Sözcü, Bakırhan üzerinden terör örgütü SDG'nin avukatlığında
ALİ KARAHASANOĞLU
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısı sonrasında, DEM Parti de isteksiz bir şekilde de olsa, Terörsüz Türkiye sürecine destek verdi..
Hatırlayın ilk günlerini.
Sözcü gazetesi, şehid annesi Pakize Akbaba'yı manşete alıyor.
Ertesi günü Şehid Aileleri Dernek Başkanı ile röportaj yapıyor.
Sonraki gün İyi Parti milletvekili çakma ülkücü Selçuk Türkoğlu ağzından, süreci yargısız infaza tabi tutuyor..
CHP'li ulusalcıların takdimi ile "Bu gelişme, Türkiye'nin bölünme sürecine girdiğini gösterir" mavallarını kamuoyuna empoze ediyorlardı..
25 yıl cezaevinde kalmış, cezasını bu dünyadaki kanunlara göre çekmiş PKK'lı teröristler cezaevinden çıktığı gün, "Sürec gereği PKK'lı teörist cezaevinden çıktı" diye, ahlaksızca yalanlar eşliğinde, sanki PKK ile pazarlık yapılıyormuş, bu pazarlık sebebi ile teröristler tahliye oluyorlarmış gibi, rezilce söylemleri haber adı altında bu ülkenin insanlarına yutturmaya kalktılar..
Şehid aileleri basiretli davrandılar.
Oyuna gelmediler..
"Terör örgütü silah bırakacak ise. Teröristler cezalarını yatıp, sonra çıkacaklar ise.. Bizim buna bir itirazımız yok" dediler..
Şehid ailelerini kışkırtma ile süreci baltalayamayacağını anlayan Sözcü gazetesi, şimdi başka bir noktaya evrildi..
Silah bıraktırma sürecinde, "İşte bayrak indiren DEM'ller", "İşte bölünme isteyen DEM'liler", "İşte Anayasa'nın ilk 4 maddesini değiştirme isteyen DEM'liler" şeklinde, onlarca manşet ile DEM'i yerden yere vuran Sözcü ekibi..
Şimdi DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ı televizyonlarına çıkarmışlar..
Hani muhataplarına esaslı soruları yöneltirler, tartışmalı konulara açıklık getirmeye çalışırlar, özellikle de attıkları manşetlerle ilgili bir şeyleri, muhataplarına söyletirler..
Anlarım..
Muhataplarına konuşturup söylettirdikleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı tahkir ettirmeye çalışmak..
Haberin spotuna, bu ülkenin bir medya organı değil de, Suriye'yi bölmek isteyen SDG'nin, Kandil'de hâlâ ayak sürten bir grub teröristin sözcüsü gibi, bu ülkenin dışişleri bakanına laf söyletiyorlar..
Ve o sözleri bir küçük itiraz ile bile eleştirmiyorlar..
Söyleşiyi Sözcü gazetesine aktarırken daha dikkatli olmuşlar, "Silah bırakan PKK'lılar, kamplara geri döndüler" demişler..
İnternet sitelerinde ise, "Tuncer Bakırhan SÖZCÜ TV'de soruları yanıtladı! 'Öcalan'ın çağrısında SDG yoktu' " ifadesini tercih etmişler..
Hemen hatırlatayım..
Geçtiğimiz aylarda vefat eden Sırrı Süreyya Önder, cok net olarak söylemişti: "Öcalan'ın çağrısı, SDG'yi de kapsıyor" demişti..
DEM'li vekil öldü..
Şimdi kalanlar, "SDG dahil değil" diyorlar..
Desinler..
Ama ulusalcı geçinen, şehid ailelerini istismar eden Sözcü, tarafını seçsin..
Sözcü diyorsa ki, "Öcalan'ın çağrısına SDG dahil olursa, bu bizim menfaatimize değil"..
O zaman Türkiye'nin düşmanı olduklarını itiraf etmiş olurlar..
Diyorlarsa ki, "Biz de Öcalan'ın çağrısına SDG'nin dahil olduğu kanaatindeyiz."
O zaman, aksini söyleyen adamın sözlerini, eleştirmeden niye başlığa çekiyorsunuz
Belki çok daha önemlisi..
Sizinle taban tabana zıt düşünceleri ileri süre bir adamın anlattıklarını, kuzu kuzu dinleyip, önce ekranlardan izleyicilerinize niye aktarıyorsunuz, sonrasında da sayfalarınıza hiçbir çekince olmaksızın, niye koyuyorsunuz
"Terörsüz Türkiye" lehine konuştuğunda şeytanlaştırılan, Türkiye'nin Dışışleri Bakanı Hakan Fidan aleyhine konuştuğunda ise baştacı edilen Tuncer Bakırhan'ın skandal sözleri şöyle:
"SDG, Suriyeli bir örgüt; Suriye menşelidir. Şara Hükümeti de şu anda orada yönetimdedir. Şimdi Şara konuşsa anlarsınız, dersiniz ki Suriye'nin geçiş sürecindeki devlet başkanıdır. Mazlum Abdi konuşursa dersiniz ki SDG'nin yöneticisidir. Yani Sayın Fidan'ın her seferinde Suriye'nin bir bakanı gibi, Suriye kabinesinde bulunan bir bakan gibi konuşması gerçekten anlaşılır gibi değil."
Ahlaksızlığı görüyor musunuz..
Sadece DEM Eş Başkanının değil, Sözcü'nün de ahlaksızlığı bu..
Suriye'den 5 milyon insan ülkemize gelmiş. Türk, Kürt, Arap milyonlarca insana ev sahipliği yapmışız..
O ev sahipliği sebebi ile ülkemizin içinde iktidar kavgaları yapılmış..
Şimdi yeniden başka göçler yaşanmasın diye, sınır komşusu olan ve ev sahibi konumundaki devletin Dışişleri Bakanı, hatırlatmalarda bulunuyor.
DEM Parti Eş Başkanı, utanmadan, "Sana ne, sen Suriye'nin bakanı mısın" diye soruyor..
Madem öyle, ben de Bakırhan'a sorayım:

18