Kamusal alan çatışması

Kamusal alan çatışması
ALİ OSMAN AYDIN

Bir yayın organı şöyle bir başlık atmış: "Okullarda dincilik dayatılıyor!"

Nasıl dayatılıyormuş

"İlk ve ortaokul öğrencilerine tarikat müzikleri dinletiliyor. Gericilik, hayatın her alanında dayatılmaya devam ediyor."

Meşhur muhalif bir dizi oyuncusu da "Bir halk kendine ve geleceğine bunu nasıl yapar" diye sormuş aydın sorumluluğuyla!

Sorun ne peki

Sorun kamusal alanda, içinde "Allah" adı zikredilen bir ilahinin çocuklara dinletilmesi. Çocukların da tertemiz fıtratlarıyla ilahiyi ilk günden sevip benimsemeleri…

Okullarda pop şarkılar dinletilebiliyor, misal, Beethowen'ın 9. Senfonisi teneffüs müziği olarak kullanılabiliyorken ilahi dinlenilmesi neden "dayatma" olarak görülüyor

Çünkü Türkiye'de kamusal alanda Batı kültür ve değerleri hala asıl değerler olarak kabul ediliyor. Dini kültür göstergeleri ise ideolojik sayılıyor.

Yani buna göre 9. Senfoni yerli, ilahi ise yabancı değer oluyor.

Bu kabule göre 9. Senfoni çağdaşlık, ilahi ise gericilik…

Şunu peşinen söyleyeyim. 9. Senfoni dinlenilmesinde bir sakınca gördüğümden böyle söylemiyorum. Bana kalırsa çocuklar Abdülkadir Meraği, Dede Efendi gibi öz değerleri yanında; Beethoven gibi Bach da, Dvorak da, Puccini de dinlesinler ve müzikal zevklerini geliştirsinler.

Fakat unutulmamalı ki, Türkiye'de bu isimler sadece sanatsal anlamlara sahip değiller!

Mesela Ludwig van Beethoven Almanya'da ulusal romantizmin bir parçasıdır. 9. Senfoni Avrupa Birliği'nde birlik marşıdır.

Türkiye'de ise 9. Senfoni dini eğilimlere karşı zafer kazanmış Batıcılığın, tabir caizse, milli marşıdır. Dini-milli bir melodi yerine onun çalması Batıcılığın hakimiyetinin işaretidir. O yüzden örnekteki 9. Senfoniyi sadece kültürel bir veri olarak alamayız.

Abartıyorsun, Batıcıları din karşıtı göstermek yanlış diyenlere cevabı Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Alev Coşkun 17 Şubat'taki yazısıyla versin.

Coşkun diyor ki: "Türk Devrimi'nde 3 Mart 1924 tarihi halifeliğin kaldırılış günü olup din kurallarına dayalı toplum ve hukuk düzeninin de tarihin derinliklerine gönderilişidir. Bu karar, toplumsal yaşam ve hukuksal açıdan din ekseninden uzaklaşmanın dönüm noktasıdır."

Demek ki "dine dayalı sistem tarihin derinliklerine gönderilmiş ve din ekseninden" bilinçli bir şekilde uzaklaşılmış.

İlahiyi "gericilik" diye etiketleyen zihin 1924 ile 1974 arasında Türkiye'de klasik Türk musikisi eğitimini bile yasakladı! Bu 50 yılda hiçbir devlet kurumunda Türk müziği dersi verilemedi.

Yerine radyolarla konserlerle Batı müziği dinletildi ki karanlıklar içindeki millet aydınlansın!

Peki Batı müziği dayatması ideolojik ise, şimdi ilahi dinletilmesi de ideolojik olmaz mı, diye sorulabilir…