"Yazıcıoğlu'nun size yaptığı din kardeşliğinin aynısını sizden bekliyorum"

Demokrat diye bize tanıtılan Bülent Ecevit. Darbeci generallerin her dediğine eyvallah etmediği iddia edilen Mesut Yılmaz. Hatta, ne yazıktır ki, milliyetçi çizginin o tarihteki lideri Alparslan Türkeş. Ve sosyal demokrat geçinen Deniz Baykal.

Erbakan hocanın, MGK kararlarını anlatıp, hükumete askeri vesayete karşı destek vermelerini istediğinde, "Bu, sizin kendi sorununuz" diyerek darbeci generallere karşı Erbakan Hoca'ya destek vermeyen bu parti başkanlarının aksine..

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Milli Güvenlik Kurulu'ndaki darbeci generallerin dayatmasına karşı, Erbakan Hoca'ya koşulsuz destek vermiş ve sekiz milletvekili ile karşılıksız olarak hükümetin arkasında olduğunu ilan etmişti.

Erbakan hoca, darbeci generallerinin baskısıyla istifa ettirildikten sonra, oradan buradan toplanan on milletvekili ile kurulmuş olan Hüsamettin Cindoruk başkanlığındaki DTP, yeni kurulan hükumette sekiz bakanlık birden almıştı.

On milletvekiliniz var. Sekiz bakanlık alıyorsunuz.

Ama rahmetli Muhsin Başkan, sekiz milletvekili olduğu halde, Erbakan Hoca'dan tek bir bakanlık istememiş, ve tek bakanı olmadığı halde o hükumete karşılıksız destek vermişti.

Siyaseti; partisi için veya kendi çıkarları için değil, millet için yaptığını ispat etmişti.

Bu sebeple tekraren belirteyim ki, bu seviyede dürüst bir politika yürüten Muhsin başkanın ailesinden veya sevenlerinden hiç kimseye küçücük bir saygısızlık yapmak istemem.

Bugün yazacaklarımı, okurlarımın bu bakış açımı gözden çıkarmadan okumalarını rica ediyorum.

Tarihe not düşmek için.. Bazı olayları değerlendirirken, hızlı hareket etmemek için.. Cinayetleri işleyen katillerin, bizleri yanlış faillere götürmek için delil bile üretebileceklerini hatırlatmak için.

Yeni nesillere de, bu yaşanılanlardan bir ders çıkarmaları için.

Muhsin başkanın kaza süsü verilen helikopterinin düşmesi sonrasında, kamu oyununda konuşulan iddiaları hatırlayalım.

17-25 Aralık emniyet-yargı darbesinden sonra, FETÖ'nün televizyon kanallarında yapılan algı operasyonlarını hatırlayalım..

Rahmetli Muhsin başkanın eşini bile, Samanyolu habere çıkartıp, helikopterin düşmesinin arkasında siyasi iktidar varmış gibi konuşmalar yaptırıldığını hatırlayalım..

İçim ne kadar acımıştı.

Yapılan haksızlığa ne kadar üzülmüştüm.

O günkü TSK'nın yapısı, o günkü yargının durumu, Muhsin başkanın katillerinin ortaya çıkarılmasına izin vermiyordu.

CIA'nin kucağındaki FETÖ örgütü, cinayeti kendileri işlediği halde, mağdurun ailesine, suni failler icat ettirebiliyor ve devirmek istediği siyasi iktidara, şehit ettiği başkanın ailesinden yardım alarak operasyon düzenleyebiliyordu.

Şimdi bugüne gelelim.

Muhsin Başkan'ın helikopterinin düşürülmesi ile ilgili dosyada hafta içi yapılan gözaltılar, önceki gün 19 tutuklama ile sonuçlandı.

İçlerinde kimler kimler var.

Muhsin başkanın helikopterinin düştüğü gün, yakın çevrede uçuş yapan savaş uçağının pilotu var.

Pilotun adı Ali Armağan. Ali Armağan'ın, FETÖ elemanlarından ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde de askeri sahada gözaltına alınan Adil Öksüz ile telefon görüşmeleri var. Ali Armağan'ın eşinin parmak izleri, Adil Öksüz'ün evindeki bir kitabın sayfalarından çıkıyor.

Genelkurmay resmi kayıtlarında, Muhsin başkanın helikopterinin düştüğü gün, yakın alanda uçuş yaptığı belgelenen Ali Armağan, aynı gün aynı saatlerde havada olduğunu kabul ediyor, ama uçuş alanını helikopterin düştüğü alandan birkaç yüz km ötede olduğunu iddia ediyor.

FETÖ'cüler hangi suçlarını kabul ettiler ki, bu suçlarını da kabul etsinler.

253 şehidin verildiği 15 Temmuz darbesini inkar edenler. Ona tiyatro diyenler.

Darbe gecesi Akıncı Üssü'ndeki askeri sahada yakalanan Adil Öksüz'ler, Kemal Batmaz'lar, "burada ne işiniz var" sorusuna, "arsa bakmaya gelmiştik" diye aklımızla alay eden cevaplar verdiğini biliyorken.

Ali Armağan'ın, "evet ben F-4 Savaş uçağıyla, Muhsin Yazıcıoğlu'nun bulunduğu helikopterin düşmesi için yakınından defalarca geçtim. Amacımız kaza süsü vererek, kendisini öldürmekti"