Türkiye bu ikilemi her zaman yaşadı, yaşamaya da devam ediyor… Bu yılbaşında olduğu gibi…
Bir yandan 1 Ocak bir kez daha vicdanın sesinin İstanbul'dan dünyaya yankılandığı gün oluyor… Millî İrade Platformu'nun Filistin'de yaşanan İsrail katliamına dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla düzenlediği destek yürüyüşü, Gazze'de 70 binin üzerinde masum insanın ve en az 20 bin çocuğun katledildiği soykırımı haykırıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın sözleriyle "Adaletin, merhametin ve ortak insanlık değerlerimizin güçlü bir çağrısı" yineleniyor. Türkiye Sigorta ve Türk Kızılay iş birliğiyle toplanan bağışlar da "Kızılay 19. İyilik Gemisi" ile Mersin Limanı'ndan hareket ederek Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze'ye giriş yapmaya başlamış. Açlık ve soğuğa da direnen Gazzelilere, çocuklara 9.834 gıda kolisi ulaştırılmış.Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak konuya ilişkin şöyle konuştu: "Umarım 7 tırı aşan yardım malzemelerimizle yardımlarımız Gazze halkına bir nebze umut olsun" demiş…Öte yandan -hani yukarıda ikilemden söz ettik ya- şöyle bir anonsla da karşılaşabiliyoruz ülkemizde: "Yeni yıl coşkusunun sesi olan T.C. Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu sevgi ve umut dolu ezgileriyle AKM'de!"
Noel Baba kukuletalarıyla çocuklarımızın hangi mesajı verdiklerini yorumlamayı okurlarımıza bırakıyorum… Sadece şu tespiti yapmakla yetineyim: Devletin kültür-sanat politikaları ile özel sektör ve ödenekli tiyatro-balelerin kültür&sanat politikaları; uyuşmak, birbirine benzemek durumunda değildir. Özel sektör, kafasına göre takılabilir; devlet takılamaz… O, milletin ortak ruhi şekillenmesinden kaynağını alan fıtratındaki 'Millî Kültür Politikalarını' izlemek durumundadır.Devlet, olaya uzun vadeli, sonsuza uzanan bir doğrultuda bakmak zorundadır… Hükûmet ise kültür politikaları konusunda daha kısa vadeli ve daha popüler kültüre yakın politikalara yönelebilir. Devlet oy kaygısı gütmez; eyyamcılık hiç yapmaz… Onun için ilginçlik, bir değer kriteri, iletişim ögesi olamaz… Bakanlığımızın herhâlde gözünden kaçmıştır… Başta aynı Politika Kurulu'nda görev almaktan gurur duyduğumuz Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı bey dahil, başında 'Türkiye Cumhuriyeti' ve 'Devlet' yazan bir gençlik korosunun bu duruma düşürülmesine asla müsaade etmezlerdi. Ayrıca bu kültür şokunun sorumlusu tabii ki gençler olamaz… Onların ebeveynlerinin, eğitimin sisteminin ve koro yönetiminin ortak sorumluğundadır görünen tablo… İnşallah yıla damgasını vurmaz…Yıla damgasını vurmasını umduğumuz şey, bugün Galata Köprüsü'ndeki yürüyüş, Türkiye Sigorta, Türk Kızılay gibi mücadeleye destek sunanlar ve onları harekete geçiren Türkiye'nin iradesi, vicdanı ve fıtratıdır…Vicdanının sesini dinleyebilecek cesareti olan herkesin yeni yılı kutlu, 2026 huzur dolu bir sene olsun…
Yurt dışı açılımlarımız dikkate değerİş dünyamızda 2025'in sonunda yaşanan bir gelişme, 2026'ya damga vuracak türden… Yaklaşık 40 yıldır lüks konut, konaklama ve gastronomi başta olmak üzere, 6 farklı sektör ve 11 ülkede faaliyet gösteren

3