Tamar Tanrıyar olayı nedir

Biz esas olaya, son olaya gelelim..

Tamar Tanrıyar, Sözcü grubunun Korkusuz isimli gazetesinin yanısıra, bir de Tavır ismi ile çıkarmaya başladığı gazete üzerinden bazı iddialarda bulundu..

Dün Sözcü gazetesi, Tavır gazetesi manşetten, Tamar Tanrıyar'ı hedef tahtasına koydular..

Sözcü, "Alçak iftiracının arkasında kim var" başlığını atmıştı..

Haberin tamamını okudum..

İftira olarak neyi yazmış diye.

"60 milyon dolar kredi aldı, ödemedi" iddiası var, Sözcü grubundan buna bir cevap yok..

Tanrıyar bu iddiada bulunuyor, peki Sözcü ne diyor

Ben haber içinde, açık bir yalanlama göremedim.

"Kredi-mredi almadık" diyerek, iddiayı tümden reddedebilirsiniz..

"Krediyi aldık. Ama ödeme tarihi henüz gelmedi" diyebilirsiniz..

"Krediyi aldık, taksit tarihi geldi, ilk ödemeyi de yaptık" dersiniz..

Veya farklı bir cevap verirsiniz.

Hiçbirisini söylemiyor, söyleyemiyor Sözcü..

Olayı gargaraya getirip, kapatacağını sanıyor..

Olayın bu yönü bir kenara..

Şimdi esas odaklanılan konu ise, şu olmuş..

Tavır gazetesinin dağıtılmaması konusunda, Tamar Tanrıyar'ın video çekimi sonrasında.

Belki Tanrıyar'ın yeterli bilgi sahibi olmadığı için. Belki kanundaki mecburiyetin farkında olmaksızın, bazı kişileri töhmet altında bırakacak haksız suçlamalarda bulunması sonucu, gereksiz bir tartışma başlamış..

Tanrıyar diyor ki, Sözcü'nün Tavır gazetesini, Turkuvaz Dağıtımı kabul etmesin. Dağıtmasın..

Doğruya doğru. Yanlışa yanlış dememiz gerekir..

Tanrıyar başka konularda kamuoyunu doğru yönde bilgilendirmiş olabilir.

Ama bu konuda yanılıyor.

Bugün mevcut kanunlar çerçevesinde, bir gazete, bastığı nüshalarını dağıttırmak istediğinde, dağıtım şirketinin o gazeteyi dağıtmama diye bir cevapla karşılaması kanunen mümkün değil..

O gazetenin fikirlerine katılmıyor olabilirler.. Hatta o fikirlerin toplumda karşılık bulmaması için geceli gündüzlü çalışıyor olabilirler..

Ama dağıtım şirketi yöneticileri iseler, o gazetenin dağıtımını reddetme hakları ve yetkileri yok..

"Dağıtmıyorum" diyemezler..

Bu konu Cem Uzan sahipliği döneminde, Star gazetesi üzerinden Türkiye'de uzun uzun tartışıldı.

Önceki sahipleri döneminde, Akşam gazetesi üzerinden tartışıldı..

Hatta Cem Uzan, Doğan grubu ile kavga ederken, sanki Aydın Doğan akit'i çok seviyormuş gibi, müracaat eden tüm gazetelerin dağıtımını kanun gereği yapmak zorunda olduğunu gizleyip, Doğan'ı tehdit etmişti: "3 kuruş için bu gazeteyi dağıtma" demişti..

Kendisi 3 kuruş için değil belki ama. Milletin 20 milyar dolarını cukkalayıp, şimdi Fransa'da kaçak yaşıyor..

Biz konumuza geri dönelim..

Nihayetinde ortada bir kanun var..

5187 sayılı Basın Kanunu..

"Süreli yayınların dağıtımı" başlığını taşıyan maddede, bakın ne deniliyor:

"Madde 23- Süreli yayınların dağıtımını yapan kişiler, kendilerinden dağıtımı istenen yayınları, dağıtımını yaptıkları diğer yayınlar için aldıkları satış fiyatı, tiraj ve sayfa sayısına göre belirlenen dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel karşılığında, dağıtmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe aykırı davrananlar, dağıtımından kaçındıkları yayının toplam bedelinin on misli ağır para cezasıyla cezalandırılırlar."

Bu ne demek

Şu an Tavır gazetesinin fiyatı 20 TL. 50 bin adet gazeteyi dağıtım şirketine vererek, bayilere göndermek istese ve alınmasa..

Dağıtım şirketinin sadece bir gün için ödemek zorunda kalacağı ceza 1 milyon TL.

Bu sadece bir gün için.

Ve esas tazminat davası ile istenecek hususlar da saklı..

Kim böyle bir cezayı göze alabilir.

Sahipleri, dağıtım şirketini kapatıp gitse, daha iyi..

Dolayısı ile taaa 2004 yılında çıkarılan kanunda, onun öncesinde de farklı şekilde mevzuatta bulunan bir düzenleme gereği, dağıtım şirketleri hangi türden yayın olursa olsun, gazeteleri dağıtma mecburiyeti var..

Bugün piyasada bulunan Birgün gazetesi de, Evrensel de, daha başka yayınlar da, bu kanundaki düzenleme gereği, piyasada bayilere ulaşıyor..