Yazar, batılı egemenliğin üçüncü ve en tehlikeli aşamasının pedagojik imha olduğunu, bunun da dijital platformlar aracılığıyla gerçekleştiğini iddia ediyor. Gençlerin zihinsel bağımlılığını kolonizasyonun yeni formu olarak tanımlıyor ve devlet-eğitim-aile işbirliğiyle milli değerlere dayalı bir çözüm öngörüyor. Ancak, kültürel bağımsızlık ile dijital güvenlik arasındaki çizgiyi belirlemek gerçekten mümkün mü?
Üç aşamadan oluşan kolonizasyon; önce fiziksel ve maddi alanda, daha sonra da ekonomik ilişkiler, siyasi idare, eğitim, sosyal refah ve sanayileşmeyi içeren örgütlenme ve kurumsallaşmada görülüyormuş. Üçüncü aşamada ise pedagojik, sosyolojik, psikolojik ve ahlaki sorunlar ortaya çıkıyormuş.
Gurnah demiş ki; "Egemenliğin gerçek benliğini üstü kapalı ifadelerle gizlediği bir dönemde büyüdük." Bugünün egemenliği de tank ve tüfekten öte ceplerdeki telefonlarla, TikTok akışıyla, oyunlarla, 15 yaşındaki çocuğun zihnini çarpıtan cinsiyetsizleştirme ve şiddet dozlarıyla inşa edilmeye çalışılıyor. Ki bu, kolonizasyonun üçüncü ve en tehlikeli aşaması olarak tanımlanıyor: Pedagojik ve ahlaki imha.Armağan'ın da ifade ettiği "Akademik Bağımlılık" kavramı ne kadar kıymetliyse, bugün sokaktaki çocuğun "Algoritmik Bağımlılığı" da o kadar kritik. 'Anglosakson odaklı' bilgi anlayışı, bugün de dijital dünyada benzer bir hiyerarşi kuruyor.Cumhurbaşkanı "Evin diğer odasındaki çocuğun sanal âlemdeki arkadaşıyla ilişkisinden haberdar değiliz" dedi. Evlat, fiziksel olarak ebeveynin yanında ama ruhu şiddeti bir seçenek olarak sunan karanlık dijital platformların insafına terk edilmiş durumda.Peki, ne yapılmalı Sadece okullara güvenlik kapısı koyarak, binaları güvenli hâle getirerek bu pedagojik sorunun çözülemeyeceği konusunda uzmanlar mutabık. Çözüm; Dijital Dekolonizasyon'da (ya da Tekno Dekolonizasyon) ve ülke çapında bu yönde başlatılacak zihinsel özgürleşme hareketinde.Ülkemizde hayata geçirileceği belirtilen; sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve 15 yaş altı çocuklara yaş sınırı, âdeta vatan savunması niteliğindedir ve çok kıymetlidir.Batı'nın 'etiketleyici' zekâ testlerine, 'ötekileştiren' pedagojik yaklaşımlarına karşı kendi medeniyet değerlerimizle yoğrulmuş ortak aklın ve pedagojinin öncülüğünde rehberlik sistemi geliştirileceğine inanıyoruz.Bu sistem medya kuruluşlarının şiddeti bir reyting malzemesi, caniyi bir 'fenomen' gibi sunmaktan vazgeçmesiyle güçlenebilir. Kötülüğün sıradanlaşmasına, sömürgeci aklın beyinler üzerindeki egemenlik kurmasına son vermek için devletin, eğitim sisteminin ve ailenin el ele vermesiyle olumlu sonuçlar alınabilir. Millî değerlere sarılmak bir tercih değil, bu dijital kuşatmada nefes alabilmek için tek çıkış yolu olarak görünüyor. Şehit Ayla öğretmenin içindeki şefkat, 'kolonizasyon döngüsünü' kırmak için ihtiyacımız olan yegâne pusuladır."Currency of Trust"(Güvenin Piyasa Değeri)

3