Kitaplar

Ama kafenin 20 adım yakınındaki kitap fuarında stantların önü bomboştu. Bir tarafta gençler oturacak yer arıyordu. Diğer tarafta ise kitaplar okuyucu...

Bu görüntü gördüğümden beri zihnimi kurcalıyor. Bu görüntünün bize neler söylemeye çalıştığını genelleme yapmaya bayılan yanımı bastırarak, peşin yargılardan uzak durarak anlamaya çalışıyorum.

Bir üniversite şehrinde, şehrin tam orta yerine bir kitap fuarı kuruluyor. Fuar alanının etrafı binlerce üniversiteli ile dolu... Kitapla güçlü bir bağ kurmasını beklediğimiz gençler ise fuara kayıtsız...

Mesele kitap satılması meselesi değil elbette. Mesele bilgiyle nasıl bir bağ kurduğu. Acaba kitap fuarına gösterilen ilgi toplumun eğlence ya da düşünceden hangisine yöneldiği ile ilgili bir fikir verebilir mi bize

Bir zamanlar üniversite öğrencisi denilince akla "kitaplar", fikri tartışmalar gelirdi. Şimdi ise kahve zincirleri mi geliyor acaba Bu çok peşin bir yargı olur sanki!

Bizim okul yıllarımızda arkadaşlarımızla yaptığımız şiir ya da sinema sohbetlerini ve tartışmalarını hatırlıyorum...

Eskiden gençler bir kitabın etrafında daha kolay toplanabilirdi. Bir kitabın, bir filmin, bir fikrin etrafında toplanır, sabahlara kadar koyu ve keskin tartışmalar dönerdi.

O tartışmalar herkesi beslerdi.

Şimdi gençliğin o klasik ve belki de demode olmuş matbu bilgi kutusu kitap ile arasına mesafe girmiş görünüyor.

Evet haklısınız, bütün gençler böyle değil. Bir kısmı böyle... Hâlâ kitabı baş tacı eden gençler de var. Fakat öyleyse bile yine de bu tablo bize önemli sorular sormuyor mu

Diyeceksiniz ki, gençlerin bir kısmının kitapla ilişkisi zayıf da yetişkinlerin çok mu güçlü

Bu konuda da haklısınız.

"Eski kuşak iyiydi, yeni kuşak kötü" gibi bir şey söylemeye çalışmıyorum. Bunun bir yararı yok. Ve ayrıca bu doğru da değil. Yetişkinler kitapla gençlerden daha fazla haşır neşir değiller. Dolayısıyla düşünce ve düşünceyi taşıyan mecralarla ilişkimizde üzerinde durulması gereken noktalar var.

*

Belki de fuar alanlarının boş, kafeteryaların dolu olması benim zannettiğim gibi düşüncenin önemini kaybetmesi ile ilgili bir ipucu değildir.

Belki de organizasyon gençlerin ilgisini çekecek kadar iyi değildir. Olamaz mı

Bir kitap fuarında binlerce, on binlerce çeşit kitap var. Ama elinin altında internet olan gençler için milyonlarca kitap seçeneği zaten yok mu Hem de kitap fuarı gibi sınırlı zamanlar için değil her an ziyaret edilebilecek şekilde...

Ve şöyle de bir soruyu kendine soruyorum; şayet ben 20'li yaşlarımın başında olmuş olsaydım yerim kafe mi yoksa fuar alanı mı olurdu

Ya sizin yeriniz neresi olurdu

Bir geriye dönüp hatırlayama çalışın o yaşlarda neyle meşgul olduğunuzu...

Bir çay ya da kahve eşliğinde arkadaşlarla ceviz kabuğunu doldurmayacak meselelerle ilgili hararetli sohbetlerin yapıldığı bir ortam kitapların dünyasından daha sıcak gelebilirdi bana o yaşlarda.

Bu tabloyu analiz ederken, gençlerin bu tutumunu yargılama konusunda daha dikkatli olmam gerektiğini hatırlattım kendime.