"Soykırıma uğradık" diyenlerin soykırımı!

Ali Karahasanoğlu
27.01.2024
186

"İspanya bizi soykırıma tabi tuttu" diyorlardı..

"Almanya'da soykırıma uğradık, Hitler bizi sabun yaptı" diyorlardı..

Şimdi geldik, Yahudi devleti olmakla övünen İsrail, Filistinlileri toplu olarak katliama maruz bırakmaktan mahkum olmanın eşiğinde..

"Eşiğinde" diyorum, tedbir kararı verilmiş olsa da, henüz bir mahkumiyet yok..

Suçlama, bir grubun toplu olarak öldürülmesi..

Bir grubun toplu olarak cezalandırılmaya kalkılması..

Birleşmiş Milletler nezdinde kurulmuş olan Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika'nın talebi ile, tarafları dinledikten sonra, ilk aşamadaki tedbir mahiyetinde kararını dün açıkladı.

Yargılama devam edecek..

Tedbir kararındaki ifadeler, tespitler, nihai kararda da benzer şekilde "soykırım var" sonucunu önümüze koyacak..

Ancak ilk aşamada, soykırım iddiasının ciddi olduğu kabul edildi..

Nasıl kabul edilmesin ki..

3,5 aylık sürede, Gazze'de 26.000'i aşkın insan öldürüldü.

Ölenlerin büyük çoğunluğu, İsrail'in "meşru müdafa hakkımı kullanıyorum" diye yaptığı savunmada, kendisini haklı göstermeye çalıştığı muhatapları değil..

Ölenlerin büyük çoğunluğu, eline silah bile alma imkanı olmayan yaştaki küçücük çocuklar..

Yine ölenlerin bir kısmı kadınlar..

3,5 ayın sonunda, nihayet Uluslararası Adalet Divanı tedbir kararını verebildi.

"Soykırım yapıldığına dair ciddi deliller var. Bundan sonrasında soykırımın sonuçlarının ağırlaşmaması için gerekli tedbirler alınmalı" dedi..

Ama İsrail, bu kararı tanımayacağını hemen anında dünyaya ilan etti.

Zaten Divan'a yolladığı savunmada da, klasik "Hem dövüp, hem de beni dövüyorlar, yetişin" taktiğini sergilemiş..

Divan kararı açıklarken belirtti, İsrail yaptığı savunmada, "Soykırım iddiaları karşısında şaşkınız" açıklaması yapmışlar..

Düşünebiliyor musunuz..

Bir gün, iki gün, bir hafta iki hafta değil..

3,5 aydır süren, hemen her gün onlarca sivilin öldürüldüğü İsrail saldırıları için, "Bu yapılan soykırımdır. Siz Filistinlileri, toplu olarak yok etmek için çalışıyorsunuz. Milyonlarca insan evlerinden ayrılmak zorunda kaldı.." suçlamasında bulunuluyor...

İşrail savunmasında, bu isnatlara açık bir cevap vereceğine, pişkin pişkin "Şaşkınız" diyor..

Divan'ın kararı, sadece ölümlerin soykırıma ulaştığı tespiti yapması açısından değil, 2 milyonluk Gazze'nin 1 milyon 700 bininin tehcire muhatap olduğunu tespit etmesi açısından ve özellikle de, yüzbinlerce insanın şu an açlığa mahkum edildiği tespitini yapmış olması açısından da önemli..

Evet bu tespitler yapılmış ama..

Dünyanın, insanlığın acizliğine bakın ki, hepimizin gözü önünde çoğu çocuk olmak üzere 26.000 insan, 3,5 aydır silahlarla, bombalarla bir çoğu da hastanede olmak üzere öldürüldüğü halde, bu soykırımı önleme noktasında dünyanın eli kolu dün de bağlı idi.

Bugün de bağlı kalacak gibi görünüyor.

Uluslararası Adalet Divan'ı açıklıyor: "Davada acil durum önlemleri konusunda karar verme yetkisine sahibiz ve davanın görülmesi için yeterli ihtilaf kanıtı bulunmaktadır, mahkemenin düşürülmesi taleplerinin reddine karar veriyoruz."

Uluslararası Adalet Divan'ı kararını açıklarken hatta bu cümlenin başındaki ilk kelimeyle son kelimeyi tamamladığı zaman dilimi arasında bile ya bir kişi öldürüldü ya da sakat bırakıldı.

Ancak divan oturum başkanı hakime hanım suyunu yudumlayarak kararı açıklamaya devam ediyor:

"Mahkeme acil bir durum olduğu tespitinde bulunmuştur ve telafisi mümkün olmayan sonuçların gerçekleşmesini engelleme niyetindedir."

Eeee

Sonucu söyle, hakime hanım da, ne yapılacağını bilelim..

Sonuçta yapılması gereken, uluslararası arenadaki en yüksek mahkeme olan Adalet Divanı'nın bu kararı sonrasında, Birleşmiş Milletler'in derhal bir barış gücü kurup, bölgeye göndermesi, bundan sonrasında soykırımın neticelerinin artmaması için sivil insanlara yönelik saldırıları durdurucu fiili insiyatif alması..

Yine Adalet Divanı'nın kararında belirtildiği üzere, açlık yaşayan bölge insanlarının acil ihtiyaçlarının, giderilmesi noktasında, bölgede bir koridor oluşturulması..