Ulusalcılar, siz ne dersiniz bu işe: SDG'ye koalisyon yardımı sonlanmış!

Ulusalcılar, siz ne dersiniz bu işe: SDG'ye koalisyon yardımı sonlanmış!

ALİ KARAHASANOĞLU

Tayyip Erdoğan'ın karşısında kim güçlü ise, ona oy verdirme açıklaması yapan terör örgütünün başındaki Murat Karayılan, köşeye sıkışmış, batılı patronlarından yardım dileniyor..

İfadesi şöyle:

"DSG (x), bu konuda koalisyondan yardım istediklerini ancak iki gündür koalisyonun buna cevap vermediğini söyledi. Bu devletler demek ki sadece çıkarlarına bakıyor."

Koalisyon kim

Amerika.

Başka kim

İngiltere.

Başka kim

Fransa.

Başka kim

Almanya..

"Bu devletler demek ki, sadece çıkarlarına bakıyor" diyor, Karayılan.

Günaydın, bay Karayılan.

İşte bunu, bileydiniz..

Türkiye'ye zarar vermek sözkonusu ise..

Bu devletlerin hepsi, sizinle beraber hareket ediyorlardı.

Kimi top veriyordu, kimi tüfek..

Kimi paratoner veriyordu, kimi bomba..

Onlarla, Türkiye'ye zarar vermek istiyordunuz..

O zaman anlamıyordunuz, bu devletlerin kendi çıkarları için, size silahları verdiği gerçeğini..

Şimdi anladıysanız, yine de ne mutlu size..

Ama yine de anlamış gibi durmuyorsunuz..

PKK'nın başındaki ikinci adam Mustafa Karasu da, çaresizlik içinde çırpınıyor, bir yalanı bitirmeden, ikinci yalanı savuruyor:

"Suriye'deki Arap halkına da sesleniyorum. Araplar, Kürtler ve Süryaniler on yıldan fazladır huzur içinde, kardeşçe yaşadılar."

Sonrasında, Arapların SDG'den ayrılmamasını isteyecek.

Plan öyle kurgulanmış..

Onlar Arapları alacaklar..

Burdaki ulusalcı amiral emeklisi de "100 bin silahlı unsuru var" diyecek..

Zoru görünce, hepsi çil yavrusu gibi dağılacaklar.

Bir arada tutabilmek için, Türker Ertürk sahadan kaybolacak.. 24 saatte 2 defa ermeni Hrant Dink'i anacak..

Ama, "Kucağımda şehid oldu" dediği ve onun beceriksizliği sebebi ile şehid verdiğimiz askerlerinden bir tanesini bile hatırlamayacak, anmayacak..

Ne zaman ki, PKK'ya silah bıraktırılacak.

İşte o zaman, isimlerini dahi bilmediği o şehidler üzerinden istismara kalkacak..

Biz dönelim Karasu'ya..

Soralım, teröristbaşına..

Hani dedi ya, "Araplarla 10 yıldır barış içinde, Suriye'nin kuzeyinde SDG kontrolünde yaşıyorlar" diye..

Ben de soruyorum kendisine..

"Ne on yılı, efendi.. Kaç on yıl Kaç yüzyıl.. Osmanlı Devleti'nde, asırlar boyunca Türk, Kürt, Arap, kardeş kardeş yaşadılar.. Ne zamanki sizin elinize silah verilip, Amerika'nın oyuncağı edildiniz. İşte o zaman huzursuzluk başladı.."

Yine de Karasu'nun "10 yıl" ve "kardeşçe yaşama" vurgusunu önemseyelim..

Kardeşce mi, tilkice mi, bir bakalım..

İsrail'in maşalığını yapmaya kalkan PKK'lı-YPG'li teröristler, Kürt kardeşlerimizi istismar ederlerken, ABD'den hibe olarak aldıkları silahların yanısıra..

Tilkice bir planı da devreye soktular.

Her sözün başında "Rojava" diyenler.

"Bölgedeki kürt nüfusun yoğunluğu" diyenler.

"Bizim de hakkımız değil mi, ayrı devlet olmak" diyenler.

Mevcut devletleri bölüp, İsrail'e küçük ve kolay yutulacak lokma hazırlamak isteyen marksistler..

Arapların yoğun olduğu bölgedeki yeraltı zenginliklerini sömürmek için, onlarla işbirliğine gittiler..

Hani tek başınıza ayrı devlet kurmak hakkınız idi..

Niye araplarla işbirliği yapıyorsunuz.

Araplarla işbirliği yapacak iseniz, niye sadece Suriye'nin kuzeyindekilerle yapıyorsunuz

Suriye'nin tamamındaki araplarla birlikte hareket etmekten, niye kaçınıyorsunuz.

Onlar açıktan söylemiyorlar ama..

Biz kafalarındaki planı ifşa edelim..

Bölgedeki araplarla birlikte petrolü çıkartıp, tüm Suriye'ye ait olan petrolü tek başlarına "ham" yapmak istiyorlar..

Son 10 yıldır da, bunu yaptılar..

Tüm Suriye'nin petrolünün üstüne çöktüler..

Milyonlarca Arap, yüzbinlerce Kürt ve Türkmen, Suriye'deki Esed zulmünden kaçıp, Türkiye'ye sığındı..

Şikayetimiz yok, ensar-muhacir ilişkisi ile, kardeşlerimizle birlikte o zorlu süreci geçirdik.

Ama o süreçte, PKK'li uyanıklar, üç tane arap aşiret lideri ile anlaşıp, bölgedeki petrolü zimmetlerine geçirdiler..