dan direkt uçmak istedi. THY, parasını ödediği halde bilete onay vermedi. İnat bu değil mi, 400 bin TL fazla vermemek için başka bir havayolu ile Sofya'ya gitti, oradan aktarmayla İstanbul'a geri döndü, sonra da San Francisco. 400 bin TL cebinde kaldı. Vatandaşına "pahalı hizmet verme" huyu turizmcilerden THY'ye sıçramış. Hem de yüzde 10, 20, hatta 50 değil, tam yüzde 200 fazla fiyata bilet satıyor ulusal havayolumuz yurttaşlarına. Lufthansa bir Almana, Air France Fransıza, KLM de Hollandalıya yolunacak kaz gözüyle bakıyor mu bilemem ama aldığı yüksek maaşla gündeme gelen THY Genel Müdürü

27