Ödül değil ceza

Süper Lig ve Türkiye Kupası'nı taçlandırdığı için anlamlı olması gereken Süper Kupa'nın böylesine öte yandan anlayışı ile hayata geçirilmesi yetkili ve etkili kişilerin kupaya bakışını zaten ortaya koyuyor. Hava koşullarının da olumsuz olması nedeniyle iki büyük takımın sıradan bir maç oynadığı dün gecede göründü ki, geçen sezonki başarılarından dolayı ödüllendirilmesi gereken dört takım maalesef cezalandırıldı. Ligdeki 14 takım sezonun ikinci yarı hazırlıklarını kamp yaparak geçirirken, dört takımın maç hazırlığı yapması gerçekten trajikomik bir organizasyon kararlılığıydı. Trabzonspor ile Galatasaray, gazozuna maç yapsa bile tribünlerin dolacağı gerçeğiyle yola çıkarsak, daha altı ay önce yine Gaziantep'te oynanan ve temaşanın üst düzeyde yaşandığı Türkiye Kupası finalinde gösterilen ilgiden sonra aynı iki takımın dün akşam boş tribünler önünde oynanması zamanlamanın ne denli yanlış olduğunu da gözler önüne serdi. Sizin anlayacağınız Avrupa'ya gitmek gibi bir hedefi de olmayan bu kupayı bu atmosferde oynamak futbolcu içinde eziyetten başka bir şey değildir. Oyuna gelince; takımın neredeyse yarısı sakatlığı, Onuachu ile Oluai'nin Afrika Kupası'na gitmesi nedeniyle olmayan Trabzonspor, geniş kadro yapısı olan Galatasaray karşısında önce direnmeye, sonra oynamaya çalıştı. Oyuncu eksikliği nedeniyle özellikle takım savunmasında sıkıntı yaşayan Trabzonspor, ikinci bölgede temaslı ve dirençli oyundan yoksun kalınca bu bölgeden rakibin geçişini engelleyemediği gibi geriye koşmak zorunda kaldı. Oyunun ilk çeyreğinde önemli pozisyonlar da bulan Trabzonspor, oyun olmasa da oyuncu eksikliğinden sonunu getiremedi. Galatasaray, oyuncu ve buna bağlı oyun bütünlüğünü son yıllarda tamamlayıp formasyona bağlı kalarak özellikle hücum organizasyonlarında yaşadığı zenginliğin karşılığını alarak finale çıktı. Finalin İstanbul'da oynanacağından yola çıkarsak finalin adı da belirlenmiş zaten. Oyuncu çaresizliğini mücadele onuruna yansıtmayan Trabzonspor, kadrolu hakemlerin katkısı ile kurulan bu tür planların hiçbir zaman parçası olmadığını bir kez daha gösterdi.