Erzurum'da ki önemli ders

Geçen hafta içinde kardeşim, meslektaşım Trabzon Büyük Şehir Basın dairesi başkanı Ahmet Yoloğlu ile birlikte Erzurum'a gittik. Erzurum bir başka güzel, bir başka coşkulu ve bir o kadarda gururluydu. Palandöken bile eteklerine kadar yağan kar ile birlikte bir başka heybetle karşıladı bizi.

Süper Lig'e çıkmanın haklı sevinciyle kentin dört bir yanı bu başarıyı kutluyordu. Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal'ın bizi karşılayıp kulüp binasına geçişimiz, şahsımıza ve Yeni Şafak Gazetesi'ne özel Erzurumspor forması takdiminden sonra çayın en güzelinin Doğu Karadeniz'de yetiştiği ama en güzelinin Erzurum'da demlendiğini bir kez daha test edip şölenlerin akışına yol aldık.

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen'in heyecanla çıktığı şampiyonluk turu atılacak otobüste ki gözlerinin ışıl ışıl parıltısı Palandöken'den bile görünüyordu. Tek düze protokol titizliği şampiyonluğa aylar öncesinden hazırlığın en net görüntüsüydü. Bu hengamede birazda ıslak gözle takip ettiğimiz törenlerin ilk ayağında başta Mustafa Yumlu'nun, "Burada ne işin var" der gibi gözlerinin içi gülen şaşkın bakışıyla, Murat Cem Akpınar'ın 'Ağabey hoş geldin' diyerek boynuma sarılması eşsiz bir mutluluktu benim için.

Başkan Ahmet Dal'ın, "Bu camia artık antrenmanlı. Öyle büyük paralara transfer kapısını kapattık. Önce ligde tutunup ardından kendi değerlerimizle yeni bir marka üretmeye çalışacağız" söylemindeki kararlılık içimizi daha da ısıttı.

Mustafa Yumlu'nun takım kaptanı olarak lige çıkması ile Zeki Yavru'nun Samsunspor kaptanı olarak lige çıkışlarını harmanladım ve şu anda alt yapıdan bir oyuncunun Trabzonspor takımıyla sahada yer almamasının hüznünü yaşadım. Yumlu ile Yavru, futbolun nankör yüzünü tüm çıplaklığıyla gözümüzün önüne sererken, rahmetli Ahmet Suat Özyazıcı'nın, yine rahmetli Özkan Sümer'in alt yapıdan A takıma gönderdiği futbolcular için, 'Acaba oynayabilirler mi' sorularına; 'Oynayamasalar da faul bile yapamazlar mı' Sorusu geldi aklıma.

Geçen sezon Avrupa'ya damga vurmuş kadrodan A Takım seviyesinde hamle oyuncusu bile bulunmazken ve yaprak dökümü olarak tarihe geçen geleceğin Trabzonspor'unu yaşarken geleceği altyapıdan gelecek oyuncularla inşa edeceğiz söylemi çokta itibar edilir gibi durmuyor.

Fatih Tekke'nin altyapı konusunda ki soruma verdiği cevapta, "Oynayabilecek oyuncu varsa gönderin" söylemi yine altyapıdaki eğitimcilere bıraktığı gerçeğini gözler önüne sermeye yetiyor. Çünkü o çocukların yeterliliğine karar verecek, o çocukları üste taşıyacak anlayış ve bilgi birikimin olmadığından hareketle gelecekte imha olacak ve yeni gelecekte yaprak dökümüne uğrayarak savrulup gidecek.