TBMM'yi kapatalım gitsin, o zaman!

Neyi tartışırsak tartışalım bir kesim bize dayatmada bulunuyor ..

"Şunun görüşü alındı mı, bunun ne dediği soruldu mu"

"Taslak, üniversitelere yollandı mı, meslek kuruluşlarından fikir alındı mı"

"Aman aceleye getirmeyelim, kamuoyu taslağı uzun uzun tartışsın."

Sokak hayvanları ile ilgili kanuni düzenlemede aynı tantana.

Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı müfredat değişikliğinde aynı tantana.

Kurumlar vergisinde aynı tantana.

Kanunları bırakın anayasa değişikliğinde bile aynı tantana.

Bu söylemi dillendirenlerin hemen tamamı da muhalefet partilerine mensup isimler.

Yani..

Demokrasi diyorlar.. Seçim diyorlar.. Milletin iradesi diyorlar..

Demokrasi gereği seçim yapılıyor ve milletin iradesi ortaya çıkıyor.

Bekliyorsunuz ki "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekillerinin çoğu, hangi yönde oy kullanırsa, kanuni düzenlemeler de bu şekilde gerçekleşsin" desinler.

Demiyorlar Diyemiyorlar..

Kendileri seçilmiş olsa, kimseye sormayacaklar ama..

Kendileri seçilmediği için..

Seçimde çoğunluğu sağlayamadıkları için..

Çoğunluğu sağlayan tarafa çelme takmaya çalışıyorlar...

Sokak hayvanları konusundan örnekleyelim.

"Sivil toplum kuruluşlarından görüş almalıydınız" diyorlar.

"Daha uzun süre tartışmalıydı" diyorlar.

Prensip olarak herkes görüşünü açıklasın.

Eğer karşımızda haklı talepleri makul karşılayacak anlayışta birileri varsa uzun uzun da tartışalım.

Ama maksat, sorunu çözmek ve sıkıntıları ortadan kaldırmak değil de..

Engellemede bulunmak ise..

Ne yapıp yapıp sorun ortada kalması için çaba sarf etmeliyiz diye uğraşılıyorsa.

Hiç kimse üniversitelerinde sivil toplum kuruluşlarının da mesleki kuruluşların da görüş açıklamasına engel olmuyorsa ..

Onlar da görüşlerini zaten açıklıyorlarsa..

Gerektiğinde onların görüşlerinden de kanuni düzenlemeler hazırlanırken yararlanılıyorsa.

O zaman bu hokkabazlık niye.

Milletin seçtiği siyasi iktidar yerine sivil toplum kuruluşlarının görüşü çerçevesinde kanun çıkarılması gerektiğini söylemek niye

Sivil toplum kuruluşları dernekler, meslek kuruluşları ne diyorsa o yönde kanun çıkarılacaksa, o zaman meclise ne gerek var, milletvekillerine niye maaş ödeniyor

Sivil toplum kuruluşlarına soralım, onlar ne diyorlarsa kanunları da o şekilde çıkartalım, olsun bitsin.. Seçim de yapmayalım sandığa da gitmeyelim.

Bakıyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi, sanki kendi iktidarı döneminde sivil toplum kuruluşlarına, üniversitelere, barolara, diğer kesimlerin görüşlerine saygı gösterip onların da düşüncelerine uygun şekilde kanuni düzenlemeler yapmışlar gibi, kendi iktidarları bittikten sonraki dönem için bu öneride bulunuyorlar.

Şimdi belediyelerde CHP'li başkanlar, sosyal tesislere alkollü içecek servisi koyma kararı alırken, sivil toplum kuruluşlarına, sağlık kuruluşlarına ve diğer yetkin isimlere soruyorlar mı

Kadın-erkek ayrı havuzlar, belediyeler CHP'ye geçtikten sonra, karma haline getirilirken, Halka "nasıl yapalım" diye soruluyor mu

Soyunmayı sanat zanneden, imam hatip düşmanı teşhircilere, konser adı altında milyonlar akıtılırken halka soruluyor mu

Sol kafa seçildiği zaman, kimseye sormadan bildikleri gibi icraatları hayata geçiriyorlar.

Ama muhafazakar insanlar seçimi kazandığında, "Bana soracaksınız, ona soracaksınız, şuna soracaksınız" diyerek seçilmiş insanları konu mankeni haline getirmeye kalkışıyorlar.

Sokak hayvanları İle ilgili düzenlemeyi masaya yatıralım.

CHP'lisi konuşuyor konuşuyor, "Derneklerden görüş alalım" diyorlar..

CHP'li susuyor İyi Partili konuşuyor, "yasa yeterince tartışılmadan meclise geldi" diyorlar.

CHP'li ve İyi Partili susuyor, HDPli konuşmaya başlıyor: "Sokak hayvanlarına dokundurtmayız" diyorlar.

Bu HDPlilere sorarsak onlar zaten PKK'lı teröristlere de dokundurtmayız diyorlar.

Ne yapacağız PKK'lı teröristlere de mi dokunmayacağız.

O CHP'lilere sorarsak, dindarların hepsini cezaevine koymamız entel dantellerin hepsini de bürokrasinin tepesine yerleştirmemiz lazım..