Kahramanmaraş Saldırısının Yaşandığı Akşam En Çok Hangi Dizi İzlendi

Özellikle karar vericiler, şiddet konusu televizyonlarda köpürtülür ve katiller kahramanlaştırılırken izlemekle yetindiler. Hiç seslerini çıkarmadılar. Hatta bunda bir tuhaflık olduğunu bile düşünmediler.

Şiddet sahnelerinin toplumun temellerine dinamit koyduğunu görmezden geldiler. Özellikle 2017-2020 arası burada televizyonlardaki şiddetle ilgili yığınla yazı yazdık.

Hatta kampanyalar düzenledik. Toplu bir şekilde RTÜK'e dilekçeler gönderdik.

Sesimizi kimse duymadı. Kimse "sen neden bahsediyorsun" demedi.

Çünkü o zaman küçük çocukların başrolünde olduğu şok edici saldırılar yaşanmamıştı.

Dolayısıyla haberlere ve dizilere ilişmenin, onları şiddet dolayısıyla kınayıp şeytanlaştırmanın ne alemi vardı (!)

Duygusuz, acımasız çocuk katillerin geldiğini 9 sene önce haber vererek: "Kıyamet Kuşağı Harekete Geçti, Korkmayın Titreyin" diye başlık atmışız.

2024'te "Okullar Mayın Tarlası" adında bir yazı yazmışız mesela. Başlığa dikkat! Okullar mayın tarlası! Yani beklenmedik bir anda patlayabilir demişiz. Orada sorunu şöyle çerçevelemeye çalışmışız:

"Şiddet salgınının gelişip büyümesinde televizyonların payını unutmamak gerekir. Neredeyse 25 yıldır televizyonlar şiddetin her türünü reyting için kullanıyorlar. Şiddeti normalleştiriyorlar. İsim isim saymaya bile gerek yok. En dikkatli olunması gereken tarihi dizilerde bile kafa kesme sahneleri gırla gidiyor.

Mafya dizilerinde şiddet; gücün, servetin, güzel kadınlarla dolu konforlu bir hayatın kapısını açan anahtar olarak kullanılıyor. Haber bültenleri şiddetin reklamını yapan reklam kuşaklarına dönmüş durumda.

Çünkü, dişe dokunur hiçbir idari denetim yok. Kitle iletişim araçlarından toplumun üzerine saçılan "mefasidi def" edecek bir mercii yok. Hükümetin kuşatıcı, ıslah edici bir kültür politikası da yok."

*

2023'de yazdığımız "Şiddet Haberleri" adlı yazıda:

"Geniş kitlelerce izlenen haber bültenlerinde inanılmaz yoğunlukta bir şiddet var. İnsanların güvenlik duygularını zedeleyen, izleyende paranoya oluşturan, karamsarlık aşılayan,"artık bu ülke yaşanmaz hale geldi"izlenimi veren bir şiddet sunumu bu.

Birlikte düşünelim...

Cinayet, tecavüz, taciz, gasp, intihar, dolandırıcılık, hırsızlık ve cinnet içerikli olayları neden bilmemiz gerekiyor ki

Şiddet vakalarını yaymanın, tekrar tekrar haberleştirmenin, görüntülerini paylaşmanın toplumsal cinneti artırmaktan başka etkisi olmadığını düşünebilirsiniz, ama var!

Mesela haber bültenleri şiddet haberlerini verdikçe daha yüksek reyting alıyorlar.

Haber bültenleri gerçekten tüyler ürpertici görüntülerle dolu. Daha doğrusu, haber bültenleri artık bu korkunç ve vahşi görüntüleri yayınlamak için yapılıyorlar.

Türkiye'nin her yerinden, birbirinden fantastik vahşet haberleri özenle seçilip, sunuluyor seyirciye. Türkiye'de istedikleri vahşilikte görüntü bulamazlarsa, bakıyorsunuz, Çin'den, ABD'den, Kolombiya'dan şiddet görüntüleri yayınlıyorlar. Daha da bulamazlarsa MOBESE'lerin kaydettiği kaza görüntüleriyle dolduruyorlar bülteni.

Hayret ediyorsunuz, dehşete düşüyorsunuz, çocuğunuz yanınızdaysa kanalı değiştirmek zorunda kalıyorsunuz, çünkü gördükleriniz yenilir yutulur gibi değil, ama izleniyor!"

En son Binali Yıldırım Başbakanken, haber bültenlerini reyting değerlendirmesinden çıkararak şiddet haberlerine çözüm bulacaklarını söylemişti.