Belgelerin önemli bölümü; 10 yıldan eski yazışmalar, hukuki sürece dönüşmemiş ihbarlar ve bağlamı eksik notlardan oluşuyormuş. Buna rağmen sosyal medyada oluşan genel kanaat şu: "Dosyada adı geçen herkes suçludur."
Bu doğru mu Elbette hayır. Bir belgede bir ismin geçmesi, tek başına suçluluğun kanıtı olamaz; ne hukuken ne de vicdanen…
Örneğin, Bill Gates ile Epstein arasındaki e-posta yazışmaları belgeler arasında… Bu yazışmalar üzerinden "Pandemiyi birlikte planladıkları" iddia ediliyor. Oysa belgelerin kendisi böyle bir sonuca ulaştırmıyor.Elon Musk, Epstein tarafından meşhur adaya davet edilmiş. Musk ise bunu reddettmiş. Buna rağmen sosyal medyada Musk doğrudan suç şüphesi altında gösteriliyor.Rihanna gibi başka ünlü isimlerin adının belgelerde geçmesi de herhangi bir yasal suçlama anlamına gelmese de söz konusu isimler, sanıkmış gibi dolaşıma sokuluyor.Burada kritik soru şudur: Belgeler mi konuşuyor, yoksa belgeler üzerinden üretilen yorumlar mı
Gerçek ile kurgu iç içe geçmiş vaziyette...Epstein'in reşit olmayan çocuklara yönelik rezil suçları tartışma konusu dahi edilemeyecek şekilde kesinleşmiştir… Ancak buradan hareketle dünyanın gizli bir 'pedofil elit' tarafından yönetildiği sonucuna varmak, verilerin taşıyamayacağı bir iddiadır…Sosyal medyada başlayıp köpürtülen, diğer mecralara yayılan bu sansasyon odaklı dil ve sap ile samanı karıştırma yöntemi sonucunda ne mi oluyor Somut failler yerine hikâyeler konuşuluyor. Hukuk dururken, söylenti güçleniyor. Adalet duygusu bastırılıp öfke öne çıkıyor…
Sansür, artık bilginin yasaklanmasıyla yapılmıyor. Prof. Dr. Selçuk Şirin'in ifadesiyle: "Bu çağda sansür, bir gerçeği yasaklayarak değil, o gerçeği pek çok yalanın içinde saklayarak yapılıyor. Epstein dosyalarının boca edilmesi bir şeffaflık değil, yeni nesil bir örtbas yöntemi olabilir."Milyonlarca sayfanın aynı anda servis edilmesiyle 'gerçek, gürültü içinde kayboluyor'.Tam da bu noktada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sözü bırakalım: "Epstein belgeleri, ne hikmetse, ABD'nin Suriye'de SDG ve YPG'ye sırt döndüğü, İran'a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. Kan donduran iğrençliklerin yaşanması 'insanım' diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Yayınlanan belgelerin zamanlama olarak manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur."Bahçeli'nin bu sözleri, Epstein dosyalarının yalnızca 'adli vaka' değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik boyutları olan bir dosya olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bahçeli'nin işaret ettiği bu çerçeveyi destekleyen örneklerden biri, "National Security Cinema" (Millî Güvenlik Sineması) adlı kitapta yer alıyor. ABD'de Pentagon ve CIA ile Hollywood yapımları arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bu kitabın yazarları Tom Secker ve Matthew Alford, Usame bin Ladin'in öldürülmesini anlatan filmin senaryosunun tamamının CIA tarafından yazıldığını tespit etmişler… 2005 ila 2017 yılları arasında Amerikan TV'lerinde devlet tarafından 900'den fazla yapıma doğrudan müdahale edilmiş.Bu çerçevede, Epstein dosyalarında yer alan bazı iddiaların İsrail lobisi tarafından Başkan Donald Trump'a ayar vermek için kullanıldığı yönündeki değerlendirmeler de göz ardı edilemez.Ezcümle, Epstein vakası bize şunu gösteriyor: Sorun yalnızca 'sapkın bireyler' değil; bu bireyleri çevreleyen koruma alanları kadar, '
4