Ama Türkiye'nin imza attığı bir haksızlık yok..
Irak ile, kendisine bağlı federe devlet arasındaki ihtilaf, Türkiye'ye yansıtılmak isteniyor.
Sözcü, Cumhuriyet, Birgün ve Karar da, bunun üzerinde tepiniyorlar..
Diyemiyorlar ki, "Irak ve federe devlet olarak, sizler bu sorunu kendi aranızda çözün. Türkiye'ye bu konuyu yansıtmayın."
O gün Türkiye'den değil, Irak'tan yana olarak, kendi ülkelerine düşman pozisyonuna düşen medya organları..
Şimdi bizim devlet yetkililerimizin, Irak'a giderek, hem bu konuyu, hem de başka konuları çözüme bağlaması beklenirken..
Türkiye öyle güçlü bir devlet olmuş ki..
Tam bu dönemde, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi Ankara'ya geliyor..
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ile görüşmeler yapılıyor ve bir dizi anlaşmalara imza atılıyor..
Yaşanan olayın ayrıntılarını, mutlaka izlemişsinizdir..
Görüntülü haberlerde, imza atılacak sözleşmelerden bahsediliyor..
Bir ara Erdoğan'ın, "Beş anlaşma değil miydi" diye hatırlatmasını duyuyoruz..
Sonrasında Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan'a seslenerek, "Hakan hamse" diyor..
Hakan Fidan'a, Irak başbakanının da duyacağı şekilde "hamse=beş" hatırlatması yapıyor..
Irak Başbakanı, kendi bakanı ile görüşüyor, beşinci kritik sözleşmeye de sonuçta imzalar atılıyor..
Bu tarafsız anlatımımız, bakın Cumhuriyet gazetesinde nasıl haberleştiriliyor:
"Canlı yayında imza gerilimi: Iraklı bakan kriz çıkardı..."
Sonuçta imzalanmış bir sözleşme var iken.
Gereksiz yere "imza gerilimi" veya "bakan kriz çıkardı" ifadelerine ne gerek var
Belki bazı okurlarımız, "Size de hiç yaranılmıyor. İmza gerilimi diye, Irak'ı eleştirmişler ya" diyecekler..
Sonrasındaki ifadeleri görünce, pişman olacaksınız..
Şahsen ben de, Cumhuriyet'in sonrasında yaptığı ihaneti görünce, "gerilim-kriz" ifadelerine bile razı oldum..
Cumhuriyet, devamında da konuyu şu kelimelerle okuyucularına aktarmış:
"Erdoğan'ın 'Beş anlaşma değil miydi' sözleri sonrası Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sahneye gelirken; Zeydi'nin, bakanı anlaşmayı imzalamaya ZORLADIĞI öne sürüldü."
HEYYY AHBAP..
Siz kimden yanasınız
Heyy kemalistler, ulusalcılar, laikçiler..
Irak'tan mı yanasınız İran'dan mı yanasınız Hatta Irak ile Türkiye'nin anlaşmalara imza atması ile oluşacak sinerjiden korkan ABD'den, İsrail'den mi yanasınız
Yoksa Türkiye'den mi yanasınız
Açık açık söyleyin de bilelim.
"Zorlamak" ne demek
Irak Başbakanı, kendi bakanına, silah mı doğrulttu da, "zorladı" diyorsunuz.
"Uyardı" desenize.
"Hatırlattı" desenize..
"Biz bu anlaşma için buraya geldik. Niye imzalamadın." dediğini aktarsanıza..
"Kim, kimi zorluyor
Cumhuriyet gazetesi ne yapmak istiyor
Diğer taraftan, imzaya zorlandığı iddia edilen sözleşmeye bakıyorsunuz..
"Kalkınma Yolu Anlaşması.."
Tarihteki İpek Yolu'nun, Türkiye lehine güncellenmesi..
Bu yolda; Anadolu'nun öneminin bir defa daha altını çizdiren bir sözleşme.
Kısa vadede, Hürmüz Boğazı'nın önemini, hepten ortadan kaldırmasa da.
Ki, kaldırmasını şahsen ben arzu etmem. İran'ın ABD'ye karşı çok güçlü bir kartının, böylesi önemli bir dönemde elinden çıkmasına gönlüm razı olmaz..
Ama bugünden yarına bitirilip hemen hayata geçirilemeyeceği tartışmasız olan, tek başına da Hürmüz boğazının önemini tümü ile ortadan kaldırmayacak olan Kalkınma Yolu projesi bir yandan tamamlanırken, İran'ın da Hürmüz kartını kullanarak ABD'ye diz çöktürmesini, İsrail'e boyun eğdirmesini samimi olarak isterken...
Cumhuriyet, "zorladı" yakıştırması ile bize İrancılık mı taslıyor

15