Wimbledon'da neler oluyor

Bu yıl 139'uncusu düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası sona erdi. İşte yarı final maçlarına katıldığım turnuvadan gözlemlerim...

Konfor biraz eksik

Wimbledon Tenis Turnuvası dünyanın en gözde spor müsabakalarından biri olarak adlandırılsa da, ülkenin Royal Ascot at yarışları gibi globalde ses getiren diğer etkinliklerine kıyasla turnuvadaki bazı standartları düşük buldum doğrusu.
Sosyal medyada dolaşan o görkemi, VIP bir davetiyem olmasına rağmen gözlemleyemedim.
Gördüğüm aşırı kalabalık, her bir kortun, her bir yemek alanının önündeki o uzun kuyruklar halkın tenise ilgisini gösterse de, mevcut düzenin bu ilgiye yetmediğinin de bir kanıtıydı.
Keza 1922'den beri kullanılan tribünlerde loca sisteminin olmayışına şaşırdım açıkçası.
Kortun eskiliğinden kaynaklı bir sebeple loca eklentisi yapamamışlar. Sadece tek bir kraliyet locası mevcut.
Biletler için 2-3 bin Pound verenlerin kullandığı lounge alanlarının kortları görmeyişi, lounge ve restoran alanlarından oturduğunuz yere geri dönebilmek için şık erkeklerin ve topuklu ayakkabılar giymiş kadınların uzun koridorlar ve merdivenler katettiğini görünce Wimbledon ortamının aslında o derece konforlu olmadığını anladım.
Maç arasında susadığınız an sizi ufak bir yolculuk bekliyor diyebilirim.
Maç sürerken ise bulunduğunuz tribünü oyuncuların konsantasyonunun bozulmaması adına terk edemiyorsunuz.
Keza maç arasında koltuğunuza vaktinde dönmezseniz bir sonraki araya kadar tribünlerin giriş kapıları kapalı.
Açıkçası hem spor etkinlikleri hem de konserlerde zamanlamaya dikkat etmeyen insanların saygısızca aralarda dolaştığını düşündüğüm zaman, hem oyunculara hem de seyriciye saygı niteliğinde düzenlenen bu kural hoşuma gitti doğrusu.
Öte yandan tüm bu şartlara rağmen dünya devlerinin tenis maçını muazzam bir sessizlikte tarihi bir kortta izlemek paha biçilemezdi.

Haberin Devamı

Şampanya yasağı

Öğrendiğim kadarıyla sporcuların konsantrasyonunun bozulmaması için tribünlerde oyun esnasında şampanya patlatmak yasaklanmış.