Solcular yolsuzluktan usanmaz.. Emekçi değil, zengin partisi.

Kaynağı belirsiz paralarla il binası satın alma onlarda..

Emekten yana açıklamalar yaptıkları halde, en aşırı lüksün, şatafatın kralı onlarda..

Acarkent villalarında, bir maaşlı insanın asla kalamayacağı villalarda oturmak onlarda..

Milyonluk saatlerin kola takılması onlarda.

Belediye iştiraklerine ödettirilen paralarla, partinin genel başkanına minibüs donanımı yaptırılması onlarda..

Baklava kutularına konulan rüşvetleri ilk duyduklarında, "Çok büyük utanç duydum" diyen parti genel başkanları onlarda..

Ama şimdi yeni kurdukları parti için, bağış kampanyası başlattıklarında, 5 günde 240 milyon TL para toplama da onlarda.. Hani dindar insanlara, "Biat" suçlaması yapıyorlar ya.

Dindar insan, iyilik olarak düşündüğü yardımı, samimiyet içersinde bir yere yaptığında, sonrasında farklı yerde kullanımından sorumlu tutulamaz.. O yardımı yapmış gibi, ecrini kazanır.

Bir yardım kuruluşunun yöneticilerini tanıyor isem.. Gerekli araştırmamı yaptıktan sonra, bir yanlış işlemlerini görmediğim için o kuruluşa yaptığım yardım, Hak indinde geçerli bir yardımdır..

Ya sol kafanın söyleminde durum ne

Tamamen maddi bir dünya söylemi var..

Her şey görüntüden ibaret.. Her şey pozitivizm ile izah ediliyor.

İnsanın iyiniyeti değil, samimiyetle yaptığı işlemdeki ihlası değil, görüntüsü önemli.

Ve işte onlar gerçekleri görüyorlar..

Rüşveti görüyorlar, lüksü görüyorlar, fuhuşu görüyorlar.. Belediye başkanlarının, kendisine ait pavyoda çalışan insanların, kamu kurumundan maaşa bağlandığını görüyorlar..

Bu adamların CHP'den ihraç edilmediği için, eski genel başkanları tarafından suçlandıklarını görüyorlar..

Ve sonra..

Bu ahlaksızlıklara imza atan isimlerin kurduğu belirtilen yeni partiye, yardım akıtıyorlar..

Kendi paralarıdır, karışacak değiliz..

Ama şunu iddia etmesinler: "Kurduğumuz parti, emekçilerin partisidir".

Değil işte..

Canlı delili ortada.

Kendileri itiraf ediyorlar, "5 günde 240 milyon TL topladık" diye.

Aynen, "şecaat arzederken merd-i kıpti, sirkatin söyler" sözündeki gibi..

Özgür Özel'in partisinin yetkilileri de, "240 milyon TL topladık" derken..

Aslında emekçilerin partisi olmadıklarını, zenginlerin partisi olduklarını itiraf etmiş oluyorlar..

Beykoz'un kenar mahallelerinin değil, Acarkent villalarında oturanların partisi olduklarını itiraf ediyorlar..

Üsküdar'ın kenar mahallelerindeki insanların değil, denize sıfır yalılarında oturanların partisi olduklarını göstermiş oluyorlar..

Yoksa, bu miktarda bir parayı, nasıl toplayabilirler ki

Bu yardımların arkasında, tıpkı istifa ettikleri CHP'de il binası satın almak için İBB iştiraki şirketin çantalarında taşıdıkları balya balya avrolarda olduğu gibi; kaynağı belirsiz paraların olma ihtimali, kuvvetle dillendiriliyor.

Nasıl olmasın ki..

CHP'ye İstanbul İl Binası satın alınırken işin içinde olan Özgür Karabat, şimdi o yeni kurulan partide..

Turan Taşkın Özer, yeni kurulan partide..

Veli Ağbaba yeni kurulan partide..

Daha ne kadar isim sayabilirseniz, hepsi CHP'den ayrılıp, hesap sorulmaması için, diğer partiye geçtiler..

Belediye başkanlarından da İstanbul İl Binası satın alınırken yaşanan yolsuzluğa dahil olan kim var ise, hepsinin yeni kurulan partiye geçtiklerini söyleyeceğim de.

Onun için birkaç gün beklememiz lazım.

Onlar topluca istifa etmenin hazırlığı içindeler..

Topluca CHP'den istifa edip, ne kadar yolsuzluk suçlamasına muhatap olan belediye başkanı var ise, hepsinin yeni kurulan partiye geçeceği belirtiliyor..

Bunların karşısında, bir de efelenmeleri yok mu

İnsanı gerçekten şaşırtıyorlar.

O yolsuzluklara imza atanlar, "Ya istifa, ya kelepçe" tehdidi altında imişler..

CHP'de bulundukları dönemde, partilerinden istifa etmedikleri takdirde, AK Parti'ye geçmedikleri takdirde, ellerine kelepçe vurulacağı tehdidi altında bırakılıyorlarmış..

Suçları yok ise..

Niye partilerinden istifa etsinler ki

Veya farklı açıdan bir soru:

Bu tehditi yapanlar hakkında, niçin hiçbirisi suç duyurusunda bulunma ihtiyacı hissetmiyor