Suçun bedelini kim ödüyor: Fail mi, mağdur mu

Suçun bedelini kim ödüyor: Fail mi, mağdur mu

ALİ OSMAN AYDIN

Son yazıda çocuk yaştaki suçlulardan bahsetmiştik. Sonrasında gelen maillerin çoğu ceza sisteminin yetersizliğine atıfta bulunuyor.

Cezaların yetersizliği konusunda okuyucularımla hemfikirim. Ama tam burada bir başka konu daha var.

Bence cezalarla birlikte cezaevi koşullarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Dışarıda iyi koşullarda yaşamayan bir suçlu için yiyip içip, hiçbir iş yapmadan güvenli bir şekilde barınabileceği cezaevi koşulları caydırıcı mı olur, cezbedici mi olur

Elbette bütün cezaevleri böyle değil; fakat özellikle yoksulluk, parçalanmış aile ve suç kültürü içinde büyümüşler için hapishane, dışarıdaki hayattan daha öngörülebilirdir.

*

Girdikleri cezaevinde suç dünyası ile daha içli dışlı olma imkânı bulabildiklerini hatta daha kolay organize olduklarını düşündüğümüzde, suça meyilli birinin gözüne cezaevi maç öncesi kapanılan kamplar gibi görünür.

Hatta kamplarda yoğun fiziksel çalışma olduğu halde cezaevlerinde suçluların diledikleri gibi tembellik yapacakları ortamları vardır.

Bu tablo elbette bütün mahpuslar için geçerli değil; ancak caydırıcılık tartışması tam da bu istisnalar üzerinden anlam kazanıyor.

Peki bu durumda modern ceza sisteminin öne sürdüğü "caydırıcılık" nerede kaldı

Örneğin bir katil, bir ailenin babasını öldürmüş olsun. Baba da ailenin geçimini sağlayan tek kişi olsun.

Modern ceza sisteminde geride kalan ailenin içine düştüğü ekonomik çıkmazın nasıl halledileceğine dair bir çözüm metodu var mı

Suç, yalnızca bir kişinin ölümü değil doğrudan bir ailenin ekonomik, psikolojik ve toplumsal olarak çöküşü anlamına geliyor çoğu zaman.

Suçlu, bir aile babasını hayattan koparıyor. Bundan dolayı maktulün çocukları ve eşi kalan hayatlarında ser sefil oluyorlar. Çocuklar ya da anne ailenin geçimini sağlamak için belki çalışmaya başlıyorlar.

Katil ise sadece belli bir süre hapis yatıp çıkıyor!

Katilin geri kalan hayatında o ailenin ekonomik şartlarını iyileştirmek gibi bir yükümlülüğünün olması gerekmez mi

*

Cezanın yalnızca özgürlüğü sınırlayan bir şey değil, verilen zararı telafi etmeyi de hedefleyen bir boyutunun olması gerektiğini söylemek adalet fikrinin özüne daha yakın bence.

Çünkü cezanın mağdur ve ailesinin zararını tazmin eden bir yanının da olması gerekir…