Bayraktar konuşmasına şöyle giriş yapıyor: "Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir teknoloji ütopyası satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki, bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil; tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan tekno kapitalist küresel tahakkümdür."
Bu sözleri sarf eden herhangi biri değil. Yerli ve millî insansız hava araçlarıyla (İHA/SİHA) ezber bozan, millî savunma sanayimize çağ atlatan Baykar'ın sözcüsü Selçuk Bayraktar... İTÜ, University of Pennsylvania ve Massachusetts Institute of Technology'deki (MIT) eğitimlerinin ardından 2007'de yurda dönen, Bayraktar TB2, AKINCI, TB3 ve ülkemizin ilk insansız savaş uçağı KIZILELMA gibi stratejik hamlelere imza atmış, vizyonunu uzaya dikmiş, T3 Vakfı, TEKNOFEST aracılığıyla milyonlarca gence ilham kaynağı olmuş bir münevver, bilim ve iş insanı...Bayraktar'ın "Hürriyet ve İnsan Onuru" başlıklı konuşmasının doruk noktasını oluşturan bölüm şöyle: "Bugün küresel devler yüz binlerce işlemciyle insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ediyorlar. Peki Türkiye gibi ülkeler, dost ve kardeş uluslar kısıtlı kaynaklarıyla bu dev tekellerle nasıl rekabet edecek Bizim yapmamız gereken aynen İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil, geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümünü yaparak yepyeni bir kırılım yakalamaktır."
Bayraktar şöyle devam ediyor: "Yapay zekâ teknolojisini hegemonik bir biçimde elinde tutmaya çalışan dev tekeller, neredeyse insanlığın sahip olduğu tüm enerji kaynaklarını tüketecek devasa bir işlem gücü talep ediyorlar. Oysa; enerji kapasitesi 20 watt'ı dahi aşmayan insanoğlu o muazzam beyniyle kâinatın en derin şifrelerini kırdı. Harezmi de İbn Sina da Newton da Maxwell de hatta hocamız Ord. Prof. Dr. Cahit Arf da terawattlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil, o mucizevi insan beynine sahiptiler."
Selçuk Bey, mucizevi insani düşünme mekanizmasının, insanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren dilin yapısını ve düşünsel yeteneklerin yapı taşlarını merkeze alan melez yapay zekâ modellerine aktarılması gerektiğini vurguluyor. Yapay zekâ algoritmalarının insanı eroine benzer bir dopamin girdabına sokarak hürriyetinden kopardığını, insanı hızla makineleştirdiğini söyleyen Bayraktar, bu ruhsuz materyalizme karşı tarihi bir duruş sergileyerek, "Bizim gayemiz insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmektir. Hafızası olan ama hatırası olmayan, rakamların ruhsuz labirentine sıkışmış bir istatistik yankısından ibaret olan yapay zekâyı, insan onurunu ve şuurunu yücelten bir imkân olarak görmeliyiz." diyor.Konuşmasında, Millî Dijital Bağımsızlık kavramının altını kalın çizgilerle çizen Bayraktar, verilerin küresel tekellerin sunucularında toplanmasını modern dünyanın gönüllü kölelik fermanı ve ulusların egemenliğine vurulmuş sinsi bir darbe olarak nitelendiriyor.Bayraktar'a göre dijital bağımsızlığın yegâne teminatı; verinin ülkemiz kurumlarında ve sınırları içinde kalacağı, algoritmaların mahremiyeti koruyarak öğreneceği bir ekosistemdir.
Yapay zekâyı dost ve mazlum halklarla paylaşarak insani bir teknolojik dayanışma ittifakı kurmanın önemine değinen Bayraktar, doğru yönlendirilen bir yapay zekânın kanser gibi hastalıklara çare bulmada, eğitimde fırsat eşitliği sağlamada ve gelir adaletsizliğini azaltmada insanlığın refahını artıracağını vurguluyor.
12