Birkaç gün önce Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD) Yönetim Kurulu ile üyesi olduğumuz Yüksek İstişare Kurulu'nun ortaklaşa düzenlediği toplantıya katıldık. Son derece verimli geçen çalışmada, ekonomik durumla ilgili bir ufuk turu sunan Prof. Dr. Selva Demiralp'in değerlendirmelerini dinleme fırsatı bulduk.
Boğaziçi'nden UC Davis'e (University of California Davis) uzanan parlak eğitim hayatı, ABD Merkez Bankası (FED) koridorlarında ekonomist olarak görev yapan ilk Türk kadınlarından biri olma unvanı ve Koç Üniversitesi'nde hem öğretim üyeliği hem de üniversite çatısı altında TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) yöneticiliği Selva Hocanın kariyerinin kısa bir özeti.
Değerlendirmelerine gelince...
Hoca "Küresel ölçekte merkez bankaları oldukça zor bir karar döneminden geçiyor" dedikten sonra bunun nedenlerini; savaş kaynaklı belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve büyüme endişeleri olarak sıraladı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (Bank of Japan- BoJ) faiz artırmış. ECB, büyüme üzerinde baskı yaratsa bile enflasyon kontrol altına alınmadan para politikasında gevşemeye gitmeyecekmiş. ABD'de enflasyon yeniden yüzde 4 seviyelerine yükselmiş ve bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın da (FED) büyümeyi desteklemek amacıyla hızlı faiz indirimlerine yönelmeyeceğini öngörüyor Selva Hoca.
Demiralp'in ülkemizle ilgili değerlendirmelerine göre, sene başında yüzde 23 seviyelerinde öngörülen yıl sonu enflasyon beklentisinin bugün yüzde 30'lara revize edilmiş olması sadece dış faktörlerle (savaş, enerji vb.) açıklanamaz; enflasyonun 'yapışkan' yapısının ve iç siyasi risklerin de burada etkisi bulunmakta.
Koç Üniversitesi verilerine göre, halkın enflasyon beklentisinin hâlâ yüzde 47 seviyelerinde olmasını tehlikeli bulan Selva Hoca, "Fiyatlar daha da artacak" algısının kırılmasını çok önemsiyor. Buradaki en büyük görevin ekonomi yönetimine düştüğünü söylüyor. Vatandaşın tasarrufunu hâlâ altın ve TL'de tutmasının, Türk lirasına verilen yüksek reel getirinin karşılığı olduğunu ve Merkez Bankası'nın bu yaklaşımı sürdürmesi gerektiğini, bu nedenle de kontrol dışı bir kur hareketi veya ani bir döviz krizinin ufukta görünmediğini dile getiriyor.
Demiralp'e göre Merkez Bankası'nın faiz indirim alanı sınırlı görünüyor. Enflasyonda düşüş yaşandıkça politika faizinde de ayarlamalar yapılabilir; ancak mevcut koşullarda reel faizin ciddi şekilde aşağı çekilmesi zor olabilir. Bu nedenle de sıkı para politikası beklenenden daha uzun sürebilir.
Hoca, son dönemde siyaset gündeminde yaşanan mutlak butlan tartışmalarının veya hukuki hamlelerin hemen bir erken seçimi tetikleyeceği algısının, ekonomik programı çökertecek ya da seçim takvimini öne çekecek bir kırılma yaratmadığının da altını çiziyor. Dolayısıyla yüksek faiz, kontrollü kur ve kademeli enflasyon düşüşüne odaklanan mevcut ekonomik programın seçim dönemine kadar devam edeceğine inanıyor.
Bu arada erken seçim ihtimalini düşük gören Demiralp'e göre, 2027 sonu veya 2028 başı gibi, daha önce konuşulan takvimler geçerliliğini korurken, mevcut gelişmelerin seçim takvimini kökten değiştirecek bir kırılma yarattığına dair güçlü bir işaret bulunmuyor.
Sağlığınızın CEO'su kim..İnsanın tekâmül serüvenindeki 3 temel eksen beni hep heyecanlandırmıştır: Ruh - Zihin - Beden tekâmülü. Bilindiği üzere üçü de birbirini doğrudan doğruya etkiler. Hele de en az önemsenen üçüncüsü...
Bankacılık sektöründeki sağlam kariyerinden yılbaşı itibarıyla ayrılan arkadaşımız Yavuz Elkin arayıp birlikte İK koçluğu yaptıkları eşinin, dört yıl süren podcast yayınlarını bir kitaba dönüştürdüğünü ve "Kendi Sağlığının CEO'su Ol" adlı kitabın lansmanına davet etmeseydi, beden tekâmülünün bu önemli yapıtından haberimiz olmayacaktı. (Mona Kitap, Haziran 2026)

13