Devletin temeli kültürdür, demiş Gazi Mustafa Kemal… Peki, kültürün taşıyıcısı, temeli nedir Tabii ki dil… O nedenle bir toplumun Ortak Ruhi Şekillenmesini anlamak, daha doğrusu okumak için onun diline bakmakta yarar vardır…
Peki dilde neye bakmalı Bu konuda pek çok ögenin yanı sıra yılların ötesinden süzülüp gelen atasözleri ve özdeyişler hiç ihmale gelmez…
Pazartesi günü katıldığımız ve kültür meselelerinin tartışıldığı bir toplantıda "kültürel miras" yerine "kültürel emanet" kavramının çok daha doğru olacağı ve ona sahip çıkma konusunda gereken hassasiyetin yeterince gösterilemediği üzerinde dururken Orhan Gencebay üstat bir metin okudu… Bu çok çarpıcı metinde yer alan atasözlerimiz ve özdeyişlerimiz yan yana getirildiğinde ortaya çıkan tablonun hiç de iç açıcı olmadığını söylemek için ille de sosyoloji âlimi olmak gerekmiyordu…
Gencebay'ın paylaştığı metin şöyleydi:
"Bal tutan parmağını yalar dedik; hırsızlığı meşrulaştırdık… Devletin malı deniz yemeyen domuz dedik; devleti soyup talan etmeyi normalleştirdik… Yemeyenin malını yerler dedik; dolandırıcılığı hak gibi gösterdik… At binenin kılıç kuşananın dedik; gaspı ve zorbalığı yücelttik… Kol kırılır yen içinde kalır dedik; zulmü ve tacizi gizlemeyi öğütledik… Söz gümüşse sükût altındır dedik; susup yalancıya meydan bırakmayı erdem sandık… Komşuda pişer bize de düşer dedik; hazırcılığı alışkanlık yaptık… Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez dedik; menfaatçiliği fıtrat bildik… Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar dedik; yalana sarılmayı kolay gördük… Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik; bencilliği hayat tarzı yaptık… Üzümünü ye, bağını sorma dedik; harama göz yummayı alışkanlık hâline getirdik… Köprüden geçene kadar ayıya dayı de dedik; kurnazlığı ve ikiyüzlülüğü akıllılık sandık…"
Etkisi ve belirleyiciliği konusunda tereddütleriniz olabilir, ancak siz siz olun, atasözleri ve özdeyişleri böyle yan yana sıralamayın… Yoksa toplum ne zaman zora düşse, onu elinden tutup kaldıran ve zaferden zafere koşmasını sağlayan Anadolu İrfanı'nı hiç anlayamaz; onun hakikatini hiçbir zaman kavrayamaz, umutsuzluk tünellerinde, "Biz adam olmayız" diye kaybolup durursunuz…
'Kadınlar' ve 'gençler'e hizmet her zaman çalışır…Ülkemizde halkın duygularını harekete geçiren iki temel unsur olduğunu bütün iletişim profesyonelleri bilir: Çocuklar ve kadınlar… Bu iki grubu hedefine alan tüm iletişim etkinlikleri biraz da özenle ve duygulara hitap ederek uygulanırlarsa başarı kaçınılmazdır… Halkbank hem gençler hem de kadınlar konusunda son derece hassas işlere imza atarak algılanmasını başarıyla yöneten markalarımızdan…
Beşincisini düzenledikleri "Üreten Kadınlar Yarışması" bu etkinliklerden sadece biri… Ödüllerin sahiplerine tevdi töreni, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, İstanbul Valisi, Bakan Yardımcıları, Ümraniye Kaymakamı, Ümraniye Belediye Başkanı ve milletvekillerinin katılımıyla düzenlenmiş. Kadın girişimlere 5 farklı kategorinin yanı sıra "Alev Alatlı Özel Ödülü" takdim edilmiş.
"Ülkemizde kadın girişimcilere kullandırılan her üç krediden birinde" Halkbank imzası olduğunu ifade eden Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, 2021 yılından bu yana 270 bin kadar kadın girişimciye yaklaşık 125 milyar TL finansman sağladıklarını belirtmiş.

7