'Sır' ve 'nur'

İbrahim Kalın'ın felsefi bakışı masaya oturtsaydı, ateşkes görüşmeleri teknik müzakerelerin ötesine geçebilir miydi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD-İsrail-İran savaşında barış görüşmelerinin başarısızlığının nedenini, masada oturanların sadece güç ve çıkar hesabı yapması olarak görüyor. İbrahim Kalın'ın videolarında yansıtan vicdani akıl ve kültürel derinliğin diplomasiye dâhil edilmesini önerirken, Türkiye'nin bölgedeki başarılı duruşunu bu tür bir ruhsal ve maneviyat temelli dış politikaya bağlıyor. Peki, uluslararası müzakarelerde felsefi derinlik gerçekten teknik çözümlerden daha etkili olabilir mi?

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran'a yönelik saldırıların ardından bölgeyi ateş topuna çeviren savaş... Sadece binaları değil, küresel dengeleri, ekonomiyi ve en önemlisi de insanlığın geleceğine dair umutlarını kökünden sarsan bombalar...

Hırsın, intikamın ve kontrolsüz gücün yarattığı yıkımla masadan kalkılan, sonuç çıkmayan ateşkes görüşmeleri...

Anlaşmayla sonuçlanması umutla beklenen 'müzakere masası'nın sandalyelerinden birinde, sadece teknik veriyle değil, insanlık ve hikmet pusulasıyla hareket eden bir akıl otursaydı ne olurdu acaba Başka bir deyişle vicdana da yer açılsaydı...Mesela: Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın sosyal medyada yankı bulan, felsefi derinliğiyle kalbe dokunan 'reels' videolarındaki bakış açısına sahip bir CIA Başkanı ya da ABD Dışişleri Bakanı, Başkan Yardımcısı masaya oturtsaydı... İbrahim Kalın usulü, dervişane ama stratejik düşünebilen, şahsiyetinin sükûneti odaya yayılan biri, bu görüşmeleri nereye taşırdı acaba

Sayın Kalın bir videosunda diyor ki: "Yani yüce dağ isen üstündeki kardan gurur duy. Sen yüce dağ olmaya, yüce dağın üstünde bir yer edinmeye talipsen o zaman oranın kar, bora, fırtına, soğuk olmasına da hazırlıklı olacaksın. Mesela Âşık Veysel bunu o kadar güzel anlatır ki! 'Ey gönül etme derdinden şikâyet. Yüce dağlar gurur duyar karından..." (https://url-shortener.me/L2BP)

Bahsedilen, "Yüce dağ olmaya talipsen, karına ve fırtınasına razı olacaksın" düsturu, bir barış masasının temel içeriği olabilir miydi Kalın gibi biri, masadaki muhataplarına muhtemelen şunu söylerdi: "Siz bölgesel güç, yani 'Yüce Dağ' olmaya talipseniz, bu coğrafyanın fırtınasına, bitmek bilmeyen sınavına da rıza göstereceksiniz. Şikâyet etmek, başkasını suçlamak yerine, o kârdan gurur duymayı; yani bu krizi insanlık yararına bir imkâna dönüştürmeyi bileceksiniz."Muhatabını mağduriyet ya da saldırganlık sarmalından çıkarıp, sorumluluk ve vakar zeminine davet eden yönetimsel tutum nasıl olurdu acabaGelelim savaşın ve barış görüşmelerinin en kriz noktasına, hırsa... Kalın'ın devedikeni çiçeği hikâyesi, aslında uluslararası ilişkilerin en büyük 'hastalığına' ışık tutabilir. Çiçeğin güzelliğine hayran kalıp onu koparmaya çalışırken elleri kan içinde kalmak... Masada oturan güçler, coğrafyanın 'çiçeklerine' (kaynaklarına, topraklarına, kimliklerine) sahip olmak isterken hem kendi ellerini kana buluyor hem de o güzelliği paramparça etmiyorlar mı (https://url-shortener.me/L29H)İletişim dili eksik olan, sadece sahip olmaya, hükmetmeye odaklanan akıl, sonunda elinde sadece 'parçalanmış bir güzellik' bulmaz mı Arzu ettiğimiz türden bir akıl ve ruh, o masada olsaydı şunu fısıldardı: "Güzelliği koparmaya değil, yerinde yaşatmaya odaklanın. Aksi hâlde kazandığınızı sandığınız an, aslında her şeyi kaybettiğiniz andır."Kalın'ın çalıp söylediği "Hiç oldum" türküsünde; (https://url-shortener.me/L5I3) varlıktan vazgeçip hakikat karşısında hiçliği kabul edebilen, makam ve ünvanların gelip geçici olduğunu bilerek emanetçiliğin mütevazılığını taşıyan, bir diğer videosunda ise altını çizdiği o meşhur hakikat; aslında bugün Türkiye'nin dış politikasındaki tarafsız ama dik duruşunun da âdeta manifestosu niteliğinde: "Her imtihan bir imkân, her imkân bir imtihandır. Sizi öldürmeyen her darbe sizi daha da güçlü kılar." ( https://url-shortener.me/L448 )Ateşkes masasına bu perspektifle oturan akıl, muhataplarına şunu hatırlatacaktır: Yaşanan bu savaş ve yıkım, aslında her aktör için devasa bir imtihan... Eğer bu sınavdan; hırsınızdan arınıp, aklınızı, sabrınızı ve sebatınızı güçlendirerek çıkabilirseniz, bu felaket bir