Taşgetiren, Netenyahu ile haşrolmak ister mi
ALİ KARAHASANOĞLU
İki villa rüşvet olarak alınmış..
Tek kelime eden yok.
Dilek hanım, yani iki villanın kraliçesi (Kendisi bilgisi olmayabilir. Sonuçta İmamoğlu A.Ş. bir aile şirketi. O da ailenin kraliçesi) duruşma salonunu, çıktıkları bir turistik gezi alanı sanmış.. Sağdan soldan fotoğraflar çekiyor.
Mübaşir hatırlatıyor, iki villayı rüşvet olarak alan adamın karısına: "Duruşma salonu içinden fotoğraf çekilmemesi lazım."
Dilek hanım cevap veriyor: "Sizin aileniz, çoluğunuz çocuğunuz yok mu Siz nasıl insanlarsınız Bir taneniz suçsuz yatsın içeride, bir gece yatabiliyor musunuz bakalım. Bu insanlar bir yıldır suçsuz yere içerde."
Mübaşirimiz ne cevap verdi bilmiyorum.
Ama "Suçsuz yere içerde" ifadesine takıldım.
Yani, Dilek hanım kararı vermiş.
Mahkemenin yaptığı yargılamaya hiç gerek yok. Devletin binlerce hakim ve savcı ile adale hizmetini organize etmesine gerek yok. Eşlere soralım, "Kocan suçlu mu" diye. Onlar cevap versinler, ona göre hareket edelim.
Veya..
Dilek hanıma soralım: "Suçsuz dediğin Ekrem beyin metresi olduğu öne sürülen bir Derya hanım var. Tanır mısınız kendisini."
İşte o dakika..
Dilek hanımın sinirleri zirve yapar.
Hakimin dağıtacağı adaletin içine edip, saydırmaya başlar. Ama nezaket gereği, mübarek gün hatırına, kimse sormuyor Dilek Hanıma: "Derya hanım ne iş"
Onlar da böyle şımarıklık taslıyorlar..
"Milyon milyon liralık servetleri birlikte yiyeceğiz. Şimdi mızıkçılık çıkartmanın sırası mı" deyip.. Susuyorlar.. Konuştuklarında da, "Adalet istiyoruz" diyorlar..
Adalet istiyorsanız, anlatın, iki villayı, alınteri ile mi kazandınız Rüşvet olarak mı sahiplendiniz
Milyon milyon servetten, bir kaç küçük kırıntı koklatılan internet siteleri, asrın yolsuzluk davasını itibarsızlaştırmak için, Dilek hanımın fotoğraf çekiminden başlıyorlar..
Daha ilk gününden kürsüye yürüyen asrın yolsuzluğunun mimarının, savcıya parmak salladığı görüntülerden, dördüncü günde 7,5 aylık Maya'nın "baba" dediğini bütün dramatize edilmiş sahnelerini gözümüzde canlandırıyoruz..
Ne imiş
Bantlanan kameralar, jammer eşliğinde yapılan işadamları ile toplantılar konuşulmuyor..
Sanıklardan birisinin Temmuz ayında doğum yapan eşinin yanında olmak istediği cezaevinden çıkmasına müsaade edilmediği için, yalnız başına doğum yaptığı, işte o doğumda dünyaya gelen ve Maya ismi verilen kızımızın, şimdi artık, duruşma salonunda babasına "baba" dediğini konuşuyoruz..
Sülün Osman yaşasaydı, size şapka çıkarırdı..
Sülün Osman yaşasaydı, "Biz burada iş yapamayız.. Başka ülkelere kaçalım" derdi..
Yarım saat geçti-geçmedi.. Sanıklar ifade vermeye başlıyor..
Etkin pişmanlıktan ifade veren tutuklu Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat, "liyakat, ehliyet" diye seçim kazanan hokkabazların, kadroları nasıl CHP+İyi Parti+HDP kadroları arasında paylaştırıldığının net fotoğrafını veriyor..
Ağaç A.Ş.'nin başına, İyi Parti kontenjanından Ali Sukas getirilmiş
Dünkü duruşmanın son bölümündeki tartışmalardan sonra, mahkeme heyeti o şirretliklere şahit olmamak için kürsüden ayrıldığında, "Hak, hukuk, adalet" diye böğüren hokkabazlara sesleniyorum: "Duruşma salonunda hak hukuk adalet diyeceğinize, bu şaklabanlığı hangi rüşvet paralarından hissemize aldıklarımızla yapıyoruz. Bu millet enayi mi bu millet aptal mı. Ali Sukas nereden gelmiş Ağaç A.Ş.'ye müdür olmuş. Millet bilmiyor mu ne adaleti, ne hakkı, ne hukuku, biz çiğnemişiz, paspas yapmışız adaleti, hukuku" demiyorlar..
Daha dördüncü gündeyiz..
Ağaç A.Ş.'de, yolsuzluğun suyunun suyunun suyu mesabesindeki bir bilgiye sahip Ümit Polat konuşurken..
Sanıkların nasıl organize olduklarını görüyoruz..
O ilk gün, "Mertseniz, herkesi bırakın, beni yargılayın" diyen Ekrem İmamoğlu'nun, sanıkları nasıl tehdit ederek, "Gerekirse müdürlerinizi suçlayın. Diğer kişileri suçlayın, beni temize çıkartın" tehditlerini nasıl hayata geçirdiğinin somut örneğine şahit oluyoruz..
25 yıldır İBB iştirakinde çalışan Ümit Polat, yüzde onlar'dan bahsediyor.
Hak, hukuk, adalet.
Evet, bu yüzde 10 ifadesi kullanıldığında, orda olmak isterdim.
Duruşma salonunu bozar, disiplinsiz hareket olur, hakim beni dışarı çıkarmakta yüzde yüz haklı olur ama.
Ne bileyim, içimden öyle geldi..
Yüz de on" denildiği an..
Duruşma salonunda, "Hak, hukuk, adalet" diye orda olmak ve bağırmak geldi içimden..
Ama salonda çıt yok..
Onlar Ali Sukas'a değil..

7