Dijital sihirbazlık tutmadı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, İran'a yönelik operasyonlar hakkında bilgiler paylaşmışlar.

Açıklamaya göre; İran'da 7.000'den fazla hedef vurulmuş, İHA ve balistik füze gücü yüzde 90 oranında azalmış. 120'den fazla gemi, 44 mayın gemisi ve 11 denizaltı etkisiz hâle getirilmiş. Yer altı depoları sığınak delici mühimmatlarla vurulurken, savunma sanayi fabrikaları büyük ölçüde tahrip edilmiş.

Yani; İran'ın nükleer kapasitesi, füze sistemleri ve donanması tamamen yok edilmiş. Toplantı sonunda Hegseth "Hedefimiz değişmedi. Planımız İran'ın füze fırlatıcılarını ve savunma sanayi altyapısını imha ederek bunların yeniden kurulmasını engellemek, donanmalarını yok etmek ve İran'ın asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak» derken; General Caine noktayı koymuş: "İran'ın savunma sanayi altyapısına yönelik saldırılarımıza devam ediyoruz ve bunu sürdüreceğiz»

Tablo net. ABD ve İsrail el ele verip İran'ın tepesine binmiş. Hamaney dahil 40'tan fazla lider etkisiz hâle getirilmiş. Askerî açıdan başarı mı Belki. Ancak halkın gözünde durum, tam olarak stratejik iletişim felaketi.

Siyasal iletişimin altın kuralıdır: "Gerçeklik, algılanan şeydir." Öte yandan bazen hakikat o kadar sert çarpar ki, en mahir algı yönetimi bile o enkazın altında kalabilir.

1929'da kurulmuş ve "ABD En İyi Değer Sunan Okullar Listesi"nde bulunan Quinnipiac Üniversitesi'nin 1002 kayıtlı seçmenin katıldığı 6-8 Mart 2026 tarihli İran anketi ile Ortadoğu Anlayış Enstitüsü (The Institute Middle East Understanding - IMEU) tarafından 19 Mart 2026'da yayınlanmış rapor -ki her iki çalışmada da sonuçlar neredeyse aynı çıkmış- tam da hakikatin çarpmasını anlatır nitelikte.

Seçmenin yüzde 53'ü askerî maceraya "Hayır" demiş. Trump yönetiminin "İran yakın tehditti" diye bağırışlarına halkın yüzde 55'i prim vermemiş. Yani hikâye tutmamış.

ABD seçmeninin anketlere yansıyan asıl meselesi ise ekonomi imiş. Trump'ın ekonomi yönetimine gelen yüzde 58'lik ret oranı, onun siyasi kariyerinin kırmızı kartı gibi duruyor. ABD halkı demiş ki; "Siz orada liderleri vurduğunuzu sanıyorsunuz ama asıl kurşun benim depoma, cüzdanıma sıkılıyor." Seçmenin yüzde 74'ü benzin fiyatlarından endişeliymiş.

İletişim stratejisi açısından haklılık payı ne olursa olsun, eğer bir operasyon vatandaşın mutfağındaki yangını körüklüyorsa, o operasyonun halk nezdinde itibara devşirilmesi imkânsızdır.

Anketlerde çok kritik bir detay daha var: ABD seçmeninin yüzde 44'ü (IMEU- yüzde 43) artık "İsrail'e çok fazla destek verildiğini" düşünüyormuş. Bu, 2017'den beri görülen en yüksek oranmış. Yani o sarsılmaz stratejik ortaklık algısı, Amerikan kamuoyunun vicdanında çatlamaya başlamış.

IMEU raporunda; seçmenlerin yüzde 56'sı bu savaşın Amerika'dan ziyade İsrail'e fayda sağladığını düşünüyormuş. Savaşın ABD'nin yararına olduğuna inananların oranı yüzde 29'da kalmış. Halkın yüzde 74'ü ise İran'a kara harekâtına şiddetle karşı imiş. Halkın bu denli sert muhalefetine rağmen ısrar etmek, toplumun sinir uçlarıyla oynamaktan çok da farklı değerlendirilemez…

Özetle; bu veriler, ABD halkının Trump'a karşı büyük bir hayır barikatı kurduğunu gösteriyor. Bu kadar ciddi bir direnç varken atılacak kara harekâtı adımı, stratejik bir hata olmanın yanı sıra iletişim intiharı da olacak gibi görünüyor.