TÜİK mi değişti, niyet mi

Sözcü, enflasyon rakamı yüksekken TÜİK'i haklıyken düşükken 'pes dedirten' ilan ediyor; muhalefet rakamları çarpıtmakla güven mi inşa ediyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Sözcü gazetesinin enflasyon haberlerindeki tutarsız tutumunu, Ocak'taki yüksek rakamı objektif sunup Mart'taki düşük rakamı kurumu hedef alarak ele alma biçimiyle eleştiriyor. Yazarın iddiası, muhalif medyanın 'siyasi doğruculuk' adı altında seçmeci bir doğruluk anlayışı kullandığıdır. Kilit argüman ise muhalefet ile medyanın görevi rakamları çarpıtmak değil, daha iyi bir geleceğe dair güven ortamı inşa etmek olmasıdır. Peki bu tutarsızlık sadece Sözcü'ye mi özgü, yoksa muhalif medya pratiğinin sistematik bir sorunu mu?

Konumuz, Ocak ve Mart 2026 enflasyon rakamları açıklandıktan sonra Sözcü gazetesinin sayfalarındaki 'manşet' dili...

Hakikat ile realite (gerçeklik) İngilizcesiyle, truth ve reality; Almancasıyla, Wahrheit ve Wirklichkeit; Fransızcasıyla, verite ve realite birbirlerinden tamamen farklı iki ayrı algılama alanına işaret ederler...Türkçe dışındaki bu üç dilde internette yapacağınız araştırmada ya da yapay zekâ araçlarına başvurduğunuzda, geniş bir açıklama ağıyla karşılaşırsınız. Mesela Gemini özetle şöyle demiş: "Aralarında ontolojik (varlıksal) bir uçurum vardır. Gerçeklik, dış dünyada var olan ve duyularımızla deneyimlediğimiz 'şey'dir; hakikat ise o şeyin arkasındaki değişmez öz, anlam ve ilkedir."Bir küçük örnekle aradaki farkı görmek daha kolay olabilir. Yalan söylemek; yanlış, ayıp, kötü, özü itibarıyla tamamen olumsuz bir davranıştır. Oysa insan çok sık yalan söyler. Hatta yalanı renklerle süsleyerek ifade eder; beyaz yalan, pembe yalan vb...Siyasette bu çelişik durumun en belirgin şekilde ortaya çıktığı ifade biçimine siyasi doğruculuk'ta (political correctness) rastlanıyor... "Söylediğin her şey doğru olsun, ancak her doğruyu söyleme" biçiminde de özetlenebilecek bu yaklaşımla hakikatten sapmaları, 'işe gelecek', 'amaca hizmet edecek' şekilde devreye sokmak kastediliyor...Ocak 2026'da TÜİK, enflasyonu yıllık yüzde 30,65, aylık da yüzde 4,84 olarak açıkladığında; gazete başlığı şöyleydi: "Ocak enflasyonu uçtu, ekonomistler değerlendirdi: 63 yıllık ortalamanın üstünde." Haber şöyle devam ediyordu: "Ocak 2026 enflasyonu piyasada 4,20 çevresinde şekillenen beklentilere karşın aylık yüzde 4,84 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK'in açıkladığı TÜFE, yıllık bazda 30,65 oldu."

TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamını; noktasına virgülüne dokunmadan, haberde yorumsuz şekilde servis etmişlerdi. Rakam yüksekti. Yani o zaman TÜİK, 'muteber' bir kurumdu ve rakamları kullanılırdı. İşlerine böyle geliyordu...

Ancak TÜİK, mart ayında enflasyonu yüzde 1,94 olarak açıklayınca kıyamet koptu. Bu sefer karşımıza çıkan manşet: "Savaş ortamında TÜİK pes dedirten enflasyonu açıkladı: Yüzde 1,94". Başlıktaki hedef rakam değil, kurum: TÜİK... Bu sefer de işlerine böyle gelmişti...Sepet aynı sepet, metodoloji aynı metodoloji, kriterler aynı kriterler... Kurum da aynı: TÜİK... Rakam yüksekken "itibar edilen", düşük çıkınca "pes dedirten" kurum. İletişimde tutarsızlık, 'itibar yönetimi'nin en büyük düşmanıdır.Muhalif olmak; yanlışı söylemek, eksik olanı göstermek ve daha iyisini projelendirip vaat etmektir. Bir veriyi sadece 'işine gelmediği için' karalamak ise kaba bir çarpıtma operasyonu olmaktan öteye gitmez... Muhalefetin ve onu destekleyen medyanın görevi, rakamların kaç olduğundan ziyade, o rakamların nasıl daha iyiye gideceğine dair güven ortamı inşa etmektir.Sözcü'de bu dengeyi kurup kollayacak, siyasi doğruculuğu usulü veçhile amel edecek potansiyeli gördüğümüz için bu satırları kaleme aldık.

Umutsuz vakaları ciddiye dahi almıyoruz...


Ülkesini seven kadınlara mâni olmazMart ayının son günlerinde elimize bir bülten ulaştı. Gönderen, TÜSAYDER (Türkiye Satın Alma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği). Bültende beş önemli bilgi var.1-Grant Thornton International tarafından bu yıl 22.'si düzenlenen "İş Dünyasında Kadınlar Araştırması"... Küresel ölçekte üst yönetimdeki kadın oranı