Turnusol kâğıdı gibi dava…

Ali Saydam
18.11.2025
4

Hukukçular bir konuda mutabık... 'Ekrem İmamoğlu İddianamesi', tüm diğer iddianamelerde olduğu gibi, Mahkeme kabul edip etmeme konusunda bir karar verene kadar gizli tutulmalıydı... Ne yazık ki öyle olmadı basılı, dijital falan elden ele dolaşıyor...

Rus klasik romanlarını, bir de bizim Yaşar Kemal'in eserlerini mumla aratacak uzunluktaki İddianame'yi okuyan okumayan, anlayan anlamayan, bilen bilmeyen tartışmaya başladı mı...

On binlerce insana yüz binlerce aile ferdine maddi olanak sağlayan onlarca iş insanını bir anda töhmet altında bırakan suçlamalara bazı yayın organları "Mal bulmuş Mağribî" gibi atladılar... Bu iş insanları henüz 'şüpheli' sıfatı ile anılmaları gerekirken ve "Şüpheden sanık yararlanır" gibi, adaleti korumak üzere oluşturulmuş bir ilke bizim de hukukumuzun temelleri arasında yer alırken, bu kişiler 'medya huzurunda' sanık olarak mahkûm edilmeye başlandılar...

Cevap verseler bir türlü, vermeseler başka türlü... Tam da "Tut kelin perçeminden" durumu... Masumiyet karinesinin ayaklar altına alındığı, kurunun yanında yaşın da cayır cayır yakılma süreci... En çok da İmamoğlu'na yarayan bir süreç...

Bu hengâme içinde, siyasi görüşlerine kıyısından köşesinden katılamasam da Yılmaz Özdil'in YouTube kanalından ortaya attığı ciddiyetle ele alınması gereken iddia, başta CHP üst yönetimi olmak üzere savunma avukatlarına bir ders hüviyetinde idi ( https://shorturl.at/WWd12)...

İddianame'nin kanıtlara dayalı şekilde yapay zekâ programlarından da yararlanılarak son derece tutarlı ve sağlam bir şekilde hazırlandığını ifade eden Özdil, buna karşı Savunma'nın öyle "Siyasi lagaluga" ya da 5-6 avukatla değil, belki bin avukatla, yapay zekâ desteği alınarak, kanıtları çürütmek üzere ciddî bir çalışmayla yürütülmesi gerektiğini uzun uzun anlatıyor...

Özgür Özel'in bu uyarıları ciddiye alacağına; ya da İddianame'nin Mahkeme tarafından kabul edilene kadar -ve tabii ondan sonra da- "Masumiyet karinesi" meselesine sadık kalacaklar çıkacağına ilişkin en ufak ümidi olan varsa beri gelsin...

Bu dava süreci ruhun (vicdanın), aklın ve zekânın gelişmişliğinin ölçüleceği bir turnusol kâğıdı görevi de ifa edecektir...

Kurbağayı ne kadar ürküttüğünüzü görmelisiniz

Hızlı servis restoran işletmecisi TAB Gıda'nın Sürdürülebilirlik Akademisi ile iş birliği içinde hayata geçirdiği "Sürdürülebilir Tabağın İzinde: Türkiye'de Fast Food Sektöründe Tüketim Davranışları ve Algısı Araştırması" sonuçları açıklanmış. Sektörün içinde ya da dışındaki geniş kitleleri ilgilendirecek tespitlere ulaşmışlar.

Genel netice: Tüketiciler taleplerinin değiştiğine, yeni bir dönemin başladığına işaret ediyorlarmış.

Ankete katılanların yüzde 85'i markalardan çevresel ve toplumsal konularda sorumluluk üstlenmelerini beklediklerini belirtmişler. Geri dönüşüm ve gıda israfı yüzde 69 oranında önemseniyormuş. Tüketicilerin yüzde 44'ü ise şeffaf şekilde bilgilendirilmek, ne yediklerini bilmek istiyorlarmış.

Burger King, yüzde 27 oranıyla tüketicilerin gözünde 'sürdürülebilir fast food markası' olarak ilk sırada yer alsa da diğer markaların durumu pek parlak değilmiş: Her 4 tüketiciden 1'i "sürdürülebilir marka" denince herhangi bir isim verememiş...

İletişim stratejileri ve pratiklerinde 'Toplum üzerindeki Etki'yi (Impact on Society) ölçmek çok önemlidir. Ancak o zaman "Attığınız taşın kurbağayı ürkütüp ürkütmediğini" bilebilirsiniz...

TAB Gıda bir süre önce hayata geçirdiği "Ne Yediğini Bil" platformuyla ürünlerin kaynağından gıda güvenliği sertifikalarına kadar olan tüm detayları açıklamaya başlamıştı. Bu bağlamda, bir TAB Gıda markası olan Burger King'in öne çıkması, firmanın tüketici beklentilerini karşılama konusunda doğru yolda olduklarını göstermiş...