Soykırım ortaklarının embedded gazetecileri

Tabii ki yüksek sesle itiraz etmeniz gerekir.

İçerdeki siyasi ihtilafları bir kenara bırakarak, "siz kim oluyorsunuz da bu ülkenin bir bakanına yaptırım uygulamaya kalkıyorsunuz" tepkisi vermeniz gerekir.

Avrupa Parlamentosu'ndan Adalet Bakanı Akın Gürlek için bir yaptırım kararı hazırlığı iddiası gündeme gelince, ben bekledim ki tüm Türkiye'ye vücut olsun, sağcısı solcusu hep birlikte itiraz etsin.

Bu çerçevede ulusal gazetelerin hepsini önüme aldım.

"Bağımsızlık benim karakterimdir" şeklindeki Mustafa Kemal'e ait olduğu iddia edilen sözü sürekli hatırlatan Cumhuriyet gazetesine baktım.

Ben itiraz beklerken, ben Avrupa parlamentosuna Cumhuriyet gazetesinin hat bildirdiği haberi okumayı umut ederken.

Birinci sayfalarından konu ile ilgili tek satır haber yazmadıklarına, küçücük bir itirazda bulunmadıklarına şahit oldum.

Sözcü gazetesi'ne baktım. Ulusalcı geçinen yeri geldiği zaman Avrupa'ya posta koyduğunu iddia eden sözcü gazetesinde de birinci sayfalarında bir bakanımıza karşı hadsiz girişimle ilgili tek satır eleştirel bir haber yoktu.

Avrupa Birliği'ne ve onun bağlantılı tüm kuruluşlarına Haçlı İttifakı tanımlaması yapan milli gazeteye baktım. Onlarda da tek satır bir haber yok.

Said-i Nursi'nin talebesi olduğunu iddia eden yeni Asya gazetesine baktım, havlucu belediye başkanlarının tutuklanmasından sorumlu tutulan adalet Bakanlığı'na karşı Avrupa parlamentosundaki girişimi kınayan tek satırlık haber göremedim.

En nihayetinde bir gün gazetesine gelip takıldığımda.

Bu gazetelerin tek satır haber yapmamalarının bile, itiraz etmemelerinin bile bir vatanseverlik gösterisi olduğuna da şahit oldum.

Çünkü bağımsızlık iddiasındaki solcu gazetelerden Birgün, birinci sayfalarına koydukları haberde şöyle başlık kullanmışlar: "Gürlek'e yaptırım uygulansın"

Hani haberin içerisinde küçük bir eleştiri, "siz kim oluyorsunuz da Türkiye'nin bir bakanına yaptırım uygulamaya kalkıyorsunuz" diye bir küçük itiraz var mı, diye merak ettim.

Haber içinde de şöyle deniliyor: "Avrupa parlamentosu Genel kurulunda 17 Haziran'da Türkiye raporu oylanacak. Raporun taslak metnindeyse Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yaptırım listesine konulması önerisi var"

İdam sehpasına çıkartılan kişinin celladına hürmetler sunması gibi bir şey.

Birgün gazetesinin yöneticilerine sesleniyorum. Onların şahsında okurlarına sesleniyorum.

Avrupa parlamentosuna saygınız bu denli yüksek ise, niye Türkiye cumhuriyeti topraklarında yaşıyorsunuz.

Böylesine bir ihanete imza atmaktan çekinmediğinize göre size vatandaşlık da vereceklerdir, başka imkanlar da.

Niye Türkiye'de yaşıyorsunuz ki

Devamındaki ihanet cümlesini okuyunca sinirlerim hepten zirveye çıktı.

Birgün gazetesinden aktarıyorum: " Avrupa parlementosu Yeşiller grubundan Vladimir Prebilic, bu konuda bilgilendirilen Ankara'nın, 'bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı' diye sorulduğunu aktardı"

Ben hemen söyleyeyim.

Hem Vladimir'i muhatap alıyorum, hem de Vladimir'in sahtekarca sözlerini birinci sayfasından veren Birgün'ün yayın kurulunu muhatap alarak söylüyorum: Ankara'nın böyle bir teklifte bulunduğunu ya ispat edin, ya da namussuzluğunuzu, sahtekarlığınızı, ahlaksızlığınızı ilan ediyorum.

Tayyip Erdoğan'ın Avrupa parlamentosunun en yetkili isimlerine karşı, nasıl dişe diş mücadele ettiğini, Türkiye'nin hakkını hukukunu koruduğunu bilen insanlar olarak, şunu net olarak söyleyebilirim.

Vladimir, bu cümlenin kimin tarafından söylendiğini açıklayamaz.

Çünkü böyle bir cümle sarf edilmemiştir.

Çünkü bu Vladimir'in işkembesinden salladığı bir yalandır.

Birgün gazetesi de Vladimir'in ahlaksızlığının ortağıdır.