Sözcü'deki ifade şöyle:
"Nakşibendi tarikatının önde gelen ismi otomobiliyle kamyonun altında kaldı."
Yuh olsun sizin hepinize..
Kazada hiçbir kusuru olmayan araçtaki insana, sırf dindar bir insan olduğu için, böyle kin kusuyorsunuz öyle mi
Nerede ise, kamyonun şoförü olan katili tebrik etmeye kalkacaksınız, öyle mi
Aynı tilkiliği Denizli Başsavcısı'nın trafik kazasında vefat etmesi üzerine de, yurtdışına kaçan FETÖ'cüler benzer başlık kullanarak yapmışlardı..
O kişilere ve bunu yayanlara adli soruşturma başlatılmıştı..
Şimdi Sözcü gazetesinin patronunun yurtdışında kaçak yaşaması ve bu tür FETÖ'cü başlıkları tekrarlaması sebebi ile kendilerine eleştiri getirdiğimizde, biz mi haksız oluruz, onlar mı
Siyasetle meşgul olan kişilerle ilgili haberlerde bile, kendileri "Haberde bu dil kullanılmamalı" diye bizleri linç etmeye kalkarlarken..
Şimdi siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir hocamızın eşi, kendisine atfedilecek hiçbir kusuru olmaksızın trafik kazasında vefat ediyor.
Vicdansızların attığı başlık, "Kamyonun altında kaldı."
Ben şimdi bir beddua edeceğim ama.
Biliyorum ki, Abdullah Sert Hocamızın gönlü razı gelmez..
"Taş atana, ekmek atan" bir anlayışa sahip insanlara yapılan bu vicdansızlığı not etmekle yetinelim..
Belki utanırlar da, bir helallik isterler..
Ayı kemalist kesimin bir başka algı operasyonu.
Geçen sene, ilk ve orta dereceli okullarda ilk yarı yıl ara dinlenme tatili, 10 Kasım gününü de içerecek döneme denk gelmişti..
Ne kıyametler koparttılar..
Kasten ara tatilin 10 Kasım'a denk getirildiğini, amacın öğrencilere Atatürk'ü andırmamak olduğunu iddia ettiler..
Oysa ara dinlenme dönemine denk gelmesine rağmen, birçok okulda etkinlik düzenlenmiş, tatilde iken öğrenciler okullara getirtilmişti.
Milli Eğitim Bakanlığı, o tarihlerde net olarak açıklamış, böyle küçük işlerle uğraşmadıklarını ilan etmişti.
Onlar sahtekarca söylemlerini dillendirmeye devam ettiler.
Milli Eğitim Bakanlığı ara dinlenme tatilinin, 2026-2027 eğitim döneminde kalkacağını söylediğinde, "Siz yine bir bahane bulur, 10 Kasım'daki anmayı iptal edersiniz" söylemini, utanmadan tekrarladılar..
Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl için ara dinlenme tatilinin kaldırılmadığını açıkladı.
Yine bir tartışma çıkacaktı ki, ara dinlenmenin 16 Kasım'da başlayacağı belirtilmesi ile birlikte, kemalist zorbaların hevesleri kursaklarında kaldı.
Kemalist zihniyetin aylarca yaptığı yaygaranın hiçbir haklılığı olmadığı böylece ortaya çıktı.
10 Kasım, bu sene ara dinlenme tatiline denk getirilmedi. Muhataplarımız geçen seneki söylemlerinden özür dilerler mi
Hiç sanmıyorum..
Bir başka konuya geçiyorum..
Ahmet Davutoğlu'nun siyaseti bıraktığını açıklaması ile birlikte, Ekrem İmamoğlu'nun finanse ettiği ortaya çıkan Karar gazetesi, 17 Ağustos depreminin yıldönümünde, "En ciddi önlem, deprem çantası" manşetini atmış.
Depremden en çok etkilenmesi muhtemel illerimizin hemen tamamında belediye başkanlarının CHP'li olduğunu, hatta İstanbul'daki belediye başkanının, şu an görevden alınmış olsa bile Ekrem İmamoğlu olduğunu bilmezden gelen Karar, "toplanma alanı kalmadı" diyerek, yan başlık kullanmış.
"Toplanma alanı" kalmadı ise, bunu gazetenizin patronu Ekrem İmamoğlu'ndan sorsanıza, Karar'cılar..
Toplanma alanları iddia ettiğiniz üzere AVM oldu ise, CHP'li başkanlardan hesabını sorsanıza..
10 milyon bina stokunun en az 6 milyonunun sorunlu olduğunu iddia eden Karar, sadece 2023-2025 arasında 455 bin konutu yeniden yaparak depremzedelere dağıtan Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un bu depreme dayanıksız bina stokunu azaltmak için kaydettiği başarıdaki hakkı teslim edip, CHP'li belediyelerin son 7 yıldır hemen tüm büyükşehirlerde görevde olmalarına rağmen, bir arpa boyu yol alamadıklarını anlatmıyor.
Sanki toplanma alanının kalmamasının sorumlusu AK Parti imiş gibi algı yapıyor..
Sormuyorlar Ekrem'lerine, "Sarıyer'deki ailene ait üç villanın önündeki manzara güzelleşsin diye, komşu arsayı 200 milyona yakın bedel ödeyerek istimlak ettin.. İstanbullunun hizmetine verilecek olan toplanma alanları için, ne harcama yaptın, açıklasana"
Geçelim, Alihan Kuriş'e..
Alihan Kuriş, nezarette iken bir solcu sendikacı da gözaltına alınmış. Nezarette dost olmuşlar. Alihan Kuriş, sendikacıdan etkilenmiş, "Artık solcuyum" demiş.
Doğrudur, yanlıştır bilmem..

26