Tuncay da meydanı bulmuş, sallıyor da sallıyor..
Hani "Fatih" yerine "Ekrem" dese, "Keleş" yerine "İmamoğlu" dese, tutturacak da..
Boş atıp, dolu tutturmaya çalışıyor..
Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu'nun, Spor A.Ş.'ye genel müdür yaptığı belediye görevlisi..
Tuncay Yılmaz, Ekrem İmamoğlu'nun aile şirketinin müdürü.
Satın alınacak bina ise, CHP'ye il merkezi olacak..
Haydi bakalım, Murat Ağırel mi bu yolsuzluğu izah eder, yoksa diğer CHP etkinliklerine bol bol giden gazeteciler mi
Haydi arkadaşlar, bir gayret..
Anlatın, öğrenelim..
Ama Deniz Göktaş'ın gerisinde kalırsanız, olmaz..
Haydi görelim sizi..
Tuncay Yılmaz devam ediyor:
"Paranın kaynağına ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi para transferidir."
Ne anlıyorsunuz bu açıklamadan
Türkiye'de para transferlerinden sorumlu devlet bakanı Tuncay Yılmaz imiş!
Nerede bir para transferi var ise, Tuncay Yılmaz orada imiş.
Başka bir izahı var mı bunun..
Götürdüğün paranın kime ait olduğunu bilmiyorsun..
Para öyle 3 bin tl, 10 bin tl değil. Milyonlarca lira..
"Abi, bu parayı üzerimde yakalatırsam, izah edemem., Siz kaynağını söyleyin, sonra taşıyayım"' demiyor.
"Para transferi" deyince, hakimin; "Aaaa. Tuncay bey demek ki para transferi ile görevli imiş. Bak sen. Yanlış adamı sorguluyoruz galiba" diyeceğini sanıp..
Kendinden emin bir şekilde, "Benim kurultay ile de ilgim yok" diyor..
Tamam Tuncay, kurultay ile ilgin yok.
Ama, şu koca valiz içindeki paranın nereden gelip, nereye gittiğini bir açıklayıver..
Sen özel şirkette müdürsün.
O şirketin bir alımı sözkonusu değil..
Kendi ailene bir taşınmaz alıyor değilsin..
Ama parayı alıp, gidiyorsun..
"Sonrasına da ben bakmam" diyor, "bilmiyorum" ile konuyu kapatacağını sanıyorsun..
Heey..
"CHP'nin fonladığı" diye isimlerini saydığımız için, 500 bin TL'lik manevi tazminat davası açan Murat Ağırel'ler..
Heyyy. 'Amerika'nın sesi'nde çalışıp, "Beni kimse fonlayamaz" diyen Yıldız hanımlar..
Haydi bir gayret..
Tuncay bey anlatamadı olayları..
Şöyle Tuncay Yılmaz'ı, sakallı bir işadamı diye gözünüzde canlandırın.
Saydırın şuna..
Biz de sizden kopya çekip, çok daha naziğini, çok daha terbiyelisini alalım köşemize..
Ne yaptık şimdi
Tuncay Yılmaz, kendisi ile şirketi ile hiç alakası olmayan bir taşınmaz alımında, kimin verdiği belli olmayan milyonlarca lirayı, Beylikdüzü'nde, kim olduğunu bilmediği birisinden alıp, kimin yeri olmadığını bilmediği Mecidiyeköy'deki bir adresi götürdü..
Yanlış anlamayın..
Azıcık oturdu ve ordan ayrıldı..
Şimdi bunun için, Tuncay Yılmaz'ı 16 ay cezaevinde tutmak hak mıdır
Söyle Saadet Partisi eski Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu. Sen söyle, avukat kimliğinle SP Milletvekili Bülent Kaya..
Ve Tuncay Yılmaz, asrın davasında, asrın savunmasını yapıyor:
"İddianameyi hazırlayan savcılar benim her iki belediyeyle de bir irtibatımı kuramadıklarından bana doğrudan İmamoğlu'na bağlı bir üyelik uydurmuşlar."
Buraya kadar işi gırgıra alıyorduk ama.
Sabrım artık tükendi.
Be utanmaz adam! İki belediye ile de ilgin yok ise, kaynağı belirsiz bir valiz dolusu parayı, ne diye Beylikdüzü'nden aldın, Mecidiyeköy'e götürdün
Sen ne hokkabaz adamsın
Fatih Keleş senin amirin mi ki, o istedi diye para taşımacılığı yapıyorsun
Sana ne CHP'ye alınacak il binasından
Senin İmamoğlu A.Ş.'ni ne ilgilendiriyor ki, valiz dolusu parayı taşıyorsun
Ama adamda utanma yok.
Daha doğrusu avukatları, "Bilmiyorum diye söyle. Seni sıkıştırmazlar. Sen de kurtulursun" diye kendisini yanıltmış olmalılar ki..

31