MUHTEREM Milat okucuları, Cuma gününüz mübarek olsun. Bu gün Rabbim hayırlara vesile kılsın. Bugünkü sohbetimizde akıl ve ahiret inancını ele alacağız.
Kâinat düzeninin yıkılacağı, yerin başka bir yere, göklerin başka göklere dönüştürüleceği, insanların kabirlerinden diriltilerek kaldırılacağı Kıyamet Günü ile başlayacak Ahiret hayatına, Cennet ve Cehennem'e iman İslam dininin inanç esaslarından biridir.
Nimetler veya azaplar içerisinde bulunan ruhun yeniden yaratılacak bedenle birleştirilerek kabirden kaldırılmasıyla oluşacak dirilişe iman hususu tarih boyunca akıllarını yeterince kullanamayan pek çok insanın kafirliğine neden olmuştur.
Hazreti Adem'den Hazreti Muhammed'e ve O'nun döneminden günümüze kadar Ahiret hayatını yalanlayanların temelsiz görüşleri de hemen hemen aynı olmuştur.
Kur'an diliyle ifade edersek onlar şöyle diyegelmişlerdir:
"Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalandırılacağız»"(Saffat, 53)
Ahiret hayatını inkâr edenlerin bu görüşü ve bu görüşe dayalı olumsuz inançları şüphesiz akıllarını kullanamamaları sonucudur. Yoksa aklını kullanabilen ve mantıklı bir düşünceyle göklere, yerküreye ve insanın yaratılışına bakan bir insanın yeniden dirilişi kabul etmesi tabiî ve zaruridir.
Bunun içindir ki Yüce Mevlâmız Kur'an-ı Kerim'de aşağıda örneklerini sunacağımız türden sorular yöneltmekte ve akıllara yol açmaktadır.
Ahkaf Sûresi, ayet 33:
"Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmada hiçbir güçlük çekmeyen Allah'ın ölüleri tekrar diriltmeye kadir olduğunu görmüyorlar mı Evet elbette O her şeye gücü yetendir."
Rum Sûresi, ayet 50:
"(Yeryüzünde) Allah'ın rahmetinin izlerine bir bak! Ölümünden sonra yeryüzüne nasıl hayat veriyor. O, ölüleri de böylece diriltecektir. O her şeye gücü yetendir."
Kıyamet Sûresi, ayet 37 – 40:
"İnsan dökülen meniden bir nutfe, sperm değil miydi Sonra kan pıhtısı oldu (da Allah onu kan pıhtısından) yarattı ve ona şekil verdi. Ondan da iki çifti, erkeği ve dişiyi var etti.
Şimdi bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi"
Ey Mü'minler!
Her bir insanın müşahede edilebildiği için tabii görüp kabul ettiği öylesine gerçekler vardır ki akıl için yeniden dirilişi kabul etmek sözü edilen bu gerçekleri kabul etmekten daha tabiidir.
Ahiret hayatına inanan mü'minler olarak imanımızı akıl planında güçlendirmek için yukarıda sunulan ayetler izinde nefsimize ve inkârcı tipe soralım:
a – Evrende, Dünyamızdan büyük ve küçük trilyonlarca gezegenin yörüngelerinde dehşet verici bir ahenkle hareket ettiğini, Güneş'in, Ay'ın ve Dünyamızın milyonlarca yıldır kendi mihverleri etrafında düzenli bir şekilde döndüğünü kabul etmek kolay mıdır
Ama kabul ediyoruz.
b – Küçücük bir tohumun düştüğü ve beslendiği toprağı çatlatarak büyük bir ağaç olduğunu, yüzlerce dala ayrıldığını, farklı hacim ve renk tonlarında yüzlerce-binlerce meyve verdiğini, hele hele yapı maddesi aynı olan toprağın on binlerce şekil, renk, tat, koku ve hacimdeki bitkileri sergilediğini kabul etmek kolay mıdır
Ama kabul ediyoruz.
c – Bitkisel ve hayvansal gıdalardan meni oluştuğunu, birkaç damla menide milyonlarca sperm bulunduğunu, bunlardan yalnız birinin döllediği dişi hücrenin akıllara durgunluk veren bölünmelerden sonra trilyonları aşkın hücreden teşekkül eden üstelik gören, işiten ve düşünen insanın vücuda geldiğini kabul etmek kolay mıdır
Ama kabul ediyoruz.
Şimdi sunduğumuz örneklerdeki gerçekleri kabul edebilen bir akıl, insanın toprağa karışmış vücut birimlerinden biri ile yeniden diriltilebileceğini nasıl kabul edemez Kabul etme zorunluluğunu nasıl duyamaz Kaldı ki ruh diridir. Diriltilecek olan toprağa karışmış vücuttur.

11