"Benim delilleri asla karartma niyetim yok."
Bunu da belirttikten sonra, şunu da söyleyebilir:
"Benim cezaevinde iken hastalığım nüksetti. Yakınım hasta. Bakmakla mükellef olduğum şu kişiler zor durumda, ben cezaevinde olduğum için, adeta onlar da ceza almış gibiler."
Her avukatın, tahliye talebinde sıralaması budur.
Peki İBB yolsuzluğunda ne yapılıyor
Dünkü duruşmadan aktarayım..
Ceyhun Avşar tahliye talebinde bulunuyor:
"Cezaevine geldiğimde büyük oğlum 6. sınıfa gidiyordu, bugün 8. sınıfa başlayacak. LGS sınavına girecek. 4. sınıfa giden oğlum 6. sınıfa başlayacak. Ne ben onların ortaokul başlangıcına ne okul mezuniyetlerine tanıklık edebildim. Ne için Bu iddialar için."
Avşar'dan sonra CHP'ye il binası satın alınırken, İBB Spor Külübü A.Ş. çatısı içinde avrolar taşıması ile tanınan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in ağabeyi Zafer Keleş'e geçiyoruz..
Zafer Keleş'in avukatı Yağmur Kavak da tahliye talebinde bulunuyor.
Ne diyor:
"Keleş, cezaevinde dün 66 yaşına girdi. Çok sayıda sağlık sorunu yaşıyor. Müvekkil tüm hayatını Türkiye'de geçirdi. Müvekkilin kökü burada, hiçbir yere gitmeye niyeti yok. Tahliye olmak, sağlığına kavuşmak ve ailesinin yanında durmak istiyor."
Keleş'in avukatının tahliye talebini de geçtik..
Sıra İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'e geldi..
"Cezaevindeki görüş kabininde yan tarafta Hüseyin Gün'e selam verdim. Gün 'Kimsiniz' diye sordu, ben de 'Yöneticim oluyorsunuz. Ben Melih Geçek' dedim. Beraber ağlanacak halimize güldük."
Bunların, tahliye talebi ile ne ilgisi var
Farz edelim PKK sanıkları yargılanıyor..
Abdullah Öcalan, tüm PKK'lı üyeleri tanıyor mu Veya PKK'lı tüm teröristler, Abdullah Öcalan'ı gördüklerinde, mutlaka "Bu bizim yöneticimiz. Günün 24 saatini birlikte geçiriyoruz" diyebilir mi
Bu kadar maval, bu kadar boş savunmalarla, mahkemelerin de vaktini çalıyorlar..
Devam ediyoruz, bir başka tutuklu sanık Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'a sıra geliyor..
Avukatı Fatih Selami Mahmutoğlu tahliye talebinde bulunuyor.
Sözleri şöyle:
"Çalık, geçmişte lösemi ve lenfoma tedavisi gördü, cezaevinde yaşadığı kilo kaybının ardından hastaneye sevk edildi. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporunda 'hastada lösemi şüphesi açısından nüks riski mevcuttur' tespiti yer aldı. Çalık şu anda kanser hastası değil, tedavi görmüyor. Buna rağmen cezaevi koşulları yeniden hastalık riski oluşturabilir. Böyle bir kişi konutu terk etmeme adli kontrolü içerisinde olsa, kamu sağlığı bakımından nasıl bir sıkıntı doğabilir"
Sırada kim var
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan var.
17 ay önce "kent uzlaşısı" dosyası kapsamında tutuklandığını anlatıyor.. Ve devam ediyor: "Tutuklanalı tam 17 ay oldu. Dile kolay tam 17 ay. 17 aydır makamımızda da kayyum oturuyor. Bugün bir kez daha tutukluluk incelemesi karşısındayım."
Devam ediyor Şahan: "17 aydır uzağında olduğum Şişli'nin sokaklarında, gençler bir cümleyi dolandırıyor, duvarlara yazıyor, afişlerini asıyor: 'Bırakın Resul Emrah işini yapsın' diye. Bunu ben yazmadım. Yüzde 70'e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum. Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım."
Söyler misiniz, bu anlatımların, iddianameye cevap vermeksizin yapılan bu savunmaların hukuki açıdan bir değeri var mı
Sıra geldi belediyeden iş alan Hüsnü Yüksel Tunar'a.
Tunar'ın avukatı Elif Hilal Çopur tahliye talebinde bulunuyor:
"Müvekkilin kızı geçen hafta görüş sırasında bayıldı ve ambulans geldi. Babası dördüncü evre kanser hastası. Yani yanında olamıyoruz, telefonlarına çıkacak bir yüzüm yok. Anlatsam tesiri yok, sussam gönül razı değil. Tutukluluk çok ağır bir tedbir, hatta cezanın kendisi zaten. Mazlum olmak zalim olmaktan iyidir ama artık adil olmanızı istiyorum."

25