Reklam, reyting ve kağıt üzerindeki adalet
ALİ OSMAN AYDIN
Yarın Ramazan. Herkese şimdiden hayırlı, bereketli, feyizli ve bol tefekkürlü Ramazanlar...
Ramazan ayı gelirken Coca Cola reklamlarının yoğunlaşması adetten artık. Emperyalizmin sembol içeceği Ramazan ayını satışların arttığı kazançlı bir sezon gibi görüyor herhalde. O yüzden Ramazan gelmeden iftarlı, mahyalı, başörtülü, fonda sanat müziğinin olduğu reklamlar kanallara akın ediyor.
Ama enteresan olan şu ki: Boykota destek veren, İsrail politikalarını haber bültenlerinde eleştiren, tarihi dizilerle Hükümete yakın çizgisini gösteren ATV gibi kanallar bile Coca Cola'lı iftar sofrası reklamını paylaşıyorlar.
İbadet bizim, sofra bizim, sofrada oturanlar da bizim ama içecek Siyonizm finansörü firmanın.
İçeceğin reklamını yapan kanallar da yine haber bültenlerinde İsrail soykırımını lanetleyen, boykotu destekleyen kanallar.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…
İftar Programında Gelenek Bozulmuş
TRT bu yıl iftar programını sunması için Doç. Dr. Mustafa Demirci'yi tercih etmiş. Mustafa Demirci'yi okuduğu güzel ezgilerle, ilahilerle ve beyefendi kişiliği ile 90'lı yıllardan beri tanıyor, dinliyoruz.
TRT'nin iftar programlarını Serdar Tuncer ve Bekir Develi'nin sunması, neredeyse bir gelenek haline geliyordu. Bildiğim kadarıyla 2009'dan beri bu iş onlardaydı. İkili, iftar programlarında o kadar çok ve o kadar art arda göründüler ki, bu devamlılık izleyenlerde iftar programını onlardan başka kimsenin sunamayacağı gibi bir his meydana getirmiş olabilir.
Bu algının kırılması ve başka yeteneklere, değerlere fırsat tanınması ile ilgili çok geç kalındı.
Bu arada, iftar programlarının içeriği de tartışabilir hatta tartışılmalıdır da... Hangi amaca hizmet ettikleri, izleyici için yararlı olup olmadıkları gibi şeyler masaya yatırılabilir.
Ramazan'da dini sohbetler yapılması ayın ruhuna uygun bir şey kuşkusuz. Fakat hep aynı kişilerle bu sohbetlerin yapılması, ekranlarda hep aynı yüzlerin görünmesi soru işareti doğuruyor. Ramazan oluyor ve iftar programı yapan kanallarda hep aynı yüzler dolaşıyor… Bir insan 30 gün ne anlatabilir. Üstelik alanı da teoloji değilse!
Söz konusu isimlerin bir kısmı ya edebiyatçı ya da psikoloji alanında çalışan, konferanslar veren kişiler. Reyting kaygısı yapımcıları popüler isimlere yönelmek zorunda bırakıyor olsa da dön dolaş aynı isimlerin seyirciye sunulması bu programlardan alınabilecek verimi düşürüyor.
Bugün ülkemizde ilahiyat alanında çok popüler olmayan ama çok titiz çalışmalar yapan, birçok yabancı dil bilen, son derece donanımlı isimler var. Akademik kariyerlerini dinin temel konularını, temel kavramlarını çalışmakla geçirmiş vakar sahibi Hocalarımız var.
Siyerin belli konularını bir edebiyatçıdan dinlemek başka, otuz yılını siyer çalışarak; İslam'ın vücud bulduğu dönemi, şahısları, sosyolojisi, geleneği, ekonomisi ve coğrafyası ile didik didik etmiş birinden dinlemek başkadır.
Programlarda hiç değilse popüler konuğun yanına kritik bir konuda uzmanlaşmış ilahiyatçılar, araştırmacılar davet edilebilir.
TÜVTÜRK
TRT Haber kara mizahı andıran bir haber paylaştı geçen gün…
Araç muayeneleri için TÜVTÜRK'te alınan kredi kartı komisyon bedeli, Tüketici Hakem Heyeti tarafından mevzuata aykırı bulunmuş ve iadesine karar verilmiş. Ama buna rağmen vatandaşın parası iade edilmemiş.

24