İBB Başkanı seçilmiş, İBB'nin değişik ilçelerde onlarca binası, hizmet amaçlı kullanılan mekanları var..
En kral otelden daha geniş konfora sahip alanları var..
Ekrem İmamoğlu, başkan seçildikten sonra, eski belediye başkanlarının kullandığı Florya'daki konutu beğenmiyor.
Sarıyer sırtlarında saray yavrusu bir alanı kendisine konut olarak milyonlarca lira harcatarak restore ettiriyor..
O büyük alanda da birçok defa değişik kişilerle görüştüğü, saray yavrusunun sadece konut amaçlı olmadığı, toplantılar dahi yapıldığı herkesin malumu..
Ama ne hikmetse, Ekrem İmamoğlu, kendisine ve İBB'ye ait mekanların hiçbirisini tercih etmiyor.
Belli tarihlerde, Le Meridien isimli otelde belli kişilerle görüşmeler yapıyor..
Samimi kanaatimi söyleyeyim.
Savcılık ve emniyet, bugün dahi, bu otelin niçin tercih edildiğini tespit etmiş değil..
Niçin kendisine ait onlarca işyerinde değil. Babasına ait mekanlarda değil. Saray yavrusu ikametgah ve iş toplantılarına hasredilen yerde değil. İBB'ye ait onlarca mekanda değil..
Le Meridien isimli otelde görüşmeler yapılıyor
Bilinmiyor..
Dünkü duruşmada, otelin sahibi Makyol patronu Adnan Çebi dinleniyor..
Bekliyorsunuz ki, düne kadar şu veya bu sebeple, İBB ile onlarca ihale ve diğer işlemler sebebi ile belli çekinceleri olan bu işadamı, artık duruşma safhasında gerçekleri söylesin..
Ama sistem önceden kurulmuş..
Hala devam ettirilmeye çalışılıyor.
Günlerce fonladığı gazetelerde, "Konuşturulmuyor, savunma yapmasına fırsat verilmiyor" diye algı yapılan Ekrem İmamoğlu soruyor:
"Le Meridien veya başka bir kamusal olmayan alanda buluşmamız, bir toplantımız oldu mu sizinle"
Adnan Çebi "Savcılık tespit etseydi, 2 yıldır süren dava ve diğer sorgulamalarda ortaya çıkardı. Rahat rahat yalan söyleyebilirim" mantığı ile cevap veriyor:
"Hayır, olmamıştır!"
İmamoğlu devam ediyor tiyatrosuna:
"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın otelinize gelmesinde bir mahsur var mı"
Çarpıtmayı görüyor musunuz.
Siz İBB'nin başkanısınız. Onlarca İBB mekanı var..
Gidip bir otelde görüşme yapıyorsunuz.
Belediye işlerini, otel odalarında dizayn etmeye kalkıyorsunuz.
Kimden neyi saklıyorsanız, hangi rüşveti kapalı kapılar ardında organize edecekseniz, belediye binasında değil, gözlerden uzak olduğunu düşündüğünüz veya başka hangi tılsımlı özelliği var ise, bir otel odasında görüşmeler yapıyorsunuz.
Ve bunun mahsuru olup olmadığını, otelin patronuna soruyorsunuz..
Seçim meydanlarında İstanbullulara sormuyorsun..
İçişleri Bakanlığı müfettişlerine "Mahsuru olabilir mi" demiyorsun.
Kendinden önce benzer görevde yıllarca bulunmuş deneyimli isimlere sormuyorsun..
Otel patronuna, "mahsuru var mı" diyorsunuz..
Devam ediyorsunuz:
"Bir odasını kullanmakta bir mahsur var mı Böyle bir bariyer mi var Yani biri geliyor veya bir engel mi var Bir suçlu muamelesi gösterilmesi mi gerekiyor Çünkü ne beni siz kapıda karşıladınız, ne bir başkası karşıladı. Ben bir müşteri gibi geldim, işimi gördüm ve çıktım."
"Şecaat arzederken merd-i kıpti, sirkatin söyler" atasözümüzü bir defa daha hatırlıyoruz.
Otele gelmiş, işini görmüş ve çıkmış.
Utanmazlığa bakın.
Gördüğün iş nedir, utanmaz adam.
Sanık sandalyesinde oturuyorsun.
Milyarlarca rüşvet aldığın iddia ediliyor..
Belediye işlerini, otel odalarından kaçak şekilde organize ettiğin öne sürülüyor..
Hiç yüzün kızarmadan, onlarca İBB'ye ait mekan var iken, bir otel odasında yaptığın görüşmelerin içeriğini açıklamadan, şeffaf şekilde İstanbul'u yöneteceğini iddia etmiş olmana rağmen, tutuklanmanın 1,5 yılı dolduğu tarihte bile, kimle, neyi görüştüğünü açıklamadan, "İşimi gördüm, çıktım" diyorsun..
İstanbullulara soruyorum..
Bu hokkabaza destek veren Saadet Partililere, DEVA Partililere, İyi Partililere soruyorum.
Arınmak istemeyen yeni parti kuranlara soruyorum..
"Ya bir oda tutuldu ya bir mekanınızda bir kahve içtim bir toplantı maksatlı ve çıktım. Bunun dışında bir ilişki kuruldu mu orada Otelinizin bir müşterisi gibi gelmemin dışında bir bağlantı tespitiniz var mı otelinizde" sorusu ile, bugün dahi İstanbullulara ihanet ediliyor, farkında değil misiniz
İşadamı Adnan Çebi de, hangi tehdit altında ise.
O otelde yapılan toplantıların gerçek sebebi ortaya çıkarsa, kendi hayatının da mahvolabileceğini düşünüp,

23